Bugün dünyanın belli ülkeleri sürekli çatışma içinde. Bu çatışma sadece askeri yönden değil, ekonomik yönden de çatışma var. Bu ülkelerin ortak yanları gerçek bir demokrasi kimliğine sahip olmamaları aynı zamanda da yüksek oranlı enflasyona sahip olmalarıdır.
Dünyada en yüksek enflasyon oranına sahip ülkelere baktığımızda ve demokrasi ekonomi ilişkisini sorguladığımız da görüyoruz ki faiz oranları yüksek ve aynı zamanda da yolsuzluk endeksinde de yüksek sıralarda yer alıyorlar. Buna örnek vermek gerekiyorsa, İran, Venezuela, Sudan, Mısır… Örnekleri çoğaltabiliriz. Tabi bu örneklere son zamanlarda Türkiye’de eklenmiş durumda.
Yüksek enflasyon oranına sahip (ki bu bir hastalıktır) hiçbir ülkede tam demokrasiden bahsedilemez. Ya otoriter rejimler ya da yarı demokrasi hüküm sürmekte (buna Melez demokrasi diyenlerde var). Bu iki yönetim şekliyle ekonomik gelişme olmuyor. Gelişme için tam demokrasi gerekli.
Bu açıdan baktığımızda demokrasi anlayışı eksik olan veya yanlış olan ülkelerin gelişmeside yarım oluyor. Demokrasi anlamında amaç ile aracı karıştırmayalım. Demokrasi sadece halk oylaması değil. Demokrasinin olmazsa olmaz koşulları;
- Yasama, Yürütme ve Yargı ayrımı
- Yargı bağımsızlığı
- İfade Özgürlüğü
- Basın Özgürlüğü
- Denetime açık olma hesap verebilirlik
- Uzlaşma Kültürü
- Bireyin Korunması
- Azınlık hakları korunması ve yasalar önünde eşitlik
Ekonomik gelişme için demokrasinin şart olduğu gibi, ekonomide bazı kararların siyasetten soyutlanması şarttır. Demokrasinin geliştiği Kuzey Avrupa ülkelerine baktığımız zaman ekonominin bazı bölümlerinin siyasetten soyutlanması geleneğinin yerleştiğini görebiliyoruz. Bu şu demektir ki ekonomiyi bağımsız hale getirmek zorunluluğu var.
Demokrasinin gelişmediği, yarım demokrasi uygulanan ülke ekonomileri siyasetten soyutlamak yerine siyasete konu oluyor, bu ise ekonomik gelişmeyi engelliyor.
































