Merhum Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın defnedilmesinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçti.
O günlerde, Lefkoşa’daki ender yeşil alanlardan biri olan bölgeye anıt mezar yapımı için kimse aykırı bir görüş ortaya koymadı.
Bir kişi hariç.
Sayın Mustafa Akıncı.
Şimdi de, bu görüşleri daha da anlam kazandı.
Sayın Akıncı dün, köşemde kaleme aldığım “Denktaş bugünleri görmüştü” yazısına atfen şu satırları paylaştı:
“Yaklaşık 2 yıl önce Denktaş vefat ettiği zaman ABD’de bulunuyordum. Yayınladığım mesaj o günlerde basında da yer almıştı. Ama defin alanı olarak seçilen yerin doğru bir secim olmadığı konusundaki düşüncelerimi de henüz merhum defnedilmeden sosyal medyada paylaşmak istemiştim, konunun tüm hassasiyetine rağmen. Olay sıcakken konuşmak zordur ama bir yanlışı gününde konuşamazsam daha sonraki değerlendirmelerin pek de anlamlı olmayacağını düşünmüş ve öyle davranmıştım.
O günlerde Yenidüzen Gazetesi bu görüşleri Facebook’tan alarak kısmen de olsa yansıtmıştı. Ama olayın sıcaklığı içinde birilerinin bu görüşlere kulak asacağı zaten yoktu. Simdi gelinen aşamada bir yararı olur mu emin değilim ama, o günlerde paylaştığım düşünceleri ekte gönderiyorum.
O gün belirttiğim görüşlere belki şu ekleme yapılabilir: Anıt Tepe’de yeni bir düzenleme yapılarak Doktor Küçük’ün yanına Denktaş ve Örek’in naaşlarının nakledilmesi ve Kıbrıs Türklerinin tarihinde birlikte önemli yer almış bu devlet adamlarının yine birlikte yan yana olmaları sağlanamaz mı? Cumhuriyet parkı da, anıt mezar yerine, tıpkı imar planında öngörüldüğü gibi, geliştirilerek bu ülke gençliğinin yararlanacağı güzel bir yeşil alan ve eğlence, dinlence mekanı haline dönüştürülemez mi? Bugünkü yazın bende bu düşünceleri çağrıştırdı… Paylaşmak istedim… Sevgiyle…
İşte o gün ifade ettiğim görüşlerim:
“ Yurt dışında bulunduğum bir ortamda Sayın Rauf Denktaş’ın vefat ettiği haberini almış bulunmaktayım. 1974 sonrası dönemde Kıbrıslı Türklerin oluşturduğu siyasal platformlarda uzun yıllar birlikte bulunduğum merhum Cumhurbaşkanına Tanrıdan rahmet dilerken, değerli eşi ve evlatlarının ve tüm sevenlerinin acısını paylaşırım. 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü olağanüstü mücadelelerle geçiren Denktaş, en başta, toplumu için doğru olduğuna inandığı yolda yalpalamadan yürüyen, davasına sonuna kadar sadık bir lider olarak anımsanacaktır. Farklı dünya görüşlerine sahip olanlarda da saygı uyandıran, kendi içindeki bu tutarlılığın yanı sıra, diğer insani değerleriyle de öne çıkan merhum lidere bir kez daha rahmet, yaslı aile ve tüm toplumumuza başsağlığı dilerim.
• Bu arada merhum Cumhurbaşkanı’nın defnedileceği yer konusundaki haber de ulaştı. Duyguların üst düzeyde olduğu böylesi bir ortamda uzaklardan konuşmanın zorluğunun bilincindeyim. Ve amacım asla kimseleri üzmek de değildir. Ama yine de düşüncelerimi paylaşmak durumunda ve sorumluluğunda olduğumu hissediyorum. Kanımca yer seçimi olarak duyurulan Cumhuriyet Parkı’na anıt mezar yapılması doğru bir karar değildir.
• Rahmetli Raif yaşamını yitirdiği zaman ben Belediye Başkanı idim ve Sayın Denktaş’ın da arzusu ile şu anda Raif’in yattığı yerde geniş bir alan Cumhurbaşkanlığı aile kabristanlığı olarak ayrılmış ve Belediye Meclisinde oybirliği ile onaylanmıştı. Bunu kitabımda da yazdım. Merhum Cumhurbaşkanının düşüncesi günü geldiğinde kendisinin de orada defnedilmesiydi. Hem evladının hem de diğer birçok şehidin yattığı yerde…
• Şimdi farklı bir tutumla Cumhuriyet Parkı hükümet kararı haline getirilmiş bulunuyor. Kendisine sorma imkanımız olsa merhum Cumhurbaşkanı’nın bunu onaylayacağını hiç sanmıyorum. “O artık sadece aileye değil tüm topluma ve ulusa aittir” düşüncesi de elbette dikkate alınmalıdır. O takdirde de naçizane görüşüm, Atatürk-İnönü örneğinin anımsanmasıdır. Bilindiği gibi bu iki mücadele arkadaşı Anıtkabir’in olduğu Anıttepe’de birlikte yatmaktadırlar… Yaşama veda tarihleri bu kadar yakın olan iki dava arkadaşı rahmetli Doktor Küçük ile rahmetli Denktaş’ı yeni bir düzenleme çerçevesinde neden birlikte bulundurmayı ve hatta yıldönümlerinde birlikte anmayı düşünmüyoruz?
• Kısacası, fikrimi soran olsa, merhum Cumhurbaşkanın yıllar önce Raif’in yanında ayırttığı alan ya da Anıttepe’de rahmetli Doktor’un yanı en uygunudur derdim. Soran olmadı, ama ben yine de söylemiş bulundum. Bunların da ötesinde, tüm eksikliklerine rağmen, yine de 90 dönümlük önemli bir yeşil alan durumundaki Cumhuriyet Parkı’nı daha da geliştirmek yerine, anıt mezar olarak kullanmak her açıdan yanlış bir gelişme olacaktır. Bunları yazmak için çok düşündüm. Böylesi hassas günlerde ve böylesine hassas bir konuda yanlış anlaşılmak son derece kolaydır. Ama konu ne kadar zor olursa olsun, yanlışa zamanında işaret etmeyip sonrasında değerlendirme yapmaya da gönlüm razı olmadı. Bir kez daha merhum Başkan’a Tanrı’dan rahmet, başta tüm aileye ve toplumumuza başsağlığı dilerim…”
































