Türkiye’de meydana gelen demokrasi krizi öncesinde düşüş eğilimi görünümüne giren faizler İmamoğlu ve diğerleri kriziyle hem faizler, hem kurlar ve hem de diğer mali piyasalar tekrar kriz konusu oldu.
İmamoğlu krizinden önce ocak 2025 ayında %45 olan politika faizi mart 2025 ayında % 42,5’e çekilmiş ve bir ay öncesine kadar faiz bu oranlarda bir seyir izlerken kriz patlak vermiştir.
Son bir ay içerisinde faizler %44,50’lere kadar kendiliğinden çıkmış olup 17 nisan Perşembe günü yapılan para kurulu toplantısında politika faizi tekrar krizden önceki oranına geri dönüp %46’ya yükseltilmiştir.
Burada uzun süredir rastlamadığımız bir olay meydana geldi. TCMB PK toplantısında %46’ya yükseltilen politika faiz nisbeti ayni gün ikinci kez para politikası kurulu tarafından gecelik borç verme faiz oranı da %49’a çıkartıldı. Ayni gün TCMB faizleri iki kez artırdı.
Para kurulu bu kararları ile döviz talebinde ki artışı engellemeye çalışmakta 35 milyar dolar döviz piyasa satışının daha fazlası sürdürülebilir olmaktan uzak olması Türk Lirası’nın fiyatının yükseltilmeye çalışılmasının bir göstergesi olarak nitelendiriyorum. Görünüm şu ki %49 olan gecelik borç verme faizi %52’lere çıkartılacak.
Faiz artırımı sadece rezerv dolar satışlarının ve döviz talep artışının engellemesi için değil, aynı zamanda yüksek enflasyon riskinin de devam ettiği gözlemlenmektedir.
Bu durum böyle devam ede dursun TCMB’den borçlanma maliyeti politika faizinden yüksek olduğu için bankaların kredi faizleri de yükseliyor.
Türkiye’de yükselen faiz nisbetleri KKTC’de ki mali piyasalara da yansıyacak dolasıyla yüksek faiz devrine maalesef devam etmiş oluyoruz.
Bir ülkede eğer hukuk tarafsızsa demokrasi çalışıyorsa ve/veya bu iki unsurdaki sorunlar büyük değilse o ülkede enflasyonla mücadelede başarı ya da başarısızlık Merkez Bankasına aittir. Bunun aksi enflasyonla mücadelede ki başarısızlık tek başına Merkez Bankasına ait değildir. “Enflasyon her yerde ve her zaman parasal bir olgudur. Fakat bu Türkiye Cumhuriyeti gibi ülkeler için geçerli değildir. Enflasyon da diğer ekonomik sorunlar da yapısal bozuklukların sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.
































