Politis gazetesinde BM nin hazırladığı çerçeveyle ilgili tartışmalar sürerken, Türk tarafındaki bazı yetkililerin böyle bir çalışma yok şeklindeki açıklamaları gerçekten hayret vericidir.
Güneyde, önemli medya kuruluşlarında yöneticilik veya yazarlık yapan birçok arkadaşımla konuyu tartıştım.
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Atasözü gerçekte bugünü yansıtmaktadır.
Konuştuğum ve bilgiye erişimleri çok kolay olan insanlar bu çerçeve üzerinde çalışıldığını doğruladılar.
Bu çerçevede rol alanların başında Gutteresve AB gelmektedir.
Hristodulidis’in bu dönemde Türkiye’nin çıkarlarından söz etmesinin ardında AB ülkelerinin dayatmaları gelmektedir.
Hristodulidis’e açıkça, AB nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğu iletildi.
Kıbrıs mı, Türkiye mi çıkmazını görmek istemediklerini, öyle bir pozisyona getirilmeleri halinde FATURAYI GÜNEY KIBRISA KESECEKLERİNİ açıkça söylediler.
Bu dönemde ABD nin Kıbrıs konusunda açık bir rol üstlenmemesinin ardında, Güvenlik sorununda, Kıbrıs’ın NATO ya alınmasıyla bu sorunun çözüleceği görüşü her yerde hakimdir.
ABD İran’la bölgesel çatışmayı sonlandırmaya çalışırken, NETANYAHU nundirenmesi noktasında, Netanyahu’ya da yol verileceği Güney Kıbrıs’ta yoğun olarak tartışılmaktadır.
Zaten ABD ve İsrail Lübnan’da FALANJİSTLER ile yeniden sıkı bağlar kurarak, Lübnan’ı da kendi kontrolüne almayı başardılar.
Bölgesel olarak Erdoğan AB ve ABD için en önemli lider pozisyonunu korumak için, Erdoğan hem AB ye hem de Gutteres’e Kıbrıs konusunda esnek bir çizgi izleyeceği sözünü vermiştir.
Erhürman’ın metodojolisi bu dönemde Rumlar üzerinde BM ve AB nin baskısının artmasına yol açarken, Türkiye’yi de rahatlatmıştır.
Türkiye artık YAN YANA İKİ DEVLET söylemine dönerken, Annan Planı benzeri iki kurucu devlet kavramına da yeşil ışık yakmıştır.
Kıbrıs sorununu dar bir çerçeveden ele alanlar, sorunu Rum Türk çatışması çerçevesinde ele almaya çalışmaktadırlar.
Oysa Kıbrıs Akdeniz’in batmayan uçak gemisi ve önemli enerji kaynaklarının hemen yanındadır.
Böyle stratejik önemi olan bir adadaki politik süreçlerin yönlendirilmesini sadece Rumlara ve Türklere bırakmaK, ASLA DÜŞÜNÜLEMEZ.
Kuzey Kıbrıs’tan bir dönem çözüm çalışmalarında görev almış yetkililerin bu dönemde çeşitli çekincelerle yeni sürece karşı çıkma çabaları gerçekten ilginçtir.
Bu arada, Türkiye’nin yeni süreçte oynadığı olumlu rolü görmezlikten gelen sol sapmanın gerçekte çözümsüzlüğe hızmet ettiğini açıkça söylemeliyiz.
AB ve BM nin birlikte yürütmeye başladıkları yeni politika, Türkiye’yi bölgede çok önemli bir OYUN YAPICI pozisyonuna sokmaktadır.
Bu oyun yapıcı pozisyonu Türkiye daha önceden , ANNAN PLANINDA ve MontanadaÜSTLENMİŞ, ancak Rumlara yeterli baskı yapılamadığı için süreçler başarıya ulaşamamıştı.
Hristodulidis gibi sicilli ÇÖZÜM KARŞITI bir adamın, Kıbrıs sorununun çözümü yolunda Türkiye’nin de çıkarları olduğundan söz etmesi, gidilecek köyün minarelerinin işaretidir.


































