Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Prof. Dr.Nilgün Sarp yazdı: Eğitimde Küresel Dönüşüm ve Geleceğin Paradigmaları

Eğitimde Küresel Dönüşüm ve Geleceğin Paradigmaları

Yeni bir Üniversite yerleştirme sınavını geride bıraktık, 2026 yılı Yükseköğretim Kurumları Sınavı kapsamında, KKTC’den öğrenciler dahil toplam 2 milyon 425 bin 560 aday katıldı. Çocuklar ve ailelerinin yaşadığı stres, kaygı ve heyecanı iki kez yaşamış bir anne olarak, çevremdeki genç ve ailelerin yaşadıklarını bu yıl da gözlemledim.

Haberlerden okuduğum güncel bir gelişme, Çin’in yapay zekâ, robotik ve dijital ekonomiye uyum sağlamak amacıyla istihdam piyasasında karşılığı azalan; sanat, beşeri bilimler, bazı dil ve işletme/yönetim programları gibi yaklaşık 12.000 üniversite bölümünü/programını kapatması ve yerine 10.000’den fazla teknoloji odaklı yeni program açması  üzerine izlediğim “Eğitimde yaşanan bu dönüşüm hakkında daha kapsamlı bir görsel analiz ve küresel değerlendirmeler China cutsobsoleteuniversity degrees videosu” , Çin’in yüksek işsizlik krizi ve yapay zekâ çağındaki yeni istihdam hedefleri doğrultusunda eğitim sistemini nasıl yeniden yapılandırdığını ve beşeri bilimlerden teknoloji odaklı alanlara geçiş sürecini anlatmaktaydı. Aslında OECD tarafından önemli bir rapor yayınlandı, “Trends ShapingEducation 2025, makro düzeydeki bu eğilimlerin eğitim üzerindeki yansımalarını anlamak için kapsamlı bir teorik çerçeveyi içermekte.

Özellikle bu raporun bizlere aktardığı önemli çıkarımlarıve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

A-Eğitimde Yeni Eğitim Paradigmaları ve Yapısal Dönüşüm

1-İçerik Merkezli Eğitimden Yetkinlik Odaklılığa Geçiş

Geleneksel eğitim anlayışının en büyük açmazlarından biri, öğrenciye yoğun bir bilgi (içerik) yüklemesi yapmasıdır. Ancak çağdaş dünyada “öğrencinin ne bildiğinden çok, bildiklerini gerçek yaşamda nasıl kullanabildiği” kritik bir önem kazanmıştır. Bu bağlamda, Yetkinlik Temelli Eğitim (Competency-based Education) yaklaşımı öne çıkmaktadır. OECD, öğrencilerin yalnızca pasif bilgi alıcıları olmasını değil; problem çözme, etkili iletişim, iş birliği ve eleştirel düşünme gibi üst düzey bilişsel becerileri geliştirmelerini savunmaktadır. Bu yaklaşım, literatürde “21. yüzyıl becerileri” olarak adlandırılan anlayışın temel taşıdır. Oysa bizler halen yoğun bilgi aktaran eğitimciler durumundayız.

2-Okul Sınırlarının Ötesi: Gerçek Yaşama Yakın Eğitim

Eğitimin soyut ve teorik kalması, mezunların iş gücü piyasasına uyumunu zorlaştırmaktadır. Gerçek Yaşama Yakın Eğitim (Education Close to Real Life) akımı, öğrenmeyi okul duvarlarının dışına taşımaktadır. Proje tabanlı öğrenme modelleri, staj programları ve gerçek dünya problemleri üzerine kurulan vaka analizleri, öğrencilerin teorik altyapıyı uygulamaya dökmesini sağlar. OECD’nin de sıklıkla vurguladığı üzere, okul ile gerçek yaşam arasındaki bağın güçlendirilmesi, eğitimin toplumsal ve ekonomik faydasını maksimize etmektedir.

