Akıncı’nın toplum lideri olarak seçilmesiyle birlikte, Kıbrıs’ta yeni bir süreç başladı.
Bu yeni süreçte, Kıbrıs sorunu yeniden gündemin başına oturmaktadır.
Annan Planı’nın referandumundan sonraki süreçte, gerek Rum, gerekse Türk tarafındaki siyasi güçler ve sivil toplum örgütleri, iç mücadeleyi esas alan bir mücadele çizgisi izlediler…
İç mücadele çizgisinin odağında ise, EKONOMİK KAZANIMLAR için mücadele esastı.
Gerçekte, Kıbrıs sorunu çözümlenmeden, özellikle Kuzey’deki sendikaların ve sivil toplum örgütlerinin ekonomik talepleri ön plana alan mücadele çizgileri, ÖLÜDEN GÖZYAŞI BEKLEMEK’le aynıydı.
Kuzey’deki, gerek ekonomik, gerekse siyasi gelişmeleri belirleyen, iç güçler değil, tamamıyla Türkiye’nin DEVLET POLİTİKASIDIR.
Türkiye’nin her süreçte esas belirleyici olduğu bir toprak parçasında, sözümona hükümetten, emekçilere yönelik EKONOMİK DÜZENLEMELER beklemek, boşu boşuna zaman öldürmekti.
Şimdi, TOPLUMLARARASI GÖRÜŞMELER yeniden başlamışken, her Parti, sivil toplum örgütü ve özellikle SENDİKALAR, kendilerine yeniden ÇEKİ-DÜZEN vermek zorundadırlar.
Birleşik Kıbrıs’ın yaratılmasında, Kıbrıs’ta çözüm karşıtı kitleyi en aza indirgemek, her iki toplum arasında, EMPATİYİ GELİŞTİRMEK, değişik mücadele şekillerini gerektirmektedir.
Kıbrıs’ta çözüm gerçekleştiği gün, her iki tarafta, yeni FEDERAL KANATLAR ortaya çıkacaktır.
Her iki taraftaki DEVLET ve HÜKÜMET yapıları köklü bir şekilde değişecektir.
Bu yönetim değişikliklerinin, emekçilerin ve çalışan sınıfların yararına gerçekleşebilmesi için, şimdiden planlı, farklı bir mücadele çizgisinin izlenmesi gerekmektedir.
Çözümle birlikte, YER DEĞİŞTİRECEK İnsanların yeniden rehabilitasyonu ve ŞİMDİ YAŞADIKLARI KOŞULLARDAN daha CAZİP koşulların yaratılması, düşünce bazında da çok emek gerektirmektedir.
Önümüzdeki 5-6 aylık kısa süreç, çok yoğun çalışmayı gerektirecektir.
Bu yoğun çalışmalar, Kıbrıs’ın gelecekte nasıl bir ülke olacağının alt temelini oluşturacaktır.
Kıbrıs Rumlarının 200 BİN’e yakın göçmeninden, 100 Bin’e yakın insanın yeniden yerleşime açılacak bölgelere geri dönüşü, Maraş’ın YENİDEN İNŞASINDA, her iki taraftaki ekonomik örgütlerin yer alması, Yer değiştirecek Türk topluluklarının, 1974’ten sonra, Rum toprakları üzerinde yarattıkları değerlerin, yeni yerleşim alanlarına nasıl taşınabileceğinin tartışılması, çok önemli konulardır.
Çözüm’ün, Kıbrıs’ta yaşayan herkese, daha iyi bir yaşam ve daha DEMOKRATİK BİR ORTAM verebilmesi için, herkesin bu alanda, daha fazla fikir üretmesi ve görüşmeleri yürütenler üzerinde pozitif baskı yaratması gereken bir süreçte olduğumuz, mutlaka dikkate alınmalıdır.
Toplumsal çatışmalardan çözüm süreçlerini tamamlayıp, birlikte yaşama koşullarına ulaşan bölge örneklerinin yeniden incelenmesi, önümüzdeki önemli görevlerden biridir.
Yüzleşme, empati ve hesap verebilme, yeni dönemdeki önemli kelimeler olacaktır.
Yıllardır, her iki topluma giydirilen DELİ GÖMLEĞİNİ çıkartmak, milliyetçiliğin yıkıcı etkisini dönüştürmek, pek de kolay olmayacaktır.
Gerek eğitim alanında, gerek sosyal yaşamda, her iki toplumu yeniden yakınlaştıracak projeleri hazırlayacak olanların, esas olarak bizler olduğunu, yeniden hatırlamalı ve geleceğimiz için, tüm çalışmaların önüne, çözüm sürecine hazırlanmayı getirmeliyiz.
































