Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hükümet elini DAÜ’den çekmeli

DAÜ’de şaka gibi bir şeyler oluyor.

Kıbrıslı Türklere ait kamu kurum ve kuruluşlarını iyi yönetemediğimiz ortada. KTHY battı. Kıb-Tek, BRTK, belediyelerimiz, son burs konusuyla eğitim bakanlığımız, tarım bakanlığımız…
Tümü de vizyonsuzluk nedeniyle mali yönden zor durumda.
Hep deriz ya “bir başarı hikâyesine ihtiyacımız var”…
DAÜ işte o başarı hikâyesidir.
Siyasetten arındırılmış, rektörünü orada çalışanların seçtiği, üstelik de acı reçeteleri uygulamayı başarıp mali yönden batmaktan kurtulmayı başarmış bir kurumumuz.
Rektör Abdullah Öztoprak, bu mali politikaları uygularken, üniversite içerisinde bulunan üç sendika da ciddi fedakarlıklar yaptı.
Çalışan, geçmişe göre, bugün daha az maaş alıyor.
Bu okul için önemli “aile olunduğunun” gösteresi.
5 yıl önce, “DAÜ’yi kimler satın alacak” diye tartışırken, bugün geldiğimiz noktaya bakın.
16 bin öğrenci…
Artan akademik kalite…
Kendi kendine yeten, yetmek için “işbirliği” yapabilen bir “yönetim- çalışan” tablosu…

Siyaset dikkat etmeli
Rektör Abdullah Öztoprak, çeşitli gerekçeler öne sürerek, rektörlük seçiminin öne alınmasını istedi.
DAÜ Senatosu da buna onay verdi.
56 kişilik senatoda, 35 tane profesör bulunuyor…
Geriye kalanlar da Doçent, yardımcı doçent…
“1” ret oyuyla,  “seçime” onay verdi senato…
Buna rağmen, başbakan “tehdit” içerikli bir açıklama ile, “rektörü aklı selime davet ediyorum” diyor…
Senato seçim kararı almış…
Zamanlama olarak da “yerel seçim sonrasını” benimsemiş…

Başbakan diyor ki, “Seçim var…”
“Seçim var” diyor ya başbakan…
En çok ona içerledim…
UBP hükümetleri hariç, hiçbir dönemde siyaset bu kadar DAÜ’nün içinde olmak istemedi.
Vakıf Yöneticiler Kurulu’na bakar mısınız?
Başkanı DP’den belediye başkan adayı, istifa etmemiş…
Bir diğer üye DP’den Tatlısu Belediye Başkanı…
Diğer iki üye, CTP’den belediye meclis üyesi adayı…
Bunu nasıl izah edersiniz…
Nerede, “demokratik ve özerk üniversite” hedefi CTP’nin?
Orada, “senatosu, kurulları, sendikaları” ile bir yapı var.
Ya bu yapı kendi kendini yönetecek…
Ya da geçmişe döneceğiz…
Batacak…
Mali olarak dibe vuracak…

***
Fetva ile kurum yönetemez siyasiler

 

Neden mi bu noktaya geldim…
Kıb-Tek’i de BRTK’yı da siyasilerin iki dudağının arasından çıkan “fetvalar” ile yönetmekten vazgeçmemiz şart.
Özerkleştirme, siyasetsizleştirme bu kurumlarımız için de hayati konular…
Şaka bunun neresinde peki?
Statükoyu değiştirmek için halktan yetki isteyenler, DAÜ’de statükoyu hortlatmanın derdine düştüler.
Özerk üniversite yönetimi diye yola çıkanlar şimdi rektörlük seçimini bahane gösterip üniversiteye siyaseti sokuyorlar.
Birileri, akademisyen sendikasına “güç bende” demek için perde gerisinden iş çeviriyor…
Diğeri, “sorununuzu ben çözerim” diyerek, işçi sendikaları ile el ele veriyor…
DAÜ’yü düşünen yok…

O dönem geçti…
Başbakan’ın, Başbakan Yardımcısı’nın bir telefonla üniversiteye istihdam yaptırabildiği eski günlerin özlemi ile yanıp tutuşuyor birileri…
Özkan Yorgancıoğlu’nun bu yönde bir talebi var mı?
Peki Serdar Denktaş’ın?
Üniversitede çalışan akademisyenler infial içinde.
Telefonlarımız susmuyor. Yıllardır üniversiteye siyaset karıştırılmasın diyenler şimdi nasıl ağırlıklı olarak akademisyenlerden oluşan senatoyu hiçe sayıp tüm yetkiyi siyasilerin belirlediği Vakıf Yönetim Kurulu’na aktarmaya çalışır?
Soru da yanıtı da çok basit aslında.
Üniversite içinde muhtemelen akademik performansı sorgulanabilecek birkaç kişi siyasi bağlantılarını ve sendikalarla ilişkilerini “rektörü yeme operasyonu” için devreye sokmuş durumda.
Özkan Yorgancıoğlu’nun “aman sendikalarla aram bozulmasın” hassasiyeti de oradaki sendikalar da bu iş için pervasızca kullanılıyor.
Belli ki bu birkaç kişi yakın geçmişte üniversitede yaşananlardan hiç ders çıkarmamış, koskoca bir üniversiteyi tekrardan yangın yerine dönüştürmek için kollarını sıvamışlar.

***
Arter, istifa için ne bekliyor?

Belli ki hükümeti oluşturanlar, DAÜ için uzlaşmış…
“Bu rektörle olmaz…”
Tamam başka rektör olsun…
Peki ne yapacaksınız o zaman?
Siyasi ömrünü tamamlayanların, istihdam edilmesi için yeni rektöre mi baskı yapacaksınız?
Bölüm başkanı kim olacak, kim terfi alacak, temizlikçi istihdamını hangi örgüt kullanacak?
Bunlarla mı uğraşacak siyaset…
DAÜ’de hem de…
LAÜ’deki kavga bitiş, şimdi sıra DAÜ’de mi?
Demokrasi rafa kaldırılacak, rektör seçimi ile ilgili yetki çalışandan alınıp siyasilerin güdümündeki VYK’ya devredilecek ve operasyon tamamlanacak!
Bu kadar kolay mı bu işler Sayın Yorgancıoğlu?
Sayın Denktaş?
DAÜ’de yeni bir rektör seçilecekse bunun kararını orada çalışanlar vermeli.
Ülkedeki mevcut düzenden nemalanan ve siyasileri de bazen hakaretle bazen okşayarak abluka altına almayı çok iyi başaran birkaç kişilik çıkar lobileri değil…

***
Son sözüm sendikalara

Sendikaların belli ki Abdullah Öztoprak ile problemi var…
Siyasilerin DAÜ’deki çıkarları ile sendikacıların ve kitlelerinin çıkarı “şimdi uyum sağlamış” olabilir…
Ama bunun zararını Özkan Yorgancıoğlu görmez…
Serdar Denktaş da görmez…
Abdullah Öztoprak da görmez…
Ama DAÜ görür…
Çalışan da görür…
DAÜ, kendi sorunlarını “akademik süreç içerisinde” çözmek zorundadır.
Bugün siyasilerin desteği ile DAÜ’deki durumu değiştirdiğini sananlar, yarın siyasilerin talepleri ile yüzleşince, eskiye çabucak dönerler…
Bu yazı, “Abdullah Öztoprak rektör kalsın” yazısı değildir.
Bu yazı, “demokrasi” talebidir…
Bu yazı, “siyaset elini DAÜ’den çeksin” yazısıdır…
Bu yazı, “DAÜ’nün paydaşları, DAÜ’ye sahip çıksın” yazısıdır.
Umarım, doğru algılanır…
Gerisini kimseyle tartışmayacağım…