KKTC de öğrenciler staj konusunda sorun yaşamaktadırlar. Hem staj yeri bulmakta hem de etkili staj uygulamaları edinmeleri konusunda sorunlar bulunmaktadır.

3-Küreselleşme ve Girişimcilik Odağı

Eğitim sistemleri artık sadece ulusal sınırlar içinde değil, küresel bir düzlemde rekabet etmektedir. Uluslararasılaşmış Eğitim (Internationalized Education); küresel vatandaşlık bilincini, kültürlerarası yeterliliği ve uluslararası akademik iş birliklerini zorunlu kılmaktadır. Öğrenci ve öğretim elemanı hareketliliğinin artması, çok kültürlü ortamlarda çalışabilme becerisini beraberinde getirir. Bununla birlikte, dönüşen iş dünyası sadece mevcut işlere yerleşecek “çalışanlar” değil, yeni fırsatları görebilen girişimci ve yenilikçi bireyler aramaktadır. Eğitim programlarında yaratıcılık, inovasyon ve risk alma gibi girişimcilik becerilerinin desteklenmesi, ekonomik sürdürülebilirliğin anahtarıdır.

Türkiye’de uygulanan uluslararası değişim programları buna imkan sağlamaktadır ancak KKTC’nin uluslararasında tanınmamış bir ülke olmasının verdiği olumsuzlukları ne yazık ki öğrenciler de yaşamaktadır.

B- Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Destekli Öğrenme Ortamları

1-Bireyselleştirme ve Yapay Zekâ Entegrasyonu

Her bireyin ilgi alanı, bilişsel kapasitesi ve öğrenme hızı birbirinden farklıdır. Bireyselleştirilmiş Programlar (Individualized Programs), her öğrenciye özel öğrenme yolları ve kişiselleştirilmiş planlar sunmayı hedefler. Bu hedefin en büyük kolaylaştırıcısı ise Yapay Zekâ (AI) teknolojileridir. Yapay zekâ destekli öğretim sistemleri; veri temelli analitikler yoluyla öğrencinin eksiklerini tespit edebilir, ölçme-değerlendirme süreçlerini otomatikleştirebilir ve akıllı rehberlik uygulamaları sunabilir. OECD raporları, yapay zekânın eğitimde fırsat eşitliği ve kişiselleştirme bağlamında sunduğu bu dönüştürücü güce özel bir vurgu yapmaktadır.

Ne yazık ki hem Türkiye’de hem de KKTC’dekiüniversitelerin bilgisayar altyapısı bu imkanları öğrencilere sağlaması açısından yetersizdir.

2-Esnek ve Çeşitlendirilmiş Öğrenme Teknolojileri

Geleneksel sınıf içi eğitim, yerini hibrit ve dijital ekosistemlere bırakmaktadır. Bu kapsamda öne çıkan dört temel teknolojik yapı şunlardır:

MOOC (Kitlesel Açık Çevrim İçi Dersler): Bilgiyi küresel ölçekte demokratikleştirerek herkes için erişilebilir kılar.

Hibrit Eğitim: Yüz yüze eğitimin sosyal avantajları ile çevrim içi eğitimin esnekliğini birleştirir.

Tersyüz Sınıf (Flipped Classroom): Teorik bilginin evde (dijital materyallerle) edinildiği, sınıf zamanının ise tamamen pratik, tartışma ve uygulamaya ayrıldığı aktif bir modeldir.

XR (Genişletilmiş Gerçeklik): Sanal, artırılmış ve karma gerçeklik teknolojileri sayesinde, tehlikeli veya maliyetli deney/uygulamaların güvenli bir simülasyon ortamında yapılmasını sağlar.

Özellikle “Esnek ve Çeşitlendirilmiş Öğrenme Teknolojileri” konusunda eğitim verenlerin yetkinliği sağlanmalıdır. Ancak alan uzmanı olmayan akademisyenlerin, alanı dışında ders verebildiği bir yapıda bunun sağlanması da olanaksız görülmektedir.

