Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Saner: Tek adamlılığa karşı katılımcı bir yapı

ÖZGÜRGÜN TEK ADAM GİBİ HAREKET EDİYOR: Saner, Özgürgün’ün parti içerisinde yaptığı icraatlarda tek adam gibi hareket ettiğini ifade ederek, “Özgürgün’ün ortaya koyduğu icraatlar tamamen diğer başkan adayları ile konuşulmadan görüşülmeden ortaya konulmuş icraatlardır. Partide diyalog kayboldu” dedi

BOZULURSA BOZULUR: Saner, Kıbrıs konusunda ise UBP’nin kırmızı çizgileri olduğunu ifade etti. Saner: “CTP, UBP’nin kırmızı çizgilerine saygı göstermezse sıkıntı çıkar. İlla da hükümette olacağız diye kırmızı çizgilerimizden vazgeçmeyiz.”

Bertuğ TOPAL
Ulusal Birlik Partisi Genel başkan Adayı ve Gazimağusa Milletvekili Hamza Ersan Saner, parti yönetimine aday olmasının en büyük sebebinin parti işleyişinin kötü yönetilmesi olduğunu söyledi. Saner, UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün partiyi doğru yönetemediğini ifade ederek kendisinin başa gelmesi durumunda tek adamlılığa son verileceğini alınacak tüm kararlarda katılımcı bir yapı izleneceğini vurguladı.
Saner, “CTP ile hükümete devam edecek misiniz?” sorusuna ise “Eğer eşit paylaşım olursa parti kurullarına sorarak devam edebiliriz. Ancak Kıbrıs sorununda kırmızı çizgilerimiz var bunlara herkesin saygı göstermesi gerek” diye konuştu.
Ulusal Birlik Partisi Genel başkan Adayı ve Gazimağusa Milletvekili Hamza Ersan Saner, adaylığını ve hedeflerini Havadis’e anlattı.

Soru: İlçe Kongreleri gerçekleştirildi. Katılım beklenin altında kaldı. Bazı bölgelerde ciddi sıkıntılar yaşandı Lefkoşa başta olmak üzere. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Saner: Aslında üye katılım sayısına baktığınızda Güzelyurt’u da dahil etmediğinizde katılım yüzde 50 gibi çıktı. Sonuçta Güzelyurt’ta da ayni oranda da bir katılım olsaydı, 9 bin üyenin yarısından fazla oy kullandı. Genel seçimlere göre bir katılım var. Düşük bir katılım yok. Ki o gün suyun açılışının olması da bir bakıma etkiledi. Kazan arkadaşların hepsine başarılar dilemek istiyorum. Kaybedenlere de aslında ortaya koydukları azim nedeniyle teşekkür etmek istiyorum. Burada aslında kimse kaybetmemiştir. Hepsinin UBP kazancı olmuştur. Bu kadar değerli adayların gerek ilçe başkanlarının gerekse ilçe yönetim kurulu üyelerinin UBP için ciddi bir kazanç olduğunu düşünüyorum.

Soru: Hüseyin Özgürgün çeşitli çevreler tarafından parti yönetimi konusunda yaptığı icraatlar nedeniyle “tek adamlılık” ile suçlanıyor. Siz buna katılıyor musunuz?
Saner: Tek adamlılık konusunu eleştirirken aslında Özgürgün’ü eleştirmiyorum. Partiyi eleştirmiş oluyorum. Benim aldığım UBP terbiyesi ve disiplini başkanı eleştireceğim diye partiyi dövmek anlamına asla gelmez. Ama şunu söylemek istiyorum genel başkana bugüne kadar ortaya koyduğu icraatlar tamamen diğer başkan adayları ile konuşulmadan görüşülmeden ortaya konulmuş icraatlardır. Üye listelerinin bile halen daha tam anlamıyla elimize geçmemiş olması bizleri derinden üzen bir olaydır. Ben kendisinin bir önce bu konularda sağ duyuya davet ediyorum. İlçe seçimlerinin nasıl yapılacağı parti MYK’sında görüşülmedi, başkan adaylarının hiçbir bilgisi olmamıştır bu bağlamda evet Özgürgün parti adına bazı sıkıntılar yaratıyor. Bizim tüzüğümüzün bir maddesi vardır Parti Meclisi her ay en az bir kez toplanır diye bunu da çiğnedi Özgürgün. Bence hele bu kurultay dönemlerinde 3-4 defa toplanılması gerek. Bunun da olmaması parti adına ciddi bir diyalog eksikliğidir diye de düşünmekteyim.
Ben Ersan Saner olarak bugün itibarı ile halen daha kurultayda yöntemin nasıl olacağını bilmiyorum. Ama en doğal hak benim bunun nasıl olacağını bilmemdir.

