BM Genel Sekreterinin yeni bir girişim yapıp, görüşmeleri yeniden başlatacağı ağır basan bir görüştür.
BM Genel Sekreteri Türk ve Rum toplumlarının farklı görüşlerini bir potada eriterek, her iki tarafı da tatmin edebilecek bir yaklaşımı yaratmış olmalı ki, yeni bir girişimden söz edilebilmektedir.
Rum tarafının ana çekincesi Türkiye askerlerinin pozisyonudur.
Türk tarafının ana çekincesi ise EŞİT EGEMENLİKTİR.
Bu iki sorunu dengelemek aslında çok kolaydır. 1968 den beri iki toplum arasında yapılan görüşmelerde, bu sorunlara çözüm bulunmuştu.
Zaten Annan Planını yeniden okuyanlar eşit egemen iki devlet tanımını orda kolaylıkla bulacaklardır.
Birleşik Kıbrıs Devletinin İKİ EŞİT EGEMEN KURUCU DEVLETİ terimi Annan Planının her yerinde vardır.
Türk askerinin hangi koşullar gerçekleşirse, çekilebileceği konusu da Montana sürecinde çözümlenmişti.
Gerek Rum yetkililer, gerekse Türk yetkililer insanların kafalarını karıştırmak için, kavramlara farklı anlamlar yüklemekte ustadırlar.
Garanti ve İttifak Antlaşması durdukça, Türk askerinin Yunanistan askerleriyle birlikte adada bulunmasına HİÇBİR GÜÇ karşı çıkamaz.
Londra ve Zürih Antlaşmaları da, imzacı tarafların onayı olmadan kesinlikle değiştirilemez. Bu Antlaşmalar, tarafların RIZASI OLMADAN, tek taraflı ayrılma, birleşme veya başka bir devlete katılmayı KESİNLİKLE ENGELLEMEKTEDİR.
Zaten Türkiye yeniden KOMŞULARIYLA SIFIR PROBLEM siyasetine dönerek, komşu birçok ülke ile dostluk ilişkilerini yeniden kurmaya çalışmaktadır.
Bölünmüş, Parçalanmış SURİYE’nin bile TOPRAK bütünlüğünü savunan Tayyip Erdoğan’ın yanısıra, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, DIŞ GEZİLERİNDE ,ÜLKELERİN BÖLÜNMESİNE KARŞI olduğunu daima tekrarlamıştır.
Türkiye’nin önemli bir İÇ VE DIŞ sorunu da vardır.Bu sorun KÜRT SORUNUDUR.
Türkiye hem ülke içerisinde, hem de ülke sınırlarının dışında BİR KÜRT DEVLETİ kurulmasına kesin karşıdır.
Türkiye’nin AB ye üye bir ülkenin topraklarının bölünmesini ve 100BİN Kıbrıs Türk’üne ayrı bir devlet kurulmasını destekleyebileceğini hayal edenler, mutlaka dış politika kavramından çok uzakta yaşamaktadırlar.
Gerek Maraş açılımı, gerekse EŞİT EGEMEN iki devlet politikaları Rumları UZLAŞMAYA yaklaşmaya zorlamak için yaratılmış taktiksel yaklaşımlardan BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR.
EK.Annan Planından
ANA MADDELER
i. Kıbrıs’ın ortak yurdumuz olduğunu teyidle ve 1960 yılında kurulan Cumhuriyet’in ortak kurucuları olduğumuzu hatırda tutarak
ii. Geçmişte yaşanan trajik olayların asla tekrarlanmayacağı iradesiyle, güç kullanmayı veya güç kullanma tehdidinde bulunmayı veya herhangi bir tarafın diğerini tahakküm altına almasını ebediyen reddederek
iii. Yekdiğerimizin özgün kimliğini ve bütünlüğünü ve ilişkimizin bir çoğunluk ve azınlık ilişkisi değil, hiçbir tarafın diğeri üzerinde yetki veya hakimiyet iddiasında bulunamayacağı bir siyasi eşitlik ilişkisi olduğunu kabul ederek
iv. Ortaklığımızı bu zeminde yenilemeye karar vererek ve bu yeni iki kesimli ortaklığın bağımsız ve birleşik bir Kıbrıs’ta dostluk, barış, güvenlik ve refah içinde ortak bir geleceği teminat altına alacağı iradesiyle.
v. Uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler’in ilke ve amaçlarına bağlılığımızı vurgulayarak
ARİF OLAN ARTIK ANLAMALI
