C- Zamanın ve Kurumsal Yapıların Akışkanlaşması

1-Mikro Yeterlilikler ve Programların Parçalanması

Dört veya beş yıllık uzun lisans programları, hızla değişen endüstriyel taleplere yanıt vermekte hantal kalabilmektedir. Bu durum, Programların Parçalanması (Fragmentation of Programs) eğilimini doğurmuştur. Uzun süreli diplomalar yerine, belirli becerileri kısa sürede kazandıran modüler yapılar, kısa kurslar ve sertifika programları yaygınlaşmaktadır. Bu doğrultuda, dijital rozetler (badges) ve mikro yeterlilikler, bireylerin spesifik yetkinliklerini iş piyasasında hızlıca kanıtlamalarına olanak tanımaktadır. OECD, esnek istihdam piyasasında mikro yeterliliklerin yasal ve kurumsal olarak tanınmasının önemine dikkat çekmektedir.

Bu konunun hem Türkiye’de hem de KKTCde yakın zamanda gerçekleşmesi mümkün değildir. Ancak böyle bir kavramın varlığının bilinmesi farkındalık artırılması açısından yaralıdır.

2-Yaşam Boyu Öğrenme ve Zamanın Akışkanlaşması

Eğitimin sadece hayatın ilk çeyreğinde (çocukluk ve gençlik) tamamlanan bir süreç olduğu algısı tamamen yıkılmıştır. Zamanın Akışkanlaşması (Fluidization of Time), öğrenmenin belirli yaş ve dönemlerle sınırlandırılamayacağını ifade eder. Bireyler, kariyerleri boyunca “yeniden beceri kazanma” (reskilling) ve “beceri yükseltme” (upskilling) amacıyla yaşamlarının her aşamasında öğrenmeye devam etmek zorundadır. Yaşam boyu öğrenme, artık bir tercih değil, sürdürülebilir bir kariyer için zorunluluktur.

Özellikle son yıllarda giderek artan 60 artı öğrenme programları güzel örnekler olarak sunulabilir. Bu programların Türkiye’de ve KKTC de varlığı umut verici olmakla birlikte sayılarının artırılması gerekmektedir.

Dolayısyla OECD’nin Trends Shaping Education 2025 raporunda yer alan küresel eğilimi net bir gerçeği ortaya koymaktadır: Eğitim sistemleri, statik ve bilgi aktaran geleneksel yapılardan; beceri geliştiren, teknoloji destekli, esnek, bireyselleştirilmiş ve yaşam boyu öğrenmeyi esas alan proaktif ekosistemlere dönüşmektedir.

Bu dönüşüm, makro ve mikro düzeyde eğitim yöneticileri için yeni sorumluluklar doğurmaktadır. Geleceğin eğitim kurumlarını başarıyla yönetebilmek için;

Stratejik Liderlik: Geleceğin becerilerini öngörerek müfredatları dinamik tutmayı,

Dijital Dönüşüm Yönetimi: Yapay zekâ ve XR gibi teknolojileri pedagojik bir temelde sisteme entegre etmeyi,

Yenilik Yönetimi: Mikro yeterlilikler ve hibrit modeller gibi esnek yapıları kurumsallaştırmayı,

İnsan Kaynağının Geliştirilmesi: Öğretmen ve akademisyenlerin bu yeni nesil rollere (mentorluk, rehberlik) uyum sağlaması için sürekli desteklenmesini gerektirmektir.

Sonuç olarak, eğitimde küresel trendleri doğru okumak ve bunları yerel politikalara esnek bir şekilde uyarlamak, toplumların gelecekteki refah düzeyini ve küresel rekabet gücünü belirleyen en temel unsur olacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar

•  OECD (2025). Trends Shaping Education 2025. OECD Publishing, Paris. DOI: 10.1787/ee6587fd-en.

•  Sarp, N. (2026). Eğitimde Geleceği Şekillendiren Eğilimler ve OECD Perspektifi Üzerine Notlar.

•  China cutsobsoleteuniversity degrees

  https://www.youtube.com/watch?v=xUIv7JP9M7I&t=36s