Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Hayallerinin peşinden koştu, başardı

Her insan çocukluğunda müzisyen, ressam, futbolcu ya da dansçı olmayı hayal etmiştir. Ancak, bazen aile baskıları, bazen eğitim sistemi, bazen de çevresel faktörler çocukları hep bu hayallerinden vazgeçirmiştir. Birçok kişi çocukluğunda hayalet ettiğinden çok farklı bir alanda eğitim almış ve çalışıyordur. Çok az sayıda kişi çocukluk hayallerini geleceğine taşıyabilmiştir.

Bunun en güzel örneklerinden biri Ruzen Atakan… Ülkenin tanınmış ressamlarından olan Ruzen Atakan, çocukluğundan hep balerin ya da ressam olmak istedi ve tercihlerini de bu yönde yaptı. Atakan, resimden hiç vazgeçemedi ve bu yılda başarı merdivenlerini hızla tırmandı.

Sevdiği işi yapmak istedi…
Liseyi bitirmesinin ardından üniversite için bölüm seçerken hiç tereddütsüz Güzel Sanatlar Fakültesi’ni seçen Atakan, bu seçiminden hiçbir zaman pişman olmadı. Herkesin sevdiği işi yaparak mutlu olacağına inanan Atakan, seçtiği bu yolda elde ettiği başarılarla da bunun en güzel örneklerinden oldu.

Farklı bir başlangıç…
Güzel Sanatlar Fakültesi’ni seçmesinin ardından bölüme girer girmez hayata bakış açısının, yürüyüşünün değiştiğini ifade eden Ruzen Atakan şu şekilde konuştu:
“Öyle bir fakülte ki farklı bir kokusu var… İçeri girer girmez, hayata bakış açınız, yürüyüşünüz değişiyor. Bölümden aldığınız koku hayatınızı yönlendiriyor. İster istemez o ortam ve o kokudan etkileniyorsunuz. Hayatınıza ona göre yön vermeye başlıyorsunuz.”

Ailesi de destek oldu…
Bazen aileler, evlatlarının sanatçı olmasına belli kaygılarla karşı çıkar. Bunun tam tersini yaşayan bir ressam Ruzen Atakan. Ailesi Atakan’a seçtiği bu yolda tam anlamıyla destek oldu sadece annesi kızının yurt dışında okuyacağı nedeniyle bazı endişeler yaşadı. 

“Bütün sanatçıların yolu eğitimden geçiyor”
Ülkedeki sistem nedeniyle bütün sanatçıların yolunun eğitim alanından geçmek zorunda kaldığını anlatan Atakan şu şekilde konuştu:
1Bütün sanatçıların yolu bir okuldan geçmiştir. Öğretmenlik yaparak bir özel yerde ders vererek geçimini yaparak sağlıyor. Örneğin sadece resim yaparak geçimini sağlayan olmuyor. Belli bir eğitim kurumunda yer alıyor sonra emekli oluyor. Bu ne kadar profesyonelliktir bilemiyorum… Ancak geçim sağlamak için bunu yapmak zorunda kalıyoruz. Çok büyük bir sorumluluk taşıyan sanatçı oradaki eğitim mekanının dışında kendi atölyesini kendi mekanını yaratıp üretim sürecini kendi sürdürüyor.”

“15 sene önce durum daha iyiydi”
Yaklaşık 15, 20 sene önce sanata ilginin daha yoğun olduğuna işaret eden Atakan şu ifadeleri kullandı:
“Sanat anlamında 15, 20 sene önce daha iyi bir durum vardı. Ciddi koleksiyonlar, alıcılar sanat anlamında talepler vardı. Açılan sergilere talepler vardı. Yapılan eserlere ilgi vardı. Atölyelere ilgiler fazlaydı. Bu tür ilgiler toplumların yaşam düzeyiyle bağlantılıdır. Sanat eseri bir emeğin karşılığıdır ve bir toplumun eğitim ve ekonomik düzeyi yükseldikçe buna ilgi de artar. Diğer alanlar gibi değildir. Örneğin bakıyorsunuz değere giren alanlar var. Bilgisayar alanı değer oluyor. Yiyecek sektöründe bir kafeterya olsun değer oluyor.”

