Dünyadaki süreçleri belirleyen, enerji kaynaklarına sahip olma mücadelesinden başka bir şey değildir. Ukrayna’nın dünya üzerindeki yerini bilmeden, Rusya-Ukrayna krizi anlaşılamaz.
Dünya, hala bölgesel egemenlik savaşlarına sahne olmaktadır. Büyük ekonomik ve siyasi güçler, geleceği düşünerek, mevzilenmekte ve nüfuz alanlarını kıyasıya bir mücadele ile GENİŞLETMEKTEDİR.
Ukrayna’nın komşularına kısaca bakacak olursak, BÜYÜK GÜÇLERİN EGEMENLİK mücadelesindeki önemini de daha iyi anlayabiliriz.
Ukrayna bir Doğu Avrupa ülkesidir… Doğusunda Rusya, kuzeyinde Beyaz Rusya, batısında Polonya, Slovakya ve Macaristan, güneybatısında Romanya ve Moldova, güneyinde Karadeniz ve Azak Denizi yer alır.
Ukrayna’nın hemen güneyinde yer alan Kırım, Karadeniz’in kuzeyinde bulunan Kırım Yarımadası üzerinde kurulu, Ukrayna’ya bağlı özerk bir Cumhuriyettir.
Kırım’ın toplumsal yapısına yakından baktığımızda, Rusya’nın Kırım üzerindeki hakimiyetini kolaylıkla anlayabiliriz.
Kırım’da, nüfusun % 58’inin kendisini Rus olarak tanımladığını görüyoruz. Ukrayna asıllılar nüfusun % 24’lük kesimini oluştururken, Kırım Tatarları’nın toplam nüfusa olan oranı yalnızca % 12’dir. Bu nüfus oranları, Rusya’nın Kırım üzerindeki siyasi etkisini de kolaylıkla göstermektedir.

Kırım, Rusya’nın Karadeniz stratejisinde çok önemli bir role sahiptir. 1997 yılında yapılan bir “kira sözleşmesi” ile SSCB döneminde Sivastopol’de kurulmuş olan deniz üssünün Rusya tarafından kullanılması karara bağlanmış, Turuncu Devrim döneminde beliren kira sözleşmesinin uzatılmayacağı açıklanmasına rağmen, TURUNCU Devrim liderlerinin yenilgisi ve tasfiyesi ile, 2010 yılında Yanukoviç’in iktidara gelmesi sonrası Kırım’daki Rus varlığını hukukileştiren sözleşme 2044’e kadar uzatılmıştır.
Turuncu devrim AB yanlısı, Rusya karşıtı bir devrimdi. Yanukaviç ise, Rus yanlısı ve AB karşıtı politikalarıyla, iç karışıklığın çatışmaya dönmesinde belirleyici rol oynadı.
Yanukaviç’in AB’yi karşısına alıp, Rusya’ya yakınlaşma siyaseti izlemesi, son günlerde, Ukrayna’da Rusya’ya karşı ve Yanukoviç’in devrilmesini getiren süreci tetiklemiştir.
Ukrayna’da, Batı mı,Rusya mı egemen olacak.Bunun mücadelesi çok şiddetli bir şekilde gerçekleşmektedir.
Rusya, Batı’ya enerji satışında, Ukrayna üzerinden geçen boruları kullanmaktadır. Ayrıca Ukrayna’nın doğu kesiminde Rus asıllı nüfus çoğunluktadır.
Rusya’nın bölgesel ve dünyasal çıkarları, Ukrayna’da kendisine karşı olan iktidarlarla çelişmektedir. Bu nedenle, Rusya’nın Ukrayna’nın iç işlerine devamlı karışacağı ve Ukrayna’nın kendisine karşı bir kutup başı olmasına karşı geleceği çok açıktır.
Ukrayna-Rusya çelişmesi, dünyada enerji ihtiyacının daha pahalı bir şekilde temini sorununu da gündeme getirmektedir.
AB ülkeleri enerji kaynakları bakımından, Ukrayna üzerinden gelen enerjiye çok sıkı bir şekilde bağımlıdır.
AB ülkeleri bu bağımlılık devam ettiği sürece, Rusya’ya bölgesel sorunlarda, karşı çıkma kartında çok zayıf kalmaktadırlar.
Bu şartlar altında, Rus gazı yerine, İsrail ve Kıbrıs gazının bir an önce devreye girmesi, AB ve Amerika için, önemli bir stratejik adımdır.
Bu stratejik adımın atılabilmesinde, Türkiye belirleyici öneme sahiptir.
Tüm analizler, bu Gaz’ın ille de Türkiye üzerinden AB’ye, en ekonomik şekilde gidebileceğini göstermektedir.
Son Ukrayna Rusya çelişmesi, Kıbrıs sorununun da, Batı’nın istediği şekilde çözülmesini tetikleyecektir.
AB ve Amerika, bölgesel hakimiyetlerinin artmasının yolunun, güçlü ve demokratik bir Türkiye ile olacağını tespit edeli, çok yıl geçti.
Türkiye’nin Kürt ve Kıbrıs Sorununu çözmesiyle daha da güçleneceğinin Amerikan planlarından biri olduğu unutulmamalı ve tüm süreçlerde bu planlar daima dikkate alınmalıdır.
Kıbrıs, Ukrayna-Rusya çelişmesinden sonra, daha acil bir şekilde BATI yanlısı bir çözüme doğru hızla yol alacaktır. