Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KKTC BATAR MI?

mahmut sezinler

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadığı kadar bir borçla karşı karşıyadır. Devlet iç borçlanma senetleri ve kısa vadeli avanslar 2025 yılının ilk çeyreği itibariyle 10 milyar Türk Lirasına ulaşmıştır. Yine 2025 yılının ilk çeyreği itibariyle hazine garantili dış borç stoku 16 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu miktar her ne kadar teyide muhtaç ise de derlenen bilgiler bunu göstermektedir. Türkiye’den gelen hibe nitelikli yardımlar dış borç stokuna dahil değildir. AB Maastricht kriterlerine göre bir ülkenin toplam kamu borç stokunun GSYH’ya oranı en fazla yüzde altmış olmalıdır. Bu bizde kat ve kat aşılmaktadır.

KKTC dış borçlarını ödeyemez durumdadır. Bunu ödemeye kalksa ve/veya dış kreditör bu borcu talep etse KKTC moratoryuma girer. Hiçbir şekilde bu borcu ödeyecek gücümüz yoktur.

Biz KKTC olarak mali bir kriz içerisindeyiz. Ekonominin kayıt dışılığı arttıkça mali sorunlar artıyor. Ülkemizde çok ciddi anlamda olan kayıt dışılık ve buna ek olarak artan nüfus devlet gelirlerini düşürürken harcamalarını ise artırmaktadır. Bunu genel siyasetle düşünürsek ve oluşan yapının olguları ile ilişkilendirirsek günün sonunda halkta mükellefiyetlerini yerine getirme konusunda uzaklaşma yaşanır. Nasıl olsa Türkiye’den gelen kaynakla ekonomik çark döner algısı ve oluşan yapıya duyulan güvensizlik halkın mükellefiyetlerini yerine getirmesinde zafiyet oluşturur.

Bir ülkenin borçlanmasının gayesi yatırımlara ayrılacak bütçe geliri olmaması nedeniyle olmalıdır. Fakat bizde kamunun maaş ödemeleri bile borçlanma ile yapılabilmektedir. Bu durum böyle olunca da insanların devlete karşı olan mükellefiyetlerinde isteksizlikler oluşmakta ve mükellefiyetler yerine gelmemektedir.

KKTC bütçesi halkındır ve halk adına bütçeyi yöneten bir kurum vardır. Bütçede karşılığı olmayan bir harcamanın halkın iradesine rağmen harcama yaparsanız bütçe açığı büyür. Tıpkı bir ailenin bütçesi ve/veya bir işletmenin bütçesi gibi, hiçbir farkı yok KKTC bütçesinin. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin mali açıdan en büyük sansı dış borcun Türkiye Cumhuriyeti’ne olmasıdır. Bu borç bugün talep edilse moratoryuma baş vurulmak zorunda kalınır ve bunun sonunda da bu moratoryum anlaşmasının çok değişik sonuçları ortaya çıkar. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu borçlanması ve sonuçları gibi.

Bugün bir çok ülkenin dış borç stoku Maastricht kriterlerini aşmaktadır. Fakat bu ülkelerin kullandıkları para rezerv paradır. Borcu ödeyebilmek için kendi paralarını kullanırlar. Fakat Türk Lirası olarak baktığımızda iyi ki borcumuz Türkiye’yedir denilecek şekildedir bizdeki olay.

Günümüzde örneği daha az görülmekle birlikte devletler savaş gibi olaylar sonunda batabilir. Geçmişte devletler battığında bazen ülkelerde batardı, başka bir devletin yönetimine girerdi ya da başka bir devlete dönüşürdü. Bugün artık ülke batışı pek görülmüyor. Bazen devletler batarken, eğer ülke elden çıkmamışsa o topraklarda yeni devletler kuruluyor. Osmanlı İmparatorluğunun batışı gibi veya Yugoslavya’nın batışı gibi. Osmanlı İmparatorluğu’nun batışı ile; Türkiye Cumhuriyeti, Ermenistan, Türkmenistan vb.., Yugoslavya’nın batışı ile; Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya ve Bosna Hersek gibi yeni devletler kuruldu aynı topraklarda.

Bugün gelinen aşamada KKTC’nin aşırı borç yüklerinin talep edilmesi halinde neler olabileceği sanırım bu yazı ile birlikte net bir şekilde anlaşılmaktadır.