Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe Yazarları

Kimlik Gelişmeden İnanç Giydirilir mi?

Kıbrıs’ın kuzeyinde son günlerde gündeme oturan, kız çocuklarının başörtüsü ile okula gönderilme çabası konusundaki uygulamanın çocuk gelişimi ve çocuk hakları açısından ciddi sorunlar barındırdığını biliyor muyuz? Çocukların gelişimsel özellikleri, karar verme becerileri ve çocuk hakları ışığında bu hassas konuyu yazımızda inceleyelim.

  1. Çocuklar Neden Kendi Kararlarını Veremez?

Çocuklar 0-12 yaş arasında nörolojik, bilişsel ve psikososyal olarak hızla gelişirler, bu dönemde çevreyle etkileşim sayesinde de özgürce deneyimler kazanırlar, sosyal etkileşim ve fiziksel deneyimler çocuk beyninin gelişimi için kritik önemdedir. Özellikle Piaget’in bilişsel kuramına göre çocukların soyut düşünme becerileri 12 yaş sonrasında gelişir. Beynimizin karar verme, muhakeme yapma, duyguları düzenleme gibi en kritik işlevlerini yürüten kısmı, frontal lob”dur, çocuklukta ve ergenlikte henüz tam gelişmemiştir. Prefrontal korteks ise uzun vadeli düşünme, ahlaki muhakeme ve özgür irade ile ilişkilidir.  Araştırmalar Frontal lob gelişimini 20’li yaşların ortalarına kadar, prefrontal korteksin gelişimini tam olarak 25 yaşına kadar tamamladığını gösteriyor. Bu nedenle 11–18 yaş arası bireyler, riskleri analiz etmekte, sosyal baskılardan bağımsız düşünmekte ve uzun vadeli sonuçları öngörmekte zorlanırlar.

Erken yaşta türban gibi sembolik bir tercihte bulunmak, çocuğun kimliğini özgürce oluşturma sürecini engelleyebilir, çocuğun sorgulama yetisini baskılayabilir. Ayrıca türban, özellikle kız çocuklarda bedenin örtülmesi ve mahremiyetin erken yaşta vurgulanması anlamına gelir ki bu da bedeninin utanılacak veya gizlenmesi gerektiğini algılamasına yol açabilir. Kız çocuklarına dayatılan türban, cinsiyetçi rollerin içselleştirilmesiyle, çocukta özgüven eksikliği, toplumsal kaygı ve sosyal izolasyonun gelişmesine yol açabilir ve getirdiği hareket kısıtlılığı nedeniyle spor, dans, yüzme gibi etkinliklere katılımını azaltabilir. Dolayısıyla bu sınırlamalar, çocuğun bilişsel ve duygusal gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Bu yaş grubundaki çocukların yaptığı seçimler genellikle aile, çevre, otorite figürleri ya da toplumsal normlar tarafından şekillendirilir. Bu etki ile “Ben örtünmek istiyorum”  diyen çocuğun gerçekten kendi iradesi olup olmadığını nörobilimsel olarak sorgulandığında, olmadığı bilimsel olarak ortadadır.

  1. Çocuk Hakları Bağlamı

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) çocukları “18 yaş altı bireyler” olarak tanımlar ve onlara özel koruma öngörür. Konumuzla ilgili maddelere bakacak olursak;

Madde 12: Çocuk, kendi görüşlerini ifade etme hakkına sahiptir ve bu görüşler yaş ve olgunluk düzeyine göre dikkate alınmalıdır.

Madde 14: Çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlüğü vardır.

Türban takılması gibi sembolik dinî davranışlar, çocuk kendi inancını rasyonel olarak sorgulayıp seçemeyecek yaşta olduğu sürece dayatma niteliği taşıyabilir.

Madde 36: Hiçbir çocuğun istismar edici, yönlendirici ya da zarar verici herhangi bir uygulamaya maruz kalmaması gerekir.

Varolan bu maddeler çerçevesinde de bakıldığında yukarıda bahsedilen bilişsel gelişim özellikleri nedeniyle  11–16 yaş arası bir kız çocuğunun başını örtme gibi kalıcı, sembolik ve kimlik belirleyici bir karar vermesi beklenemez çünkü bu karar, onun gelişimsel düzeyinin ötesindedir ve kararının arkasında aile, kültür, dini baskılar veya sosyal zorlamaların olduğunu düşündürür. Yani çocuğun iradesine aykırı bir yönlendirme nedeniyle, sembolik, kimlik belirleyici ve uzun vadeli etkileri olan dini kıyafetleri dayatmak anlamında haklarının açık ihlali olabilir.

Çocuk Hakları Sözleşmesi ile çocuğun yüksek yararı gözetilir ve çocuk gelişimi uzmanları bilir ki, gerçek karar verme yetisi, olgunlaşmış bir beyin yapısı gerektirir.

Bu nedenle çocuğun “dinsel kıyafet seçimi” gibi derin kimlik meselelerinde verdiği karar, gelişimsel olarak geçerli sayılmamalıdır.

“Çocuklar, gökyüzü gibidir; kimsenin örtmeye hakkı yok.”