Bizim kitle örgütlerine, muhalefet partilerine BİRŞEYLER OLDU.
Hemen hemen her gün beyanatlarını izlemekteyiz. Muhalefet partilerinin gazeteleri de ekonomik sorunları tam sayfa yapmaya başladılar. Ancak Kıbrıs’taki GERÇEK GÜNDEM BU DEĞİL.
BM Genel Sekreteri iki toplum liderini Eylül’de görüşmek üzere BM ye davet ederken, bu olay çok önemsiz bir olaymış gibi, bu konuda konuşan pek yok.
İşin en ilginç yanı, Montana sürecini baltalayan Nikos, çözümden, federasyondan bahsederken, Tatar ise, Kıbrıs Türk toplumunun hiç ihtiyacı yokmuş gibi, görüşmelerden kaçabilmek için, ÇEŞİTLİ HAMLELER yapıyor.
2003-2004 mücadele ruhuna önderlik eden Partiler ve Kitle örgütleri ise, bu gerekçeleri eleştireceklerine, bu dönemde görüşmeye hazır olan Nikos’a saldırıyorlar.
Rum malları üzerindeki yapılaşmanın, başımıza büyük sorunlar yaratacağını HUKUKÇULARIMIZ zamanında DENKTAŞ’a söylemişlerdi. Denktaş ise bu mallar üzerindeki yapılaşmanın ve bundan pay kapanların gelecekte çözüm istemeyeceklerini iyi analiz ederek, bu uyarıları dikkate almamıştı.
Birçok muhalefet milletvekilinin ve sivil toplum önderinin RUM MALLARI üzerindeki yapılaşmalardan YAZLIK EVLER aldıklarını , RUM MALLARINDAN kendilerine verilenleri korumak istediklerini artık bilmeyen kalmadı.
Rum malları ile zehirlenen bu arkadaşlar, gerçekte çözümden kaçıp, sahip olduklarını korumayı BİLİNÇ ALTLARINDA TAŞIYORLAR.
Muhalefet Partileri liderlerinin ve milletvekillerinin etkili muhalefet yapmamalarının arkasındaki OBJEKTİF NEDEN budur.
İkinci bir neden ise, ekonomik yıkım içerisinde olan hükümetin yıpranıp, iktidarın Türkiye tarafından kendilerine verileceği hayaliyle yaşamalarıdır.
Türkiye ,iktidarı kime verirse, ayrıca yönetme erkini de elinde bulunduracaktır.Bu Türkiye’nin en doğal hakkıdır.
Kaldı ki, Türkiye tüm komşularıyla olan sorunları çözmeye yönelik hamleler içerisindedir. Yunanistan ile belli bir noktada uzlaşan Türkiye, şimdi de en zor konu olan SURİYE ile de ilişkilerini düzeltme yolundadır.
Dış politikada bu hamleleri yapan Türkiye, AB ile olan ekonomik ve siyasi çıkarlarının yolunun Kıbrıs sorununu çözmekten geçtiğinin bilincindedir.
Muhalefet Partileri ve SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI 2004 sürecinde Türkiye’nin çıkarlarının AB yolunda ilerlemek olduğunu doğru bir şekilde analiz ettikleri için , hem Türkiye Kamuoyundan hem de AKP den destek görmüşlerdi.
Şimdi koşullar daha da uygundur. Geçmişte çözüme en fazla karşı çıkan CHP, Özgür Özel’le birlikte, demokratikleşmenin ve AB ye giriş yolunun Kıbrıs’tan geçtiğini, ÇÖZÜME DESTEK VERECEĞİNİ söyleme çizgisine gelmiştir.
Muhalefet Partileri, TÜM SORUNLARIN KAYNAĞININ, ÇÖZÜLMEMİŞ KIBRIS SORUNU olduğunu bir anlayabilseler.
Daha doğru bir söylemle, RUM MALLARININ YAĞMASINDAN kaynaklanan KÜÇÜK ÇIKARLARININ toplumun geleceğini zehirlediğini anlayıp üzerlerindeki ÖLÜ TOPRAĞINI atabilseler, KIBRIS’TA BİRÇOK ŞEY DEĞİŞECEK.
































