Kıbrıs’taki sistem, başkasını dikkate almayan , başkasının haklarını özellikle budayan bir sistemdir.
Kıbrıs Rumları, Türklerin haklarını dikkate almayan yapısını ısrarla sürdürmektedir.
RUM MİLLİYETÇİLİĞİNİN arkasındaki en büyük güç. Kilisedir.
RUM BAŞPİSKOBOSUNUN SON CRİSTMAS DEMECİNİ ÖZETLEYELİM:
Türkiye “işgalci güç” olarak tanımlandı.
Başpiskopos, Kıbrıs’ın kuzeyinin Türkiye tarafından askerî kontrol altında tutulduğunu savunarak, bunun Ada’nın Hristiyan Rum kimliği ve egemenliği için kalıcı bir tehdit olduğunu dile getirdi.
Uluslararası topluma ve özellikle Batı’ya eleştiri:
Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığının “normalleştirildiğini” söyledi ve uluslararası toplumun, Türkiye karşısında sessiz kaldığını belirtti.
Federal çözüm ve Türkiye bağlantısı:
İki toplumlu, iki bölgeli federasyon modelinin Türkiye’nin Ada üzerindeki etkisini kalıcılaştıracağını savundu. Bu tür çözümleri “ulusal ötenazi” olarak nitelendirdi.
Demografik ve kültürel kaygılar:
Türkiye’nin kuzeye nüfus taşıdığı iddiasını yineleyerek, bunun Kıbrıs’ın tarihsel ve dini yapısını değiştirmeyi hedeflediğini ileri sürdü.
Direniş ve uyanış çağrısı:
Rum toplumuna “rehavete kapılmama” ve Türkiye kaynaklı olduğunu düşündüğü tehditlere karşı ulusal ve ruhsal teyakkuz çağrısı yaptı.
Güney Kıbrıs’taki ELAM faşist örgütünün arkasında da kilise vardır.
Hristodulidis, federal çözüm temelinde bir çözümü savunduğunu söylerken, kendisinin en büyük destekleyicilerinin FEDERASYONA KARŞI TAVIRLARI büyük bir çelişki değil mi?
Kıbrıs’taki APSE sadece Rum yöneticilerin tavrında yatmıyor.
Kuzey Kıbrıs’ta da birçok üst düzey yönetici, gerek Rum mallarının yağmalanmasında, gerekse Güney’de kalmış Türk mallarının yağmalanmasında elde ettikleri zenginliği kaybetmemek için, milliyetçilik ve uzlaşmazlık BAYRAĞINI SALLAMAKTADIRLAR.
Güney Kıbrıs’ta kalmış olan Türk mallarına düşük değer vererek, Kuzey Kıbrıs’ta Türk Kıbrıslıları ALABİLDİĞİNE MÜLKSÜZLEŞTİRDİLER.
Rum malları altın, Türk malları da bakır kuruş durumuna düşürüldü.
Bunun yanısıra hiç malı olmayan, ama YANDAŞ OLANLARA da alabildiğine mülk verilerek, bu insanlar, belirli çevrelerin OY DEPOSU haline getirildiler.
ÜST DÜZEY bir İSKAN GÖREVLİSİ bana “SAVAŞTA, BAZILARI KAYBEDER, BAZILARI ZENGİNLEŞİR” bu kuraldır demişti.
Gerçekte, bu kural değil, yağmanın kılıfından başka bir şey değildir.
Rumlar , yönetimi Türklerle paylaşmayı kolay kolay kabullenmiyor. Türklerin içinde bir grup da, yasal olmayan yollardan zenginleşmeyi kaybetmemek için herşeyi yapıyor.
Amerikan Büyükelçisinin söylediği gibi “KIBRIS APSESİNİ” Kıbrıslıların patlatıp temizlemesi mümkün değildir.
Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki çelişmeler, büyük güçleri Kıbrıs’a doğru yönlendirmektedir.
APSE’yi dış güçler NEŞTERLE kesip atacaklardır. Bu sırada TÜM KIBRISLILAR kesinlikle çok acı çekecektir.
Kendi sorunlarını çözmeyi beceremeyenler, DIŞ KARIŞMACILIĞI kendileri davet etmektedirler. Grönland’a VALİ atayan Trump, Kıbrıs’ı ,Türkiye, Yunanistan ve ABD çıkarlarını zehirleyen bir APSE olarak tutamaz.

































