Mart ayında Cenevre’de yapılan görüşmelerde önemi birçok kararlar alındı.
Ancak her iki taraf da bu kararların önemi yerine bunları önemsizleştirmek için her şeyi yapıyor.
BM Genel Sekreteri’nin 6 maddede özetlenen iyi niyet adımları, 2 Nisan’da Hrtistodulidis ile Tatar’ın yaptığı görüşmelerde ele alınmaya başlandı.
Bu görüşmelerde geçiş kapılarının açılması yeniden gündeme geldi. Her iki taraf, çeşitli gerekçelerle bu kapıların açılması sürecini ellerinden geldiğince yavaşlatmaya çalışıyor. Bu süreci belki biraz daha oyalayabilirler. Ancak bu süreci durdurmaya kimsenin gücü yetmiyor.
Tatar, Rumların özellikle açılmasını istediği Erenköy Kapısının açılamayacağını çeşitli gerekçelerle durdurmaya çalışıyor. Oysa Erenköy Kapısı yolunun açılmasının Rumlar tarafından talebi, Tatar kullanmayı biliyorsa, ona sunulan BALLI BÖREK’tir.
Erenköy Kapısı gündeme geldiğinde, Tatar bu yolun 1964’tte kapandığını, kapanma nedeninin de Rumların Dillirga’ya saldırmasının sonucu olduğunu anlatabilir.
Bu kapının açılabilmesi için, Rumların hala İŞGALLERİ ALTINDA TUTTUKLARI, MANSURA, BOZDAĞ, PİY, KÜÇÜK SELÇUKLU, BÜYÜK SELÇUKLU ve ALEVKA köylerinden çekilmelerini ve evleri yıkılanların rehabilite edilmesini isteyebilir.
Dillirgalılar Dayanışma Derneğinin bir dönem Genel Başkanlığını yaptığım dönemde, Rum İçişleri Bakanı’ndan evlerimizin, Kuzey’de yaptığımız işyerlerimizin yeniden yapılması durumunda Dillirga Köylerine dönebileceğimiz talebinde bulunmuştuk. Ancak bu talep ret edilmişti.
Dillirga Kapısının açılmasında HER İKİ TOPLUM BİREYLERİNİN FAYDALANMASI ileri sürülerek, hem BM hem de AB içerisinde olumlu puan toplayabiliriz.
Kıbrıs Sorununda sadece Rumlar değil, özellikle 1963-74 döneminde Türklerin de çok zarar gördüklerini anlatabilecek DİLLİRGA BÖLGESİ konusunu kullanmak ve Rumlardan bu konuda adımlar atılmasını talep etmek, Kıbrıs Türklerinin ULUSLARARASI ARENADA elini güçlendirecek bir adımdır. BM BÖYLE BİR TALEBİ MUTLAKA DESTEKLER
2 Nisan’daki iki lider arasındaki görüşmede, kapıların açılması konusunun dışında, Maria Cuellar’ın tekrar BM temsilcisi olarak adaya gelmesi de onaylandı.
Maria Cuellar bu yeni sürecin mimarı ve gayrı resmi görüşme platformunun planlayıcısıdır.
Cuellar son dönemin en yetenekli diplomatlarından biridir.
Maria Cuellar sadece BM nin değil, AB’nin de desteğine sahiptir. Çalışmaları Türkiye ve Yunanistan tarafından da desteklenmektedir.
Açıkça konuşulmasa bile, CUELLAR kulislerden sızan bilgilere göre, Rum tarafından, Türklerin siyasal eşitliğinin sağlanması konusunda adımlar atılmasını talep etmiştir.
Cellar ayrıca Türkiye yetkililerine, talep ettikleri siyasal eşitlik ve Doğu Akdeniz’deki ENERJİ SÜRECİNE katılmaları için, Kıbrıs konusunda daha cesaretli adımlar atılmasını istemiş ve bunun karşısında Türkiye’nin AB sürecinin hızlandırılacağı sözünü vermiştir.
BM Temmuz ayında aynı çerçevede bir toplantıyı kararlaştırdığına göre, Genel Sekreterin elinde, Kıbrıs konusunda önemli adımlar atılabileceği sözünün taraflarca verildiği kartı bulunmaktadır.
Tatar ve Hristodulidis’i 24 NİSAN’A doğru yeniden Kıbrıs’ta masaya oturtacakları bilgisi bile, BM nin sessiz ve derinden çalıştığının açık bir işaretidir.
































