Yerel seçimler, gerçekte tüm Kuzey Kıbrıs partilerini tarumar etti. Tüm partiler, büyük alt-üst oluşun yarattığı dağınıklığı konuşuyorlar.
Bu yerel seçim, doğru ve berrak bir stratejisi olmayan güçlerin kolaylıkla iç karışıklığa uğrayabileceğini de gösterdi.
İnsanların, belirli bir partinin gösterdiği yolda yürüyebilmesi için, Parti’nin, belirli bir hedef etrafında, berrak politikalarla halka yol göstermesi gerekmektedir.
CTP örneği bizim için çok önemlidir. Bu parti birçok insanın fedakarlığı, teri ve acılarının, baskı altında kalmalarına rağmen yılmamalarının, çözüm, barış ve eşitlik için, hayatlarını ortaya koyarak mücadele etmelerinin yarattığı bir örgüttür.
CTP’nin % 12’lerden, hızla %30lara tırmanmasının ve kitleselleşmesinin arkasındaki dinamiği birçok CTP yöneticisi, doğru tahlil edemiyor.
CTP’yi kitleselleştiren ve halkın umudu yapan politika, çözüm konusunda önder rol oynamaya başlamasıdır.
Denktaş yönetiminin çözüm karşıtı ve toplumu cenderede tutma politikaları yerine, özellikle Mehmet Ali Talat ve arkadaşlarının dışa açılma, Kıbrıs sorununda çözüm ve barış sürecine önderlik etme çabaları, CTP’yi hızla, toplum içinde önder pozisyonuna itti.
Annan Planı’nın hazırlanması ve referandum sürecinde, CTP yöneticilerinin tarihi önderliği, CTP’ye hızla büyük halk kitlelerinin akışını sağladı.
CTP, Annan Planı’nın reddedilmesinden sonra, kendisine yönelen ve partiyi büyüten kitleleri, ortak bir hedef etrafında örgütlemede yetersiz kalınca, CTP içerisinde gruplaşmalar, farklı çıkarların farklı yapılar içerisinde örgütlenmesi ve bunun sonucu olarak dağınıklık yarattı.
Bugünkü CTP’nin, önderlik etmede en büyük yetersizliği, baş düşman ve baş çelişki kavramlarında berrak olmamasıdır.
Bir Parti, esas olarak hangi yolda yürüyeceğini berrak bir şekilde tayin etmezse, günübirlik politikaların arasında sürüklenip gider.
CTP’de, hükümet kurarkenki tutarsız çizgi, CTPdeki şimdiki dağınıklığın yaratıcısıdır.
CTP önderliği, eski ile yeni kadroların kavgası yerine güç birliğini sağlamadan, topluma doğru bir önderlik yapamaz.
Parti’nin yeniden, BAŞDÜŞMAN ve BAŞÇELİŞKİ kavramlarını berraklaştırması gerekmektedir.
Bu kavramlar berraklaştıktan sonra, hedefe varmak için, hangi güçlerle ittifak kuracağı, hangi güçlerle mücadele edeceği berrak bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Düşününüz ki, bir parti ile hükümette ortak olacak ve birlikte, zor konularda elinizi taşın altına koymaya çalışacaksınız. Diğer yandan ise, bu parti, sizin elinizde tuttuğunuz belediyeleri kaybetmeniz için, elinden gelen her tür politikalar izleyecektir. Bunu izah etmenin ve kabullenmenin mantığını kadrolarınıza anlatamazsınız.
İttifaklar, herkesle yapılabilir. Ancak ittifak politikalarında, belirli bir hedefe varmak için, İTTİFAK esastır.
CTP, karşısındaki güçlerin stratejisini bile anlayamamıştır.
Çözüm karşıtı CEPHE, CUMHURBAŞKANLIĞI’nı çok önemli bir silah olarak görmekte ve elinde tutmak için, HER TÜR OYUNU oynamaktadır.
Çözüm karşıtı cephenin, hükümet içinde ve hükümet dışında, çözüm güçlerini parçalamak, dağıtmak ve çaresiz göstermek üzerine kurulu, usta bir siyaseti vardır.
Çözüm karşıtı güçlerin, şimdiden Cumhurbaşkanı adayları belli iken, çözüm yanlılarının, bu dağınıklık, parçalanmışlık içerisinde, hala Cumhurbaşkanı adayı belli değildir.
Kıbrıs görüşmelerinin alabildiğine kritik günlerden geçtiği günümüzde, CTP’nin en güçlü olması gerektiği bir alanda, sessiz kalması, dağınıklığı daha da arttırmaktadır.
Parti önderliği, günü kurtarma politikalarını terk etmeli ve çözüm sürecine, tüm gücüyle önderlik etmeli, karşısındaki güçlerle uzlaşma yerine, dişe diş mücadeleyi esas almalıdır.
Kıbrıs Türk toplumunun büyük bir çoğunluğu, hala, çözümün gerekliliği noktasındadır.
Türkiye, Yunanistan ve Amerika’nın bölgesel çıkarları da çözümün acilen sağlanması yönündedir.
CTP, bu uygun uluslararası koşulları değerlendirip, dinamik bir politikaya yönelebilir. Bu politikasıyla da, tüm sivil toplum önderlerini yeniden kucaklayabilir.
Düşünün ki, Kurulacak olan Yeni Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, yeni bir anayasa yapacağını düşünemeyen, eski anayasa üzerinde yaptığı tadilatı bile halkına anlatamayıp, HAYIR tokadını yiyen bir önderlik, nasıl bir önderliktir. Bu örnek bile, CTP’nin strateji ve taktik anlamında çaresizliğinin dışa yansıması değil midir?

Önceki Haber
Sonraki Haber

























