Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Burası hesaplaşma yeri değil

Görüntüleri izleyin. DAÜ önünde bir grup Ülkücü ve Doğulu öğrenci… Polis de olay yerinde.
Ülkücü gençler, “Öl De Ölelim, Kır De Kıralım” diye sloganlar atıyor.
Doğulu gençler, “Kahrolsun Faşizm…”
Polis telaşla oradan oraya koşuyor.
Ülkücü gençlerin başında bulunan bir genci “ikna etme” çabasında…
Neden, “Aman taşkınlık yapmayın” diyerek…
Bu mu polisin görevi?
“Tutuklarım…”
“İçeriye atarım…”
“Haydi merkeze…”
Hatta polise fırça çekenler dahi var.
Sloganlar herkesin kulağında…
Olay, “Ülkücü- Kürt” kavgası olarak medyada yer aldı.
Devam edelim.
Kavga bir üniversite önünde yaşanıyor. Üniversite öğrencileri kavganın tarafları.
Üniversiteler adasında…
En büyük üniversite, DAÜ’nün önünde…
Kabul edilebilir gibi değil.
Değil zira, birileri gövde gösterisi yaptı. Düzene meydan okudu. KKTC yasalarını yok saydı.
Ve tuhaftır ki…
Kıbrıslı Türklerini ilgilendirmeyen bir siyasi kavga.
Hiçbir vicdan bunu kabul etmez.
Bunun cezasız kalmasını da hiçbir vicdan kabul etmez.
Kavganın merkezi değiliz, mekanı da bizim adamız olmamalı.
Yakışmıyor.
Her şeyin bu kadar geri gittiği bu ortamda… Çağdaşlaşma adımları beklerken… Hızla dibe vuruşumuzu seyretmek…
Aklımda polisin “lütfen” yollu çaresiz tavırları…
Ah ülkem… Vah ülkem…
Polis, “ricacı” tavrını eylem günü sürdürdü…
Üç gündür de sürekli tutuklamalar yapıyor.
Polis görevini yapma telaşında.
Sıra DAÜ’de…
“Eğitim için değil…” Kavga için birileri bu adayı mesken tutuyorsa…
Ne ülkede yeri vardır…
Ne de DAÜ’de…

 

/////////////////////////

Hiç unutmadım

Antrenman forması ile aşağılanan Kıbrıs Türk futbolu
1994-95 sezonu. Beyarmudu’nda futbol oynuyorum. Tek çim saha o zaman bizde… Ankaragücü ve Sarıyer takımları ise KKTC’de kampta. Ankaragücü’nde Batur Altıparmak, Gökhan, Serhat gibi yıldızlar. Sarıyer’de de kalede Müller, forvette Erdi Demir.
Derken bize, “Ankaragücü bizimle maç yapacak” dendi. Bir heyecan… Bir hazırlık… Maç saati 16.00. Beyarmudu tribünleri tıklım tıklım. Hocamız Ömer Tuğral takımı açıkladı. Kaledeyim… Gazeteci dostlar da orada… Isınmaya başladık. Maç saati geçti… Maç başlamıyor. Ankaragücü geldi, maç başlamıyor. Bir ara “maç oynanmayacak” sandık.
Sonra “neden maçın geciktiğini” öğrendik. Türkiye Futbol Federasyonu, Ankaragücü’ne, “KKTC takımları ile maç yapma” talimatı verdi. Girişimler yapıldı…
Derken maç oynandı. Nasıl mı?
Ankaragücü antrenman formalarını giydi. Yine de keyif aldık. Ama bugün “ne açılımı, ne KOP’u” diyenler var ya… Sık sık aşağılandığımızı unutmasınlar.
O gün yaşadığımız heyecanla karışık “aşağılanmayı” hayatım boyunca hiç unutmadım.

