Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
DünyaKıbrısKöşe Yazarları

TÜRKİYE’NİN AVRUPA YOLU

Erdoğan Özbalıkçı

Batı’lı ülkelerde aşırı sağ partilerin güçlenmesi, her ülkede ciddi eleştirilere yol açtı.

Bu sağ Partilerin Trump ve Musk tarafından desteklenmesi de ayrıca değerlendirilmesi gereken  ayrı bir konu.

Trump iktidar koltuğuna oturmadan, dünya coğrafyasını değiştirecek açıklamaları ard arda sıraladı.

Kanada’nın Amerika’ya bağlanması, Panama Kanalı, Grönland ve ardından Gazze’ye talip olması yeni bir politikanın adım adım hayata geçirileceğinin ilk işaretleri oldu.

İsrail  ile Hammas çatışmalarında bir nevi ateşkesi hayata geçiren de yine Amerika’dır. Ancak Amerika’nın Gazze topraklarına göz dikmesi ve İsrail’in Lübnan ve Suriye’deki askerlerini çekmemesi bölgede her an yeni bir çatışmayı tetikleyebilir.

Trump’ın Ukrayna Cumhurbaşkanı’nı açıkça suçlaması ve Rusya ile Ukrayna konusunu tartışması hem Ukrayna’da hem de Batılı ülkelerde büyük bir telaşa yol açtı.

Amerika, Ukrayna’ya yaptığı askeri yardımları hibe olarak yaptığını söylese de, şimdi Ukrayna’nın madenleri için, Zelenski’yi sıkıştırıyor.

Batılı ülkeler Ukrayna sorununu başlatanın Rusya olduğunu söylerken, Amerika ise nedense, bu sorunda esas suçlu olarak Zelenski’yi işaret ediyor.

AB ülkeleri bu yeni durumdan ve ülkelerinde yükselen aşırı sağcı Partilerden hayli rahatsızlar.  Bu yeni duruma karşı ne yapabileceklerini tartışıyorlar.

Tam da bu tartışmalar devam ederken, Erdoğan, AB için tek kurtuluşun Türkiye ile birleşmek olduğunu SALI GÜNÜ söyledi.

Erdoğan’ın bu demecinde haklılık payı vardır. Türkiye AB ye katılım için müracaat eden en eski üyelerden biridir. Ancak AB kapısında bekletilmektedir.

AB nin Türkiye’yi de içine alacak şekilde genişlemesi,  AB yi Orta Doğu ve Dünyadaki güç paylaşımında daha güçlü yapacaktır. Ancak AB’nin de bu konuda talepleri vardır.

Bu taleplerin başında Türkiye içerisinde demokratikleşme yolunda adımlar atılması ve BATI standardında bir demokrasinin uygulanmasıdır.

İkinci talep, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda çözüm yönünde adımlar atmasıdır.

Üçüncü talep, Kürt sorununun demokratik bir şekilde çözümlenmesi yönünde adımlar atılmasıdır.

Kürt Sorununda Devlet Bahçeli’nin isteği doğrultusunda adımlar atılmaya başlanmıştır.

Kürt milletvekilleri başta Öcalan olmak üzere, Suriye ve Irak’taki Kürtler de dahil, görüşmeler başlatarak ortak bir çıkış yolu yaratmaya çalışmaktadırlar.

Ancak Türkiye içerisinde Kürt sorununun devam etmesinden NEMALANAN önemli bir kesim de Kürt Belediye Başkanları yerine Kayyım atama yoluna gitmektedir.Bu da bu konuda farklı iki akımın çatışmasının belirtisidir.

Kıbrıs Konusunda 17-18 Mart’ta BM Genel Sekreteri , Garantör ülkeler , Kıbrıs Rum ve Türk taraflarının katılacağı GAYRI-RESMİ görüşmeler yapılacaktır.

Bu görüşmelerde Rum tarafı siyasal eşitlik konusunda BM ‘nin istediği çizgiye getirilirse, Kıbrıs Sorununun çözümünde önemli bir eşik aşılacaktır.

Türkiye zaten elini taşın altına koymaya hazır olduğunu daima ifade etmektedir.

AB ve Türkiye’nin Kıbrıs Sorununun çözümüne ihtiyaçları vardır. Trump’ın bu konuda nasıl bir yol izleyeceğinin henüz  net bir belirtisi yoktur.