İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin ABD’nin bölgedeki adımlarından umduğunu bulamadığını, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan ve savunma sanayisinde yüzde 80 yerli üretimle yeterlilik oranına ulaşan Türkiye’nin, İsrail için İran’dan çok daha büyük ve tehlikeli bir tehdit olduğunu yazdı.
Maariv gazetesindeki köşe yazısında, Türkiye’nin savunma sanayisinde katettiği ilerleme ve askeri gücüne dair değerlendirmelere yer verildi.
Yazıda, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve savunma sanayisindeki yaptığı atılıma ilişkin şu ifadeler kullanıldı:
“NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, İsrail için İran’dan çok daha tehlikeli bir tehdit oluşturuyor. Türkiye, günümüzde askeri teçhizatının yaklaşık yüzde 80’ini kendi bünyesinde üreten gelişmiş bir savunma sanayi altyapısı inşa etmiş durumda.”
Washington-Tel Aviv hattındaki kırılmaya değinilen yazıda, “ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile bitmek bilmeyen müzakerelerden sıkılarak İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik ihtiyaçlarına yönelik sergilediği sert, kaba ve beklenmedik tavır değişikliğinin şokunu henüz atlatamamışken, şimdi karşımızda İran’dan belki de daha tehlikeli yeni bir meydan okuma duruyor: Türkiye.” denildi.
Yazıda, ABD’den sonra NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye’nin tank sayısına ilişkin veriler paylaşıldı ve yerli üretim Altay tankına dikkati çekildi.
Türkiye’nin askeri teçhizatının yaklaşık yüzde 80’ini kendi üreten ve buna yerli imkanlarla geliştirilmiş çok katmanlı bir hava savunma sistemini de dahil eden gelişmiş bir askeri sanayi sistemi kurduğuna vurgu yapılan yazıda, “Türk ordusu devasa bir kuvvet yapısına sahip. Hava Kuvvetleri, çoğunluğu F-16’lardan oluşan yaklaşık 200 uçağın yanı sıra taarruz helikopterlerini barındırıyor. Ancak İsrail ile yaşanabilecek olası bir çatışmada asıl tehdit, 14 denizaltı, fırkateynler ve amfibi hücum gemisini (TCG Anadolu) içeren Deniz Kuvvetleri kanadından gelecektir.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Yazıda, Türk ordusunun, hem onlarca yıldır terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadelede hem de Suriye ve Irak’ta topçu, zırhlı birlikler ve hava kuvvetlerinin koordineli kullanımıyla, “gerek meskun mahal gerekse zorlu dağ savaşlarında” kapsamlı bir operasyonel deneyime sahip olduğu belirtildi.
“Mavi Vatan” doktrinin ise Türkiye’nin Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de siyasetini belirlediğine işaret edilen yazıda, bu doktrinin “İsrail ile ortaklık kuran Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin deniz sınırlarını boşa çıkardığı” değerlendirmesine yer verildi.


































