Erdoğan Özbalıkçı
“Kıbrıs sorunu, İsrail-Filistin sorunu çözümlenirse biter.İkinci bir olasılık da, Doğu Akdeniz’de Amerika ve Rusya’dan birinin egemenliğini kabul ettirmesiyle mümkün olabilir.
Kıbrıs Sorununa Türk-Rum sorunu olarak bakanlar, bir adım önünü GÖREMEYENLERDİR ” (Glafkos Kleridis 1978 )
Amerika ve o dönemdeki Sovyetler Birliği’nin dünya çapındaki mücadelesi, ister istemez Kıbrıs’ı da derinden etkileyecekti.
Kıbrıs adası, Doğu Akdeniz’de BATMAYAN BİR UÇAK GEMİSİDİR. Bu gemiye sahip olanlar, Orta Doğu’daki enerji kaynaklarını da denetleme şansına sahiptir.
Kıbrıs’ın bulunduğu konum da, DÜNYA TİCARETİ açısından çok önemlidir.
Asya ve Afrika’ya deniz yoluyla yapılan ticareti kontrol etmek için, Kıbrıs çok önemli bir yere sahiptir.
Osmanlıların Kıbrıs’ı fethinden sonra, Türkler ESAS OLARAK MESARYA ve Lefkoşa çevresine, Mağusa^ya , Larnaka’ya , Leymosun’ave BAF YÖRELERİNE YERLEŞTİRİLDİLER.
Bu yerleştirmede Limanlara sahip olmak ve dünya ticaretinden pay almak hedeflenmekteydi.
Kıbrıs’ın Kuzey sahillerine yerleştirilen Türkler çok azınlıkta kalmaktaydı.
Türkleri SADECE Kuzey Kıbrıs’ta yerleştirmeye çalışmak ve Garanti ve İttifak ANTLAŞMASINI ETKİSİZ HALE GETİRMEK, özellikle Türkiye’yi , ASYA ve Afrika deniz yollarından ve ekonomik faaliyetlerden izole etmekten başka bir şeye hızmet etmez.
1968 yılından sonra Makarios, adanın Yunanistan ile birleştirilmesi yerine, BAĞIMSIZ bir Kıbrıs Cumhuriyeti olarak yaşaması politikalarına döndü.
Makarios’un bu politikalarında en büyük Müttefiki Sovyetler Birliği yanlısı AKEL oldu.
Amerika, Yunanistan’daki Cuntayı desteklemeyen Makarios’tan memnun değildi.
1974 Martında Amerika Makarios’tanKıbrıs’ta askeri üs isteyince, RET CEVABINI ALDI.
Kissinger bu ret kararının, Kıbrıs’ı adım adımKüba gibi bir ülke haline getireceği olarak yorumladı.
Kissinger 15 Temmuz 1974 yılında, Yunanistan ve Kıbrıs faşistlerini yönlendirererk, Makarios’u öldürmeye çalıştı.
Makarios’u öldüremeyen Kissinger, diğer NATO ÜLKESİ olan Türkiye’ye askeri harekatıyaptırdı.
1974’tte Kıbrıs’ta olanlar, Amerikan ve Rusya’nın bölgedeki kontrolünü ABD lehine çeviren bir operasyondu.
Rusya’nın Kıbrıs’taki etkisi iyice zayıflatıldıktan sonra, Kıbrıs’ın AB ye sokulması süreci başladı.
Tüm Kıbrıs’ın AB ye girmesi hedeflenirken, Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’deki milliyetçi çevreler, AB’ye girmemeyi esas alan bir politika izlediler.
2004 referandumunda ABD ve AB Kıbrıs’ı birleşik olarak AB ye sokmaya çalıştılar.
Özellikle Abdullah Gül ve Tayyip ErdoğaNekibi, Kıbrıs’ın bir bütün olarak AB ‘ye girmesi için çok çalıştı.
Ancak , Tansu Çiller ve Murat KarayalçınÖNCEDEN, GÜMRÜK BİRLİĞİ ANTLAŞMASI KARŞILIĞI OLARAK , Güney Kıbrıs’ın tek başına AB ye girmesi vizesini verdiği ve Kuzey Kıbrıs liderliğinin, o dönemde AB ye karşı politikalarının sonucu olarak, Kıbrıs Rumları tek başına AB ye girme şansını yakalamışlardı.
Türklerin EVET kararına rağmen, Rumlar HAYIR diyerek AB ye tek başlarına girdiler.
2004 Referandumunda Rusya, DimitrisHristofyas’ı tehdit ederek, EVET oyunun çıkmasını engelledi.
Montana sürecinde de Rusya, Ortodoks kilisesi üzerindeki gücünden faydalanarak, Hristodulidis’i Montana sürecini kabul etmemeye yönlendirdi.
Rusya, ANASTASİYADİS’in de Rus zenginleriyle olan karanlık ilişkilerini kullanarak, Güney Kıbrıs’ı son anda çözüm noktasından uzaklaştırdı.
Günümüzde Rusya’nın Doğu Akdeniz’de bir gücü kalmamıştır. ABD, YENİ ENERJİ KAYNAKLARI VE YOLLARI ile AB ülkelerini , ENERJİDE Rusya’ya bağımlılığından Kurtarmaya çalışmaktadır.
Bu hedefe, Kıbrıs sorununu bitirerek ve Türkiye ve Yunanistan’a pay vererek ulaşabilir.
Önümüzdeki aylar bu stratejinin adım adımuygulanacağını ve Kıbrıs Sorununun ABD patentli bir çözümle yeni şekil alacağını hepbirlikte göreceğiz.
































