Barbaros Araştırma Gemisi yeniden açık denizlere, Kıbrıs’a doğru yol alıyor. Akdeniz’in suları yeniden ISINIYOR. Bu yetmezmiş gibi, Kıbrıs Cumhuriyeti, Rusya ve İsrail ile ortak tatbikata yöneldi. Kıbrıs Cumhuriyeti, ayrıca, Türkiye’nin AB YOLCULUĞUNA fren koyacağını açıkladı. Bu hamleler, bölgede yaşayanlarda tedirginliğe yol açıyor. Oysa, gelişme süreci farklı şekilde olacak. Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’in çevresi YENİ dünya düzeni dolayısıyla hızla karıştırılıp, YENİ ayar için yeni koşullar OLUŞTURULURKEN, Kıbrıs sorununu İÇ DİNAMİKLERİN çözmesini beklemek sadece hayal değil, göz boyamaktan başka bir şey değildir.
Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki tüm sorunların kaynağında ENERJİ ve Enerji yollarına hakim olma isteği yatmaktadır… Bu hakim olma isteği, büyük güçlerin hesaplaşma alanı olarak, bölgeyi alabildiğine karıştırmaktadır.
Kıbrıs sorunu soğuk savaş döneminden kalma bir sorundur. Bu sorunda, Amerika ve Batı, esas olarak Rusya’nın Kıbrıs adasını kontrol şansını azaltma ve Kıbrıs’ı NATO’nun bir batmayan uçak gemisi yapma stratejisiyle adaya devamlı müdahale etmişti. Bu müdahale halen devam etmektedir.
Kıbrıs sorununa, Rum ve Türkler arasındaki bir sorun olarak bakanlar, orman yerine tek tek ağaçları gören bakış açısına sahiptir.
Artık Batı’nın malı olduğunu anlamayan Kıbrıs Rum tarafı, Amerika ve Batı’nın Kıbrıs’taki ayarını geciktirmek için devamlı hamleler yapmaktadır. Bu hamleler karşısında, Kuzey Kıbrıs’taki vurguncu ve GANİMETÇİ çevreler de ellerini ovuşturmaktadırlar.
Her iki çevrenin de masadan kaçma çabaları, daima başarısızlığa uğramaya mahkumdur.
Annan Planı sürecinde, Amerika ve Batı, Türkiye’yi ikna ederek, oluşan plana Türk tarafının EVET’ini sağlarken, Rum tarafı, dar milliyetçi ve hakimiyetçi anlayışını terk etmediği için, bu plana HAYIR demişti.
Son bir ayda, Amerika ve Batı’nın baskısıyla, YENİ BM görüşmecisi atanır ve AL- VER sürecine geçileceği açıklanırken, Rum tarafının, 9. PARSEL’de gaz arama çalışmalarına geçmesi, görüşme sürecinden kaçma STRATEJİSİ’nden başka birşey değildir.
Rum tarafının, Türkiye’nin, ENERJİ ALANINDA OLDU- BİTTİ’leri kabul etmeyeceği açıklamaları dururken, tam da bu dönemde, GAZ ARAMA çalışmasına girişmesi tam bir provokasyondur.
9. Parsel’de, Kıbrıs Cumhuriyetinin hakimiyeti ve gaz arama hakkı ULUSLARARASI bir haktır. Bu temel doğrunun, Kıbrıs’ın içinde bulunduğu koşullar dikkate alınmadan uygulanma isteği ise, YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK’ten başka bir şey değildir.
Kıbrıs Sorununda, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortaklarından bir tanesinin de KIBRISLI TÜRKLER olduğunu hiç dikkate almayan ve ben istediğimi yaparım, DAR MİLLİYETÇİ anlayış, geçmişte de, şimdi de, Kıbrıs Rumlarını devamlı maceralara sürükleyecek tehlikeli bir yaklaşımdır.
Olayları, DIŞ DİNAMİKLERİN etkisini de düşünerek yorumlamak doğru bir bakış açısıdır. Bu yapılmazsa, Kıbrıs Sorununun nereye varacağı hesaplanamaz.
Kıbrıs’ta artık büyük ölçekli çatışma beklemek bir hayaldir. Herkes, çözüm sırasında avantaj elde etme stratejisi izlemektedir.
Yeni gaz arama çalışması dolayısıyla ÇATIŞMA STRATEJİSİ de, uluslararası müdahaleyi davet etme ve görüşme platformunu değiştirme stratejisinden başka bir şey değildir.
Anastasiadis, HAKLI OLARAK Kıbrıs’taki görüşme sürecini SAĞIRLAR DİYALOĞU olarak yorumlamaktadır.
Bu yorumlamayla birlikte, Anastasiadis, direk olarak Türkiye ile görüşme yapma stratejisini hayata geçirmektedir.
Türkiye, bu stratejiden kaçmak içinse, Amerika ve Batılı güçlerin yardımını talep etmektedir.
Özellikle Orta Doğu bataklığına hızla çekilmekte olan Türkiye’nin Kıbrıs Cephesindeki karışıklığı bir an önce bitirme ve TÜM GÜCÜNÜ Orta Doğu’ya çevirme ihtiyacı vardır.
Kıbrıs’ın da, enerjiden gelir elde edebilmesi için, karışıklığın durmasını ve çıkacak olan gaz’ın Türkiye üzerinden Batı’ya satılmasını bir an önce sağlaması gerekmektedir.
Kıbrıs Cumhuriyeti gazı bir an önce BATI’ya satamazsa, içinde bulunduğu ekonomik yıkımı durdurması mümkün olmayacaktır
Hem Kıbrıs’ı, hem de Türkiye’yi rahatlatacak tek formül, ÇATIŞMA STRATEJİSİNİ biraz daha derinleştirerek, Kıbrıs sorununu ULUSLARARASI KONFERANS’a taşıyacak koşulları yaratmaktır. Bu koşulları, Amerika ve Batı rahatlıkla yaratabilmektedir.
AKEL’in efsanevi lideri PAPAYUANNU’n un, Kıbrıs sorununu çözebilecek tek yolun, ULUSLARARASI KONFERANS olduğu hakkındaki öngörüsü, hızla gerçekleşme yolunda ilerlemektedir.

Önceki Haber

