Foto altı:
Beyarmudu kalecisiyim… Merakla Ankaragücü yöneticilerinin kararını bekliyoruz. Beni Beyarmudu’na transfer olmaya teşvik eden duayen spor yazarı Fevzi Beyar. Ve gazeteci dostum Emin Akkor… Merakla bekliyoruz…

/////////////////////////////////
Twitledim @husekmekci
CTP önemli bir demokrasi sınavı arifesinde. UBP Kurultayı halen hafızalarda. Bu süreç o sürece benzemeyecektir diye düşünüyorum, umuyorum…

///////////////////////
Twitledi @enverkarakaya
Ellerinde demirler, sopalar, taşlar. Polisi itip kakmalar. Küfürler. Tutuklu, yok. Sonra insan düşünüyor, KTHY binası önünde yarısı kadar adamı ezen polisi, kızları yerde sürükleyen polisi. Erkeklik işinize gelince…
////////////

Her zaman dinlerim
Levent Yüksel ve Med Cezir
En civcicli dönemim… Başımda kavak yelleri… “Sevdim mi tam severim” hallerim. Aşkla tanıştığım zamanlar.
Tam da o dönemlerde fırtına gibi girdi hayatımıza… Yanık sesli genç, pop müziği altüst etti. Hem de en güzel aşk şarkıları ile…
O “kaset” ile tanıdım… O kaset ile sevdim. Zaten onun dışında yaptığı hiçbir müziği de sevmedim. Ama o “kasetteki” tüm şarkılar, bugün bile ezberimde…
Evet… Levent Yüksel. “Med Cezir…” 10 tane şarkı. “Beni Bırakın” ile başlayan… “Bu Gece Son, Dedikodu, İstanbul, Kadınım, Med Cezir, Tuana, Uçurtma Bayramları, Yeniden Başla” ile devam eden ve “Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk” ile biten o “kaset”… Binlerce kez dinledim, günlerce dinledim. 10 şarkı, onu da birbirinden güzel. Halen dinlerim hepsini. “Tuana”yı kim söyleyebilir Yüksel kadar güzel? Halen dinlerim, her zaman dinlerim…

////////////////////

Önermezsam Çatlarım
Üniversitelerin korunması ve kollanması noktasında zaaflar yaşıyoruz. Buyurgan tavırlar, kavgalar, öğrenci profillerini de etkilemeye başladı. Öğrenciye “kelle sayısı” olarak bakmak, “niteliği” de hızla dibe vurduruyor. 100 bin öğrenci hayal değil. Üniversiteleri daha fazla sevmemiz gerekiyor en çok da mal sahipleri…
///////////////

Bir kenara not edin
Meclis Başkanı Sibel Siber, “devlet-halk bütünleşmesinden” bahsederek, “halkın devlete yabancılaştığını” söyledi. Doğru bir tespit. Şu sözlerini bir kenara not etmekte fayda var:
“Halka verilen sözlerin tutulması, siyasete güvenin yeniden tesis edilmesi için önemli. Referandumun olabilmesi için parti başkanlarını uyaracağım, komitelerde daha sıkı bir çalışma isteyeceğim.”

//////////////////////
Ezberimde

Birdenbire

Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar…
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire…

Orhan Veli Kanık

Bu fotoğraf hep aklımda

Vatandaş Polat
Necati Şaşmaz… Daha da bilinen ismiyle Polat Alemdar… Ünal Üstel ile birlikte, hızla girdi hayatımıza. “Turizm Ataşesi” dendi de… Hiç ihtimal vermedim.
Ünal Üstel ile Şaşmaz ailesinin yakınlaşması ile ilgili kokular çıkmaya başladı. Son dem de, “otel arazisi- film seti arazisi” konusu.
Yani “ataşelik” falan, hikaye.
Keşke, “Turizm Ataşesi” olarak kalsaydı Necati Şaşmaz. KKTC’nin daha fazla turist çekebilmesi adına, “Kurtlar Vadisi’nin” izlendiği ülkelerde, yanımızda olsaydı.
Bu fotoğraf, yakın tarihimizde, tıpkı “Kurtlar Vadisi”nde olduğu gibi… “Sisli, puslu ve gizemli” bir sayfa olarak kaldı.