Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisi sürekli sarsıntılar geçiren bir ekonomi. Tek ihracat pazarımızın Türkiye olduğunu, hatta dış kapı pazarımızın da Türkiye’den açıldığını düşünürsek (siyasi kısıtlamalardan ötürü) bağımlılığımızın tam da bu noktasında istenilen siyasi ve ekonomik kararlar da aynı zamanda aldırtılıyor.
Bağımlılık teorisine göre gelişememiş ülkelerin geri kalmışlık sebepleri onlardan daha ileri olan ve ekonomik ilişki içerisinde hareket eden diğer ülkelerdir. Teoriye göre gelişmemiş ülkelerin veya toplumların gelişememelerinin nedeni tarihsel süreçlere bakılarak anlaşılır.
Kıbrıslı Türklerin tarihsel süreçleri tam da bu noktada bir çok olaylarla sahnelenmiştir. Sorun bağımlılıktır. Bağımlılığa son vermek bağımlı olduğumuz ülke veya ülkelerle olan ilişkileri tamamen sonlandırılmasından geçer. Dolayısı ile bağımlı olduğunuz ülke veya ülkeler sizin üzerinizde baskı kurmaktadır.
Bağımlılığın belirgin özelliği iki ana ekonomik grup olan büyük ve güçlü ekonomi ile güçsüz ve küçük ekonomi arasında ki büyük bir ekonomik eşitsizliğin bulunmasıdır. Bu anlamda da siyasi politika ve ekonomi politiği birbirinden ayrılmayacak biçimde bağlılık gösterir. Yine bağımlılık teorisine göre az gelişmiş ülkeler veya bağımlı olan ülkeler diğer ülkeler tarafından ekonomik adaletsizlik yaratıldığı için servetler büyük ölçüde egemenlere gitmektedir.
Tüm bu teorik açıklamalara baktığımız zaman 50 yıldır bir türlü ne siyasal ne de ekonomi politiği olarak bağımsızlığımızı kazanamadığımız bizler yani Kıbrıs Türk toplumu hesabımızı kitabımızı yapamadık veya yapmadık ve ortaya bir vizyon koyamadık.
Bizim Kıbrıs sorununa ne modelde bir çözüm bulacaksak bulalım bağımlılığımızın sonlandırılması şarttır.
Ekonomik bağımsızlık aynı zamanda özgürlük getirir. Dünya tarihinin en zengin ailelerinden olan Rothschild ailesinin bir ferdi olan Mayer şöyle demişti; “ Bana bir ülkenin parasının kontrolünü verin, yasaları kimin yazdığı umurumda değil.” Paranın kontrolü sizde olmadan siyaset yapılmaz. İşte bu noktada bizlerin ekonomik gelişmişliğe ulaşmamız ve kendi politikamızı belirlememiz hiç de mümkün değildir.
KKTC’de bu konuda politika üreticilerinin şunu bilmesi lazım, paranın kontrolü sizde olmadan yeni düzen kuramazsınız. Savunduğunuz politika ise kendi başına sonuca gidemez. Sonucun ne olacağına parayı kontrol edenler karar verir. Kıbrıs’ın tarihsel süreci de bunu zaten böyle ortaya koyar.
(Bağımlılık Teorisi “Marx”)
































