Ücret “insan emeğinin bir bedelidir.” Asgari ücret Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 47 yılı aşkın tarihiyle bir politika aracıdır. Ücretin en alt düzeyi olan asgari ücret hem toplumsal açıdan hem de ekonomik açıdan önemli bir yapıya sahiptir. Asgari ücret yapısı gereği düşük gelirliler için bir ücret konusu olması nedeniyle sosyal politikaların ücretlerden alınan vergiler için taban oluşturması nedeniyle maliye politikalarının da konusunu oluşturmakta ve toplumun hemen hemen her katmanını etkilemektedir.
Ücretin en az düzeyi olarak tanımlanan asgari ücret istihdam, gelir dağılımı, fiyatlar genel düzeyi, büyüme gibi mikroekonomi üzerinde ekonomik etkiler yaratır. Bundan dolayı ekonomi politikaları açısından önemlidir. Asgari ücret yoksulluk sınırı üzerinde olduğu zaman gerçek anlamda ücretli kesimi korumaktadır. Yoksulluk sınırı altında olan bir asgari ücret çalışan kesimin sefaleti anlamı taşımaktadır.
Ücret – enflasyon ilişkisi makroekonomik dinamikler açısından son derece önemlidir. Enflasyonun yükseldiği bir ortamda asgari ücretin artırılması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu yalnızca ücretli kesimin desteklenmesi açısından değil ekonomik açıdan da bir zorunluluktur.
Asgari ücret artışıyla birlikte diğer bütün ücretlerin buna paralel veya yakın oranlarda artırılması gerekir.
Asgari ücretin bizim gibi enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde ücretli kesimin alım gücünü koruması ve ekonomik canlılığın sağlanması için 2-3 ayda bir reel olarak artırılmalıdır. Ücretli kesimin reel olarak alım gücünü koruması için sadece enflasyon farkının zam olarak maaşlara yansıtılması reel artış değildir. Aynı zamanda ücretli kesimin asli maaşına da artışın yapılması gerekmektedir.
İşte bu yüzden dir ki TÜFE farkı yani enflasyon farkı verilse bile satın alma gücünde sürekli bir gerileme olur.
Yani her hangi bir dönem için ücretli ve emeklilere enflasyondan dolayı verilen maaş artışı aslında maaşların eridiği ve yapılan artışla zamların kısmi karşılandığı anlamı taşımaktadır. Enflasyon farkı maaş zammı değildir.
Maaş farkı kamu çalışanları açısından kısmi dahi olsa barem artışları ve de terfi yöntemiyle giderilmektedir. Peki asgari ücretlinin maaş artış farkı nasıl olacaktır? Biliyoruz ki asgari ücret bir asli maaş durumuna gelmiştir. Böyle olunca da asgari ücretli ve emeklinin alım gücü hiçbir şekilde artış kaydetmeyecektir.
Bugün enflasyon farkı maaşlara yansıtılacaktır. Asgari ücretli 2,630 TL enflasyon farkı alacaklar. Millet vekilleri ve Üst düzey kamu görevlisi 23,000 TL, enflasyon farkı alacak. Bu sınıf farkı ve de gelir adaletsizliği değilmidir? Bu kesimlerin market alışverişleri farklı mı? Yani marketler de Milletin vekilleri her şeyi daha pahalıya mı alıyorlar?
Bir ülkede bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeri olarak ifade edilebilecek milli gelirden herkesin adil bir pay alması en yüksek gelirli kesimle en düşük gelirli kesim arasında ki farkın makul seviyelere getirilmesi toplumsal refahı artıran ve sosyal barışı temin eden en önemli unsurdur. Bununla beraber çalışanların ücretlerinin fiyat artışlarından korunması ve milli gelirde yaşanan büyümeden eşit oranla pay alması ile ancak durumu koruması sağlanabilmektedir. Bu nedenle çalışanlara yalnızca enflasyon farkı verilmesi, o ülkede çalışanların eşitliğinde ciddi bozulmalar sağlanır. Gelir dağılımı daha da fazla bozulur.
Bir ülkede vatandaşlar bir bütündür. Kamu çalışanları, reel kesim çalışanı, sosyal sigorta emeklisi herkes bütünün içinde bir parçadır. Vatandaşlar arasında ayrım yapılamaz. Hem sosyal devlet anlayışına aykırı hem de anayasamıza aykırı. Enflasyon farkı herkese eşit verilmelidir.
2025 yılının ilk asgari ücreti net 37,818 TL olarak belirlendi tabi bu rakama itiraz edilecektir fakat belirlenen rakam geçim endexine bakıldığı zaman yetersiz olmak bir tarafa çalışanlar arası farklı iki asgari ücret önerisi ilk kez KKTC’de sosyal bir kaos yaratacaktır. Bir kere kim olursa olsun nerden gelirse gelsin çalışanlar arasında resmi eşitsizlik olurken hem çok adaletsiz hem de hiç insancıl değil ve vicdanın kabul edebileceği bir durum hiç değil. Fiyatlar genel düzeyi insanlara farklı uygulanmıyor.
Asgari ücretle birlikte gündeme gelen hayat pahalılığı ödeneğine gelince kulaklarıma inanamadığım ve gerek genel bütçeyi gerekse sosyal güvenlik kurumları bütçesini etkileyecek bir garip uygulama. Aynı zamanda yine eşitsizliğin bir garip örneği merak ediyorum ki bu uygulama hangi örnekten esinlenilmiştir. Ben böyle bir örnek görmedim. 4 aylık iki HP artış oranı biri %11.12, diğeri %7.47.Asgari ücret alanın HP etkileşim oranı %7.47 olarak yansıtılırken hem adaletsizlik hem eşitsizlik hem sosyal güvenlik kurumlarının gelir kaybı hem de genel bütçe dengesi içerisinde gelir kaybı. Bu sanki bir akıl tutulmasıdır. Yılın ilk asgari ücret önerisi emeği ile geçinen insanları hayal kırıklığına uğrattı. Çalışanların hangi alım gücü arttı acaba.
