“Yasal zorunluluk getirilebilir”
Ülkede artık büyük evler ve iş yerleri yapılırken bunları içerisinde sanat eserleri olmasına özen gösterilmediğini ifade eden Atakan, bu konuda devlette de önemli görev düştüğünü hatırlattı. Devletin de yasal bir düzenleme ile belli bir standarttın üzerindeki ev iş yeri ve devlet dairelerinde sanat eseri bulunmasını sağlayabileceğini ifade eden Ruzen Atakan, ayrıca sanat eserlerinin estetiği de sağladığını belirtti. Atakan, sadece ev ve iş yerleri değil sokaklarda da sanat eserlerine yer verilebileceğini söyledi ve “Bir toplumun sanata bakış açısı aileden gelen eğitimle başlar. Ailenin sanattan uzak olması çocuğundan uzak olması demektir. Ardından okul öncesi eğitimi başlar. Her alanda estetik kaygısı olmalıdır. Her şey bir biri ile zincirlemedir” şeklinde konuştu.

***
Sıcak havaları sevmiyor

Kıbrıs’ı ve Lefkoşa’yı çok seven Ruzen Atakan’ı Kıbrıs’ta en çok rahatsız eden durum ise yaz mevsiminin çok sıcak geçmesi… Bu nedenle Kanada ya da Kutuplara yakın bir bölgeye bile taşınmayı düşündüğünü anlatan Atakan, sıcak hava dışında diğer tüm sorunlara rağmen yine Kıbrıs’ta yaşamaktan çok mutlu olduğunu ifade etti. Atakan ayrıca Lefkoşa Surlariçi’nde bulunan evlerinde tam bu sıcak havalara uygun, yazın serin olan ve huzurlu evler olduğunu kaydetti.
***
Kıbrıs için endişeli

Ülkede estetik kaygısının her alanda kaybedildiğinden söz eden Atakan şu şekilde konuştu:
“Estetik kaygımızı her alanda kaybettik. Bırakın sokakların sanat eserleri ile süslenmesini dağlarımız yok oluyor. Çevremizi tüketiyoruz. Bunlara karşı mücadele verenler yöneticilere sesini, duyuramıyor. Ben merak ediyorum oğluma ya da torunlarıma nasıl bir gelecek bırakacağım. Acaba yirmi sene sonra oğlum torunum bunları örebilecek mi?”

***
Unutulmaz bir anı

“Kapıların açılmasını heyecanla bekliyordum”
2003’te henüz Kıbrıs’ın Kuzey’i ve Güney’i arasındaki geçiş kapıları açılmadan açılacağını duymuştu Ruzen Atakan… Güney’e serbest geçiş olmasının heyecanıyla o gün gözü kulağı kapıların açılıp açılmayacağındaydı. Eşi de arkadaşlarıyla dağa yürüyüş yapmaya gitmişti. Tam o sırada kapılar açıldı ve Ruzen Atakan Güney’e geçme şansı buldu. Güney’e geçen Atakan eşini aradı ve çabucak dağdan inmesini ve eşinin köyü olan Bladanisya’ya gitmek istediğini söyledi.
Atakan’ın eşi de Güney’e geldi. Güney’de yaşayan bir tanıdıklarını aradılar ve onları sınır kapısından aldı. Köyün kapısından girer girmez eşinin etkilendiğini ve çocukluk anılarını anlatmaya başladığını hatırlıyor Ruzen Atakan…  Ancak Atakan için orada bir sürpriz daha yaşanmıştı. Köye gittiklerinde oraya sanatçıların taşındığını öğrenmişti ve orada ileri de birlikte çalışma yapacakları değerli bir Rum Sanatçı ile tanışmıştı.