Tüketim ekonomisine ve gösterişine ne kadar da çok alıştık. Gösteriş yapmak, itibardan tasarruf etmemek, Külliye ve baraka arasında gösteriş yapmak, bir ihtiyaçtan ötesini karşılamak. Toplumumuz da işte bu minval de hareket ediyor, buna alıştık.
İnsanların ihtiyaçları için harcama yapmaları ile ihtiyacın ötesinde harcama yapması tamamıyla ekonomik istismardır. İhtiyacın ötesinde yapılan harcama gösteriş harcamasıdır. İhtiyaçtan doğan harcama değildir. Çağımızın önemli eğilimlerinden olan gösteriş harcaması kapitalizmin ortaya koyduğu bir düzendir. Gerek devletlerin gerek se bireylerin kendi içlerinde ki yerlerini yüksek göstermek ve böbürlenmek (bu kelimeyi bilerek kullandım) amacıyla yaptığı ve ihtiyaçla alakası olmayan harcamalardır gösteriş harcaması.
Bireyin bu tür tüketim harcamaları yapmasının nedenleri zengin ve başarılı görünme arzusunun ön plana çıkmasıdır. Aynı zamanda devletlerin de arzuları bu yöndedir. Tıpkı KKTC’nin Külliyesi gibi, ama temel atma töreninde uzaktan erişimi bir türlü sağlayamayan bir devlet.
Gösteriş harcaması veya tüketimi ihtiyacı pahalı yoldan karşılamaya dönüktür. Bizim KKTC olarak yollarda gördüğümüz lüks ve pahalı arabaları, cep telefonlarını, casinolar da ki kumar alışkanlıklarını, başka bir toplumda göremezsiniz. Yollarımızda seyir eden lüks arabalar kadar başka bir ekonomik olarak gelişmiş toplumda bile göremezsiniz. Bunlar zengin insanlar olabilirler. Bazı insanlar zenginliklerini sergilemeyi severler ama zengin olmayan ve sırf zengin gibi görülmek isteyen ve kredi ile gösteriş harcaması yapan insanlar mevcut. İnsanlar o pahalı arabayla statü kazanacağını, prestij sağlayacağını düşünen düşük gelirli insanlar. Tıpkı yeteri kadar hastanesi olmayan, ilkokul çocuklarının konteyner sınıflarda ders yapması, 40 çocuğun aynı derslikte ders yapması, yolların kaldırımların taşlarla- çukurlarla dolu, internetin – iletişimin bu çağda düzgün olmaması, elektriğin yetersiz olduğu bir ülkede külliye ile itibar sağlayacağı gibi gelişmiş bir ülke.
Nedir bizleri bu tür gösteriş harcamasına sürükleyen etken? “SÜRÜ” etkisi. Bir diğer etki ise “WEBLEN” etkisidir. Sürü etkisinde başkalarını örnek alıp aynı gösterişi yapmak, Weblen etkisi ise pahalı ve gösterişli tüketimin, harcamanın kaliteli olabileceği düşüncesine sahip olmak. Ne bizim barakanın ne de eski sigara fabrikasının suyu çıkmıştı. 14 milyar TL 6 aylık iç borcu olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin şuanda. Ama bu yapıtları Türkiye Cumhuriyeti yaptı dediğinizi duymaktayım. Olsun hiçbir şey fark etmiyor. Gösteriş harcaması ve ihtiyacın ötesi tüketimdir. Bu tür tüketim kapitalizmin kendisini oluşturuyor. “Ayranımız yok içmeye, at ile gideriz kahveye”. Böyle değil bu söz ama yazımızda böyle…
