Neden aday oldunuz? Ersan Saner’e UBP’liler neden oy versin?
Saner: Ben bu konuyu 3 başlık altında toplamak istiyorum. Parti içinde verilen hizmetler, ülkeye yaptığımız hizmetler ve kendi vizyonum. Ben UBP’de 9. kez delege önüne çıkıyorum. Mevcut milletvekilleri içerisinde en fazla 1-2 kişi vardır benim durumumda olan. 3 dönem İlçe Yönetim Kurulu üyeliği yaptım. 3 dönem Parti Meclisi üyeliği, bir dönem Gazimağusa İlçe Başkanı adaylığı, bir dönem Gazimağusa Belediye Meclis Üyeliği, 2006’da belediye başkan adaylığı, 2008’de ilçe başkanı adaylığı ve en son 2013 yılında da genel sekreterlik adaylığı. Var mı Ersan Saner2in çalışmadığı bir parti kademesi? Her noktasında çalışan bir kişi. Tüzükten sorumlu milletvekiliydim. Partide bu kadar kademede çalışan birinin genel başkanlığa aday olması doğaldır. 2006’da Mağusa’da belediye başkanı adayı bulunmazken belediye başkanı adayı olup 12 yıllık Oktay Kayalp’ın karşısına çıkan biri olarak kendimde bu cesareti gördüm. 
Ülkeye verdiğimiz hizmetlerde ise 1 yıl Turizm Kültür ve Çevre Bakanlığım var 4 yıl Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı var. Uyguladığımız projelerle Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı iken Dikmen Çöplüğü bugün yoksa bu benim ciddi gayretlerim sonucu yapıldı. Ülkeyi ziyaret eden yolcu sayısı 2009’da 1 milyon 800 binlerdeydi. Turist sayısı 400 binlerde ve GSMH’ya katkı 230 milyon dolardı. Uyguladığımız charter programlarla ki 2008’de çok ciddi başarısızlığa uğramıştı. 5 yıl sonunda ülkeye giren çıkan yolcu sayısı 3 milyon 120 bin. Ülkeyi ziyaret eden yabancı sayısı üç kat artıyor. Ve toplam 715 binlere geliyor. GSMH’ya katkı da 690 milyon dolar oluyor.

Soru: Özgürgün’e karşı diğer altı aday bir birlik içinde gibi görülüyor. Eğer Özgürgün, diğer adaylardan biriyle ikinci tura kalırsa Özgürgün’ün karşısında bir ittifak kurulması söz konusu mu?
Saner: Öyle bir konsensüs yok. Bu doğal bir süreçtir. Eğer yağmur varsa şemsiye alırsınız. Ben eğer Hüseyin Özgürgün ile beraber hareket edecekiseydim şu an benim elimi kolumu tutmazdı hareket etmek için. Madem ki Özgürgün’ün yönetim şekline karşıyım. Kendi kişiliğine karşı değilim. Çok iyi bir insan ama yönetim zafiyetleri olduğunu düşünüyorum. Benim Özgürgün’le yürümem mümkün olabilir mi? O zaman bunu niye biz birbirimizle anlaştık diye lanse etmeye çalışıyorlar anlamıyorum. Bu doğal bir süreçtir.

Soru: Hükümetin 3 aylık dönemi geçti. Hükümetin bu süre zarfındaki icraatlarını nasıl değerlendirirsiniz?
Saner: Hükümetin durumunu daha göremiyoruz çünkü başlar başlamaz da bakan değişimine gidildi. 3 ayda bir bakan değişimini doğru bulmuyorum. 3 ayda hiçbir performans ortaya koyamazsınız. Gençleştirilecekse idi 3 ay önce akılları neredeydi. Dolayısıyla burada başka sorun vardır diye düşünüyorum. beni CTP ilgilendirmez ben önümdeki pilava bakmak zorundayım.

Soru: Özgürgün’ün hükümete girmesini diğer adaylar gibi siz de kurultay hesabı gibi mi görüyorsunuz?
Saner: Ben her zaman söylüyorum. Bu hükümet icraat hükümeti olarak değil kurultay hükümeti olarak ülkenin başına gelmiştir. Eğer icraatsaydı bu hükümetin amacı benim ABD’den buraya davet edip getirdiğim müsteşarımı görevden almaması gerekirdi. Çünkü ben işinin ehlini oraya getirdim. Tabi ki atanan arkadaşa da hiçbir sözüm yok bu onun problemi değildir. Kendini bu işe alet etmişlerdir. Bu başkanın zafiyetidir.

Soru: Özgürgün’ün bu şekilde hükümete girerek UBP’yi CTP’ye ezdirdiğini düşünüyor musunuz? ,

Saner: UBP’nin hükümete girmesinin yanlış olduğunu düşünüyor musunuz?
UBP asla CTP’ye ezilmez. Bu 3 aylık dönemde de zaten halen daha hükümette miyiz değil miyiz ben anlamış değilim. Meclis tatilde olduğu için hükümeti pek hissedemedik. Şimdi başladık hükümette olduğumuzu görmeye. Ben bu hükümetin kurulmasına değil yöntemine karşıyım. UBP’nin küçük ortak şeklinde nitelendirilmesi bence yanlıştır. Ve evet bakanlık sayıları eşit olabilir ama benim iki bakanlıkta yönettiğim daireyi şu anda 3 bakanlık yönetiyor. Bu da beni üzüyor. 

