İki gün önce tarihi bir günün 51. Yılı her iki tarafta da değerlendirildi.
Görülen o ki, Rum tarafındaki milliyetçi kanatlar 15 Temmuz 1974 ün yarattığı etkiyi kavramaktan acizdirler.
ELAM ve DİSİ, 15 Temmuz’da Makarios’u öldürmek için saraya saldırı sırasında, Makariyosçular tarafından öldürülen DARBE YANLILARININ ONURLANDIRILMASINI önerdiler.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bölünmesi ve Yüzbinlerce insanın göçmen konumuna düşmesinin nedenlerini analiz edemeyen bu insanlara ne demeli:
Rum milliyetçiliğinin bu kadar mantıksız bir çizgiye gerileyebileceğini kimse düşünemezken, onlar bunu da yaptılar.
15 Temmuz 1974’te Cuntacı Yunan Ordusu ve Kıbrıs’taki EOKA B teşkilatına üye Rumlar, ENOSİS’in artık mümkün olamayacağını gören Makarios’u öldürmek için, Cumhurbaşkanlığı Sarayına saldırdılar.
Resmi olmayan rakamlara göre 15- 20 Temmuz arasında Rumlar arasındaki iç savaşta 3000 İn üzerinde Rumlar tarafından katledildi.
Ayrıca 15 Temmuz saldırıları sonucu yaratılan ortam Türkiye’ye Garanti ve İttifak antlaşmalarından KAYNAKLANAN müdahale şansı yarattı.
Kıbrıs bugün bölünmüş ve 200 BİN’ e yakın Rum evlerini kaybetmişse, buna yol açan 15 Temmuz darbesidir.
Milliyetçilik, karşısındaki insanları düşman olarak görmeye yol açan tehlikeli bir akımdır. Bu akım Rum toplumu arasında geçmişte de şimdi de önemli zararlar vermiştir.
1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bozulmasına yol açan siyaset, Makarios’un Kıbrıs Türk toplumunu yönetimde kabul etmemesinden kaynaklanmıştı.
Rumlar gerçekte kendilerini çok zeki ve üstün bir ırkın temsilcisi olarak görürken, bunun Kıbrıslılara neye mal olduğunu analiz etme yeteneğinden uzaktırlar.
ORTODOKSİZM ve MİLLİYETÇİLİK Rum toplumu içerisindeki GERÇEĞİ ANALİZ ETME yeteneğini öldürmektedir.
2004’tte Annan Planı sürecinde 100 BİN Kıbrıs Rumları, kendi evlerine ve topraklarına dönme şansı yakalamışken, REFEREANDUMDAKİ HAYIR’ları ile Kıbrısın bölünmüş halinin devamını seçtiler.
2017 Montana süracinde de Türkiye, BİR TAKVİM DOĞRULTUSUNDA adadaki askerini çekmeyi kabul etmişken, son anda ÇÖZÜM MASASINDAN KALKTILAR.
Bugün BM gözetiminde başlayan BEŞ ARTI BİR görüşmelerinin başarılı olması ve adanın birleştirilmesi için, RUMLARIN GERÇEKÇİ bir çizgiye geldiklerini kabul ettirmeleri gerekmektedir.
Bu dönemde Türkiye ve KKTC nin EŞİT EGEMEN İKİ DEVLET siyaseti nedeniyle Rumlar tüm dünyada kendilerini barışçı olarak lanse etmeye çalışmaktadırlar.
Oysa Kuzey Kıbrıs’ta Federasyon temelinde çözüm isteyenler Cumhurbaşkanlığını kazanırlarsa, bu konuda (Türkiye’nin de perde gerisinde bu siyaseti konuştuğunu biliyoruz) Rumların tekrar masadan kaçma olasılığı yüksektir.
































