Zamların tümüne kılıf bulundu…
Tüp zammını gaz sağlayan ana şirket ve tüp satan iki şirket yaptı…
Akaryakıt zammını UBP otomatiğe bağladı, CTP devam ediyor… Hem CTP zamanında “15 kuruşcuk” zam yapıldı…
Eyvallah…
“Elektriğe de zam olmasaydı özelleştirilmek zorunda kalınırdı haaaa…”
Zaten bu zam, “HP olarak da memura yansıtılacak”…
Sayın Başbakan öyle demedi mi?
Ne kalıyor geriye?
Özel sektör…
Önemi yok değil mi?
Durum vahim
Piyasada herkesle konuşun. Neredeyse herkes ya cepten yiyor, işini büyütmüyor… Ya da gelecekten yiyor…
Merkez Bankası verilerini inceleyin…
Şirketlerin birikimlerinde hızlı bir azalma var…
“Şahısların birikimleri” ise artıyor.
Tablo net aslında. Vatandaş ciddi şekilde tasarrufa yönelirken, piyasadaki para da hızla geri çekiliyor.
Şirketlerin ciroları azalıyor…
Marketlerin günlük satışında ciddi erime var…
Elbette “dış etkenler” nedeniyle Kıbrıs Türk ekonomisi de olumsuz etkileniyor…
Devlet bunun için vardır
Yani TL bağımlılığımız nedeniyle döviz karşısında alım gücümüz hızla düşüyor.
Kamu, “denk bütçe çabası” nedeniyle kendi gelirlerinden vazgeçemiyor ve “fonlar” yaşamın bir parçası haline geldi.
Devlet bir çok alanda “fon”dan vazgeçse, hayat ucuzlayacak ama, mümkün değil.
Elektrik fiyatı arttı…
Akaryakıt fiyatları arttı…
Tüp gaza zam…
Şimdi de zincirleme olarak göreceksiniz ki, ete, süte, meyveye, sebzeye zam gelecek.
Şimdi “yeni yıl alışverişi” nedeniyle bastırılan tüketim maddesi fiyatları, Ocak 2014’den itibaren tırmanışa geçecek.
Devlet işte bu noktalarda devreye girmeli.
Hükümetler de bu noktalarda devlet mekanizmalarını halkı için kullanmalı.
Tepeden tırnağa zam
Enerji maddelerine zam yapmak demek, tepeden tırnağa zam demektir.
Bu nettir.
Yeni yılın yüzü suyu hürmetine üretime zam yapılmadı.
Döviz karşısında, elektrik faturaları karşısında, akaryakıt ve gaz tüketimi karşısında gideri artan işletmeler, bunu fiyatlara yansıtmadı.
“Yansıtmayacak” anlamına gelmez.
Peki ya vatandaş?
Sadece tüp gaza yapılan zam neden ile her haneden ortalama 20 TL alındı.
Son 12 ay baz alındığında, ortalama 100 TL her araç için daha fazla akaryakıt ücreti ödeniyor. 2 araba olduğunu düşünün her evde?
Elektrik faturalarına da ortalama 50 ile 100 TL arasında fark var.
Bir nefes…
Hükümetler bunun içindir…
Vatandaş “zam kazığı” der, siyasetçi “fiyat ayarlaması”…
Geçmişte CTP’nin “zam” diyerek tepki gösterdikleri, şimdi “fiyat ayarlaması” oldu…
UBP’nin “fiyat ayarlaması” dedikleri de “zam” oldu.
Siyaseten değişen bir söylem yok ama…
Halkın alım gücü hızla dibe iniyor.
Bu ekonomide zincirleme sorunları beraberinde getirebilir.
Hükümetin “piyasaya” bir nefes aldırması kaçınılmazdır.
Bunu nasıl yapacak?
Esnafa kredi olanakları mı yaratılır? Fonlardan mı vazgeçilir? Devlet harçlarına zam mı yapmaz? Üreticiye mazot ve elektrik desteği mi sağlanır?
Bilemem…
Bildiğim vatandaşın zorda olduğu…
Memurun alım gücü azalırken, özel sektör çalışanı, çiftçi ve hayvancının iflasın eşiğine geldiği…
Bir nefes gerekli.
Burada görev hükümetindir.
Sorunlara odaklanması ve ekonomik akla uygun kararlar üretmesi, uygulamaya koyması kaçınılmazdır.
Hükümet edenler, “mecburi fiyat ayarlaması” diyerek, ya da, “zammı ben değil özel sektör yaptı” diyerek sorumluluktan kaçamaz…
Yapması gerekenler vardır.
Halkın CTP- DP’den beklentisi de budur…
Aksi ise, felakettir…
Çaluda devlete, Dürüst ilçeye
UBP’de “yeniden dizayn edilme” devam ediyor.
Mağusa İlçe Başkanı Resmiye Canaltay “atama” ile göreve başladı.
Bir atama da, Güzelyurt’ta yaşandı…
Sessiz sedasız…
İlçe Başkanı Ahmet Çaluda, 3.5 yıl vekilliğinin ardından, Telefon Dairesi’ndeki görevine geri döndü.
İlçe Başkanı ise, Kemal Dürüst oldu.
Dürüst, anımsanacağı üzere son ilçe seçiminde, Türkay Tokel ile birlikte, Çaluda’yı sandığa gömememişti.
Çaluda, “sandıkta” aldığı ilçe başkanlığını, sessiz sedasız devretti.
Çaluda “kamuya” geri döndü…
Dürüst de Güzelyurt ilçesinin başına geçti.
Küçük’ün izleri bir bir silinmeye devam ediyor…
