Soru: Olası bir genel başkanlık değişiminde başa gelmeniz durumunda hükümet ile ilgili tavrınız ne olacak? Hükümet ayni şekilde devam mı edecek yoksa tekrardan CTP ile müzakere masasına oturacak mısınız?
Saner: İlk olarak bu konuyu yetkili kurullarıma sormam gerekiyor. Çünkü yeni bir irade oluşacak. Yetkili kurullarım bana bu hükümeti kur yetkisini verirse benim de başkan olarak bir takım tasarruflarım olacak. Eğer CTP ile elimizi taşın altına eşit şekilde koyacaksak herşeyi de eşit şekilde bölüşmemiz gerekir. Bu eşit bölüşüm de dönüşümlü başbakanlıkla olur. Bakanlıklara bakıldığında da UBP’deki bakanlıklar büyük gayret isteyen bakanlıklar. Ancak toplum ile iç içe bakanlıklar değil. Ama bir Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı Dışişleri Bakanlığı çok önemli bakanlıklar. Maliye ve Dışişleri Bakanlığı’nın sürekli Başbakanlıkla karşıt kutupta olması gerekiyor.

Soru: Kıbrıs sorununda ciddi bir aşamaya geçiliyor artık. Seçilirseniz UBP’nin duruşu nasıl olacak?
Saner: 11 Şubat Belgesi’nin altında UBP’nin imzası var. Ben o gün o toplantıda da bir fiil partinin temsilcisi olarak bizim bir de şerhimiz var. Bu da net bilinmektedir. 11 Şubat belgesinde iki ayrı devlet iki ayrı halk ve siyasi eşitliğe dayanan bir federal yapıdan bahsediyoruz. Konfederasyon da bir federal yapıdır. Biz o federal yapının altını çizmek istiyoruz. İki ayrı devlet iki ayrı halk ve siyasi eşitliğe dayanan konusu Sayın Cumhurbaşkanının bize anlattığı gibi dönüşümlü başkanlığı Güney Kıbrıs’ın kabul etmemesini 11 Şubat Deklarasyonu söylemiyor. Veyahut kabul ederse de dört yıl Rum 1 yıl Türk yönetecek demiyor o belgede. Bizim oradaki belgeye imza atmamıza rağmen siyasi eşitliğimizin sayısal eşitlik değil gerçek siyasi eşitlik demektir.
Eğer hükümet devam ederse bunların sıkıntı yaratmaması gerektiğini düşünüyorum çünkü ben gidip diyeceğim 4 yıl Kıbrıslı Türk yönetsin 4 yıl Kıbrıslı Rum yönetsin ve CTP buna hayır mı diyecek. Sıkıntı yaratırsa da bu CTP’de yaratacak. Kimse kusura bakmasın.

Soru: Türkiye’den KKTC’ye gelen suyun yönetimi ile ilgili gerek hükümet içerisinde gerekse bir çok çevrelerde suyun yönetilmesiyle ilgili ciddi ayrışmalar var. Seçilmeniz durumunda ne olacak UBP’nin tavrı bu konuda?
Saner: CTP kavram kargaşaları ile uğraşıyor. Kavram kargaşası yaratmak onların işine gelir. Meclis’te bu tartışma da yaşandı geçmiş günlerde. Ben Ercan’da örnek gösterdim. Ercan’ı kim yönetiyor? Biz. Naptık işletme hakkını verdik. Aylık Ercan’ın 4 milyon TL elektrik gideri var. Devlet böyle bir yükten kurtuldu. Biz sanki de özelleştirme yapıldığında bütün memurları sokağa atacakmışız gibi da bir algı var. Bizim çalışanla bir problemimiz yoktur. Bizim bundan sonra devletin artık işleyişinin düzenli olması ile ilgili sorunlarımız vardır. ciddi bir otorite boşluğu vardır.
Suyun nasıl yönetileceği çok net. 2013-2015Protokolünün Ankara’daki görüşmelerine gitmiş biriyim. Bu protokolü imzalarken de bu suyun nasıl yönetileceği orada vardır. Minimum yüzde 25’inin devlette olacağı şekilde yönetilmesi gerek. Yap işlet devret ve bunun gibi yöntemlerle yapılacak diye bir ibare var. Suyu biz özel sektörle birlikte yöneteceğiz. Suyu 25 kuruşa alıp 3 buçuk TL’ye satan yönetim mi doğru yönetir? Protokole bakınız ülkedeki en yüksek fiyattan satılmayacaktır su diyor.