Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu, asgari ücretin, “bir lütuf veya pazarlık malzemesi” olmadığını belirtti.
Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ), İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun’un katıldığı bir televizyon programında, asgari ücret tespit sürecine ve sendikalara yönelik sarf ettiği sözlerin, “somut gerçeklikten tamamen uzak” olduğunu savundu. Sendika, kamu ve özel sektör emekçilerinin karşı karşıya getirilmek istendiğini kaydetti.
DEV-İŞ Yönetim Kurulu imzasıyla yapılan açıklamada, asgari ücretin, “bir lütuf veya pazarlık malzemesi” olmadığı belirtilerek, “Asgari ücret, bilimsel veriler ışığında, dört kişilik bir ailenin gıda, sağlık, barınma, eğitim ve sosyal ihtiyaçlar gibi en temel insan hakları gözetilerek, belirlenmek zorundadır. Bunun dışındaki her türlü iddia, emeğin hakkını gasp etmeye yönelik hamasi bir söylem ve bilinçli bir çarpıtmadır” ifadelerine yer verildi.
Asgari ücretin, kaç dönemdir sistematik bir şekilde, resmi hayat pahalılığı oranlarının dahi altında bırakılarak, geriletildiği savunulan açıklamada, son belirlendiği dönemden bugüne enflasyonun durmaksızın tırmanmaya devam ettiği ve asgari ücretlinin alım gücünün düştüğü kaydedildi.
Açıklamada, “Peş peşe gelen insafsız zamların ardından emekçinin sadece akaryakıt bazındaki net kaybı bile 100 litrenin üzerindedir. Temel gıda maddelerindeki, kiralardaki ve faturalardaki kayıp ise bu hesaplamanın çok daha ötesindedir” denildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın icraatlarının eleştirildiği açıklamada, bakanlığın asli görevinin, “sermayenin kâr marjını korumak ve işverenlerin uymadığı kurallara göz yummak değil, ülkenin asıl motor gücü olan işçiyi, emekçiyi ezdirmemek ve haklarını sonuna kadar korumak” olduğu hatırlatıldı.
“Sermaye temsilcileri, emekçileri bölerek, kendi sömürü düzenlerini sürdürmek ve buradan çıkar devşirmek istemektedir” denilen açıklamada, “Toplumsal dayanışmayı dinamitleyen bu tehlikeli oyuna, bakanlığın taraflı tutumuna ve halkın sefalete mahkûm edilmesine” izin vermeyecekleri ve tüm işçi sınıfının insanca yaşam hakkını savunmaya devam edecekleri belirtildi.


































