Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çözüm kapıda duruyor

Çok ciddiye almıyoruz galiba…

Ama süreç ilerliyor…
Esra Aygın’ın ardı ardına konunun muhatapları ile yaptığı röportajlar, Kıbrıs sorununda hızla ilerlendiğini gösteriyor…
Müzakereciler ciddi ciddi çözümü görüşüyor…
Birçok konuda aslında “kabaca” uzlaşı var.
ABD bu bölgede bir “başarı” istiyor ve en uygun alan da Kıbrıs adası…
Türkiye, çözüme destek veren vizyonuna devam ediyor.
Yunanistan, AB’nin dümen suyunda, çözüm için bir engel değil.
Bazı konularda çok ciddi yakınlaşmalar var.
Bazı noktalarda da psikolojik engeller…
Örneğin

İki tarafı da ciddi ciddi düşündüren konu, “Güney’den Kuzey’e gelecek olanlar nereye yerleşecek? Kuzey’deki mülkünden çıkacak Kıbrıslı Türkler nasıl rehabilite” edilecek…
Örneğin benim büyüdüğüm köy Alaniçi…
Küçük bir bölümü hariç, tamamı Rum malı…
Rum sahipleri gelmek isterse ne olacak?
Bizim köylüler 40 yıldır kaldıkları evleri mi boşaltacaklar?
Yoksa, Rumlara o bölgede yeni yerleşim alanları m ı yaratılacak?
Uzatmayalım, “mal- mülk sorunu” en çetrefilli konu.

“Meclis ve hükümet devre dışı”
Cumhurbaşkanı dün Parlamento’ya bilgi verdi.
CTP ve TDP’li milletvekilleri gelişmelerden rahatsız.
Masada çözümün görüşüldüğü ancak Meclis’in ve hükümetin devre dışı bırakıldığı dillendirildi.
Ne istediler peki?
Cumhurbaşkanı’ndan Meclis’te de çözüm süreci için bir komitenin kurulması önerisi var.
Cumhurbaşkanı zaman zaman parti liderlerini bir araya toplayarak bilgilendiriyor.

İstenildiği zaman Bakanlar Kurulu ve Meclis’e de bilgi veriyor…
Yeterli mi?
CTP ve TDP için yeterli değil.
Peki UBP ve DP için öyle mi?

“Ben bilmem Eroğlu bilir”
UBP ve DP milletvekilleri ise çok rahat.
Sorumluluğu Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na atıyorlar:
“Eroğlu’na güvenimiz tam…”
Bu biraz da sorumluluktan kaçmak değil midir?
Tam da budur.

***
Rum müzakereci geri adım attı

Müzakereciler “haftada iki” görüşmek için sözleşti.
Türk tarafı da çalışmalarını buna göre yaptı.
Geçtiğimiz hafta, Rum Müzakereci Mavroyannis, “Biz haftada iki görüşme için hazırlanamıyoruz” diyerek, görüşme sayısını haftada bire indirdi.
Türk tarafı haftada iki görüşmeye hazır…
Bu kötü oldu.
Rum tarafının müzakere ekibinin daha geniş olduğu, al- vere hazırlandığı söylendi hep.
Peki neden Türk tarafı haftada iki kez görüşmeye hazırlanabiliyor da Rum tarafı hazırlanamıyor?
Hani Rum müzakere ekibi 70 kişilik bir gruptan oluşuyordu?
Sorunu zamana yayma taktiği değildir umarım…
Rum Müzakereci Mavroyannis, haftada bir görüşme ile yol alınamayacağını bilmiyor mu?

***

Liderler hiç görüşmesin
Müzakereciler Rum tarafının isteği ile haftada bir görüşecek…
Ya liderler…
Ayda bir…
İki ayda bir…

Bu mantıkla nasıl ilerleme sağlanacak.
TDP eski Başkanı, Lefkoşa Milletvekili Mehmet Çakıcı’nın bir saptaması var:
“Eroğlu’nun acelesi yok…”
E toplumun var…
Kıbrıs Türkü yıllardır uluslararası hukuk, ekonomi ve ticaretin dışında debelenip duruyor.
Kıbrıs sorununda çözüm, Türkiye’nin AB süreci ve Rum tarafının çözümü zorlamayan tavırları nedeniyle en fazla Kıbrıslı Türklerin ihtiyacıdır.

***

Damacana ve çip
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı önemli bir adım attı ve su damacanalarına “çip” takılmasına karar verdi.
Böylelikle, damacanaların hijyenik kurallar çerçevesinde temizlenip temizlenmediği, kaç kez dolum yapıldığı, su kalitesinin ne olduğu gibi birçok konuda denetim yapılabilecek.
Bu yolla tüketici de “çipi” olmayan damacana almayarak, bir şekilde kendisini korumaya alacak.
Ne kadar önemli değil mi?
Türkiye genelinde 200 milyon adet damacanadan bahsediliyor. Ağustos 2014 sonuna kadar da tamamında çipli sisteme geçilecek.
Bu alana ciddi denetim gelecek…

Peki bizde durum nedir?
Zaman zaman damacana su ile ilgili denetimler gündeme geliyor.
Raporlar gündeme geliyor…
Peki biz bir damacananın kaç kez kullanıldığını biliyor muyuz?
Türkiye Sağlık Bakanlığı tarafından atılan bu adımın örnek olmasını bekliyoruz…