Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. Padişahı II. Abdülhamid 34 yaşında tahta çıktı. 33 yıl padişah olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun başında kaldı. Uzun hükümdarlık süresince Osmanlı Devleti’nin yüksek oranda toprak kaybının yanında mali bağımsızlığı da kayboldu. II. Abdülhamid’den önce de Osmanlı Devlet padişahlarının devleti borca soktukları ve bu borçların bir kısmını II. Abdülhamid’in önünde bulduğu bir gerçek. 1873’de başlayan kapitalizmin ilk büyük finansal krizi sonucu İngiltere, Fransa olmak üzere diğer Avrupa Devletleri Osmanlı’dan borçlarını geri çağırdılar. Osmanlı borçlarını geri ödeyemez çünkü alınan borçlar sarayların ve hamamların yapımına harcanır ve kaynak yaratılamaz. Diğer taraftan bankerlerden alınan yüksek iç borçlar da ödenmeyi bekliyordu. Tüm bu borçlar ödenemeyince Rus savaşından sonra İmparatorluk borçlarını ödeyemeyeceğini açıklayıp moratoryum ilan etti.
Moratoryum sürecinde Osmanlı alacaklılarıyla masaya oturup 1879 da anlaşma yapıldı. Buna göre içte alınan dolaylı vergiler tamamıyla bankerlere bırakıldı. Daha sonra Avrupa Devletlerinin isteği ve itirazı üzerine tüm vergilerin ve gelirlerin idaresi yeni bir birim kurularak (Duyun-i Umumi İdaresi) 1881 yılında borç veren ülkeler tarafından yönetilmeye başlandı. Artık iç ve dış borçların alacaklıları bu birimden ödenmeye başlandı. Osmanlı İmparatorluğu’nun gelirlerinin yaklaşık 1/3’ü bu idare tarafından tahsil ediliyordu. Böylece bu idare bağımsız Osmanlı Devleti’nin maliyesini yönetme ve diğer hükümranlık haklarının bir bölümünü elinden almış oluyordu.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal yukarıda bahsettiğim para toplama birimlerini iptal etti ve tüm gelirlere el konuldu. Lozan Anlaşmasıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm borçları İmparatorluğu oluşturan ülkelere paylaştırıldı. Tabi en büyük pay Türkiye’nin oldu. Daha sonra resesyonlar, anlaşmazlıklar, borçların yapılanması derken Osmanlı borçlarının Türkiye payı 1954 yılında kadar ödenip tamamlandı.
Mali bağımsızlığını kaybeden ülkelerin ne duruma düşebileceklerine bir örnek olarak bilinmesi gereken çok özet bir tarih. Bağımsızlığın temel taşlarından biri maliyedir. Görüleceği gibi Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığı Maliye’nin iflası ile elden gitmiş ve alacaklı devletler maliyeye el koymuştu.
Konu çok hassas, bunun bilinciyle KKTC’nin maliyesinin gittikçe daha ciddi olumsuz bir hal aldığını ve kısa vadeli finansman ihtiyacını karşılamak için yabancı para biriminden ve yüksek faizle borçlanmaya çıkmasını hiç sağlıklı bulmadığımı belirtmek isterim. Üstelikte çıkılan ihale miktarlarına gelen teklifler düşük miktarlarda. Bu yapı sene sonuna geldiğimiz bu günlerde bütçeyi zorlayacak ve maliyenin ödeme kabiliyetine ulaşmasını bu yapıyla neredeyse mümkün kılmayan bir durum oluşturacak. 2026 yılı maalesef kamu maliyesi açısından yine çok zor bir yıl olmaya aday.
































