Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ABD ve Küba yakınlaşıyor

 

Erdoğan Özbalıkçı

Dünyadaki değişiklikleri takip etmek artık çok zor. Her gün, dünyadaki mevzilenmelerdeki hızlı değişiklikler insanın başını döndürüyor.
Dünyayı 1960’lardan günümüze derinden etkileyen Amerika-Küba krizi de hızla tarihe karışıyor. Oysa 1960’lardan sonra, Küba krizi dolayısıyla Üçüncü Dünya Savaşı neredeyse patlayacaktı.

Küba, Amerika’nın hemen dibinde olan bir ülke. Feodalizmin yıkılması sürecinde, Portekizliler ve İspanyolların deniz aşırı sömürgecilik politikaları, tüm LATİN AMERİKA ülkelerini talan ettirdi.
Küba, bu yağma sürecinde, İspanyolların sömürgesi haline getirilirken,1898lerde Amerikan’ın kontrolüne ve daha sonra da tamamıyla sömürgesine dönüştü.
Amerika’nın Karayipler bölgesini denetiminde Küba çok önemli bir deniz üssü olarak etkili rol oynadı.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ile SSCB arasındaki Soğuk Savaş başlarken, ABD Latin Amerika ülkelerini, önce Rio Anlaşması ardından da Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) çatısı altında “komünist sızmalardan uzak tutma” politikası takip etmeye başladı.
ABD yanlısı Küba lideri Batista 1959’da Fidel Castro liderliğindeki komünist gerillalar tarafından devrilirken, dünya yeniden farklı mevzilenişlere yöneldi.
Küba, KASTRO yönetiminde, dünya devrimci mücadelesinin çok önemli bir sembolü haline dönüştü. Küçücük Küba, Amerikan emperyalizminin zayıflığının da sembolü oldu.
Amerika’daki yönetimler o dönemde, burunlarının ucunda, kendilerine meydan okuyan Küba’yı hiç kabullenemedi.
CIA Castro’ya defalarca suikastlar tertip etti. 1961’de CIA tarafından eğitilip-donatılan göçmen Kübalılardan oluşan bir “ordu”, Domuzlar Körfezi çıkartmasını yaptı. Castro bunları geri püskürttü.
1962’de meydana gelen bir gelişme ise sadece ABD-Küba ilişkileri açısından değil, dünya tarihi açısından bir dönüm noktasıydı.
ABD’nin Türkiye’ye yerleştirdiği nükleer füzelere misilleme olarak SSCB de Küba’ya füze yerleştirmeye çalışınca dünya bir nükleer savaşın eşiğine geldi. Kennedy ve Krusçev, büyük bir gerginlikten sonra, Üçüncü Dünya Savaşı çıkmadan birbirleriyle anlaştılar. Taraflar arasında “yumuşama” dediğimiz bir dönem başladı. Ama SSCB ile kontrollü bir yakınlaşma süreci içine giren ABD, Küba ile dalaşma çizgisini sürdürdü.
SSCB yıkıldıktan sonra da ABD Küba’ya uyguladığı yaptırımlara devam etti. Amerikan vatandaşlarının bu ülkeye seyahatini, orada harcama yapmasını sınırlandırdı.
Cumhuriyetçi ve Demokrat başkanlar Küba’yı “teröre destek veren ülkeler” listesinde tutmaya devam ettiler.
Geçen Çarşamba ise, tarih yeniden ve farklı bir şekilde yazılmaya başlandı.
Artık Obama ve Kastro, bölgelerinde yeni bir tarih yazma kararını, aynı anda düzenledikleri basın toplantılarıyla tüm dünyaya duyurdular.
Küba ile Amerika artık dalaşmayacaklar…
2015 içinde karşılıklı olarak diplomatik temsilcilikler açılacak. Seyahat kısıtlamaları kaldırılacak.
İki ülke de, casusluk yaptıkları gerekçesiyle tutukladıkları ABD ve Küba vatandaşlarını serbest bırakacaklar.
Amerikan Kongre’sinde de çoğunluğu ellerinde bulunduran Cumhuriyetçiler Obama’nın bu açılımına tepkili. Ancak, ABD-KÜBA yakınlaşması artık dönüşü olmayan yola girdi.
Dünyadaki en zorlu sorunlardan biri olan ABD-KÜBA sorunu da tarihin tozlu sayfalarına gönderilirken, Kıbrıs sorununun da daha uzun bir süre, bu şekliyle devam etmesi artık mümkün olamayacak.
Amerika’nın bölgeyi yeniden dizayn etme politikalarında, Ukrayna’nın NATO’ya katılması tartışmaları sürerken, NATO üyesi olan üç garantörü bulunan Kıbrıs’ın, AB’nin bir üyesi olan Kıbrıs’ın bu haliyle bölünmüş olarak bırakılması, ARTIK MÜMKÜN DEĞİL.