Annan Planı sürecinde Doğan Harman politik duruşunu değiştirerek, çözüm yönünde TV programları yaparken “BAŞIMA SAKSI DÜŞTÜ” deyimini siyaset dünyasına yeniden kazandırmıştı.
Öyle görünüyor ki, Orta Doğu’daki çatışmalar ve muhtemel gelişmeler ard arda politikacıların başına SAKSI DÜŞÜRMEYE başladı.
Esasında bu saksılardan birinin KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’ın başına düşürüldüğünü de unutmamalıyız.
Daha dün’e kadar, iki eşit egemen devlet tanınmadan, KKTC Rumların seviyesine yükseltilmeden HİÇBİR GÖRÜŞMEYE GİTMEM şeklindeki politikasının savunucusu Tatar’ı Newyork’taki üçlü görüşmeye götüren 10.kattan düşen BÜYÜKbir saksı olmalı.
İnsan herşeye inanır da, Bahçeli’nin APO’yu meclise konuşmaya davet edeceği kimsenin aklına gelmezdi.
Türkiye DERİN DEVLETİ’nin kararı olmadan, Tayyip Erdoğan’dan EVET yanıtını almadan Bahçeli’nin böyle bir adım atamayacağını herkes bilir.
BAHÇELİ GİBİ aşırı Türkçü söylemleri olan bir politikacının KÜRT SORUNUNA NEŞTER vurulması çağrısı başlı başına TARİHİ bir söylemdir.
Bölgemizde, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de hakimiyet mücadelesi alabildiğine kızışırken, Türkiye hem İÇ CEPHESİNİ hem de AB ve Komşularıyla olan ilişkilerini AÇIKÇA yeniden OLUŞTURMAYA BAKMAKTADIR.
KKTC meclis Başkanının seçilememesi karşısında Kuzey Kıbrıs’ta da farklı açıklamalar ve farklı yönelimler, gittikçe daha büyük oranda GÖRÜLECEKTİR.
YDP Başkan Yardımcısının gerek Kıbrıs Tv deki açık oturumunda UBP ye yönelttiği eleştiriler, gerekse “KUZEY KIBRIS TÜRKİYE’NİN SIRTINDA BİR KAMBURDUR” söylemi, ne yazık ki iç politikada yeteri kadar tartışılmamıştır.
Saksılar sadece Türkiye ve Kuzey Kıbrıs politikacılarının başına düşmemektedir.
Nikos Hristodulidis’i seçimde destekleyen ELAM milletvekili Themistokleos, gazeteci Pambos Haralambos’un bir makalesinde çözümden sonra referandum yapmadan çözümü meclisin onaylamasını ileri sürmesine karşı çıkmıştır.
Themistokleos, böyle bir oldu-bitti yaratılırsa, SİLAHLARIN KONUŞACAĞI tehdidini açıkça ifade etmekten çekinmemiştir.
Orta Doğuı’daki çatışmalarda İsrail’in Kürt Kartını kullanabileceğini çekinen Türkiye, en büyük sorun olan Kürt sorununa farklı bir bakış açısı yaratarak, yeni bir açılıma yönelmektedir.
Kıbrıs Sorunu AB ile olan ilişkilerin gelişmesi için birinci sorun iken, Kürt sorunu da ikinci önemli sorundur.
Demokratikleşmede gelişmeler bu iki temel soruna bakışın değişmesiyle ancak başlatılabilir.
Kürt sorununda başına saksı düşenleri görenler, Kıbrıs Sorununda da düşecek saksılara şimdiden hazırlıklı olmalıdır.
Dünya’daki temel doğru, DEĞİŞİMİN KAÇINILMAZ olduğudur. Bu kaçınılmazlık da SAKSILARIN DÜŞMESİNE yol açmaktadır.
Yeni yeni SAKSI DÜŞMELERİNİ hep birlikte GÖRECEĞİZ.
































