Tarih bilmek istemeyenler, devamlı hayal kırıklıklarını halklarına yaşatırlar. Bu gerçek, Kıbrıs Türk siyasilerinin ana zayıf noktasıdır.
Kıbrıs Türklerine dayatılan siyasetlerin ve onların uygulayıcılarının amacı, Kıbrıs’ı dünyadan kopartmak ve Türkiye’nin AB sürecinde bir kart olarak kullanmaktır.
Gerçekte Türkiye’nin AB sürecinde Kıbrıs çok önemli bir koz olarak kullanılabilir.
Türkiye BU KARTI 2004 Annan Planı sürecinde ve 2017 de Montana’da doğru bir şeklide kullandığı için, ULUSLAR ARASI ARENADA daha dikkate alınan bir güç pozisyonuna erişti.
Rumların ANNAN planına HAYIR demesinin ana nedeni, federasyon temelinde Türklerle ORTAK YÖNETİMİ paylaşmak istememesiydi.
Montana’da da aynı olay gerçekleşti.
GARANTÖR ÜÇ ÜLKE OLAN Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin çözüm yönünde irade göstermesine rağmen, Rumlar son anda , yönetimi paylaşmamak için masadan kalktı.
Montana sürecinde çıkartılması gereken ders, FEDERASYON TEZİNİ daha da fazla savunmak ve gerek Türkiye’nin, gerekse Kıbrıs Türklerinin çözümü esas olarak isteyenler olduğunu göstermekti.
Hiç yapılmaması gereken bir şey yapılarak, FEDERASYON TEZİNDEN uzaklaşarak, “Bağımsız Egemen İki EŞİT Devlet” tezi öne sürüldü.
Bu görüş hem Kıbrıs Türklerinin hem de Türkiye’nin ayağına kurşun sıkmakla eşdeğerdir.
1964’tte Kıbrıs Cumhuriyetini Rumlara bırakmak, Kıbrıs Türklerini dünyadan izole bir duruma düşürdü.
1974 20 Temmuz’unda Türkiye Garantör Ülke olmanın avantajını kullanarak “ BOZULAN NİZAMI TESİS İÇİN” Kıbrıs’a müdahalede bulundu. Bu BİRİNCİ ASKERİ HAREKAT dolaylı olarak birçok ülke tarafından desteklendi.
Ancak Garantör ülkenin yapması gereken olan “BOZULAN NİZAMI TESİS ETMEK” yerine adanın önemli bir bölümünü bölme harekatı gündeme gelince, Türkler ve TÜRKİYE , ULUSLAR ARASI POLİTİKADA farklı bir yere kondu.
1974’tte kurulan FEDERE DEVLET, Kıbrıs’ı gelecekte birleştirmeye yönelik bir adım olarak değerlendirildiği için, dünya, KIBRIS TÜRKLERİNİ İZOLE ETME SİYASETİ İZLEMEDİ.
Kıbrıs Türkleri 1983’e kadar DIŞ DÜNYA ile gerek ticaret gerekse, seyahat konusunda hiçbir engelle karşılaşmadı.
Evren yönetimi, Denktaş’ın yeniden Cumhurbaşkanlığı şansını elde etmesini de sağlayacak KUZEY KIBRIS TÜRK DEVLERİ’ni ilan edince, Kıbrıs Türkleri ve Türkiye, tüm dünya tarafından ağır uygulamalara uğradı.
KKTC nin hiçbir zaman tanınmayacağı ve bu isimle uluslar arası ticaret şansının da olmayacağı BM KARARLARINDA, tüm ülkelerin uyması gereken kararlar olarak açıklandı.
KKTC nin eşit egemen iki devlet siyasetini, federasyon tezi yerine geçirmesi, aslında DENKTAŞ YÖNETİMİNİN başarıya ulaştıramadığı eski siyasetten başka bir şey değildir.
Bu siyaset, Türki Cumhuriyetlerden beklenen KKTC’yi tanıma politikasının, bu devletlerin KIBRIS CUMHURİYETİNİ TANIMA ve KKTC’yi kesinlikle tanımayacaklarını açıklamasıyla, ÇÖKTÜ.
Bu siyasetin ÇÖKTÜĞÜNÜ gizlemek için KKTC’de BAŞÖRTÜ sorunu, Türkiyeli- Kıbrıslı ve Dinci- Dinsiz sorunları kışkırtıldı.
Şimdi de halkı oyalamak için KIBRIS TÜRK DEVLETİ siyaseti gündeme getirtilmek isteniyor.
Kıbrıs Türk Devleti siyaseti, ortada önemli bir değişiklik yokken, BM kararları yerinde dururken, yeni bir hayal kırıklığının sonucunu çok erken bir zamanda gösterecektir.
Aklın yolu birdir.
Yapılması gereken Kıbrıs Türklerinin Federasyon tezine dönüşü ve Rumların UZLAŞMAZ POLİTİKALARINI tüm dünyaya göstermek şeklinde olmalıdır.
Zaten Türkiye AB ilişkileri, bu politikayı zorunlu olarak yeniden gündeme getirecektir.
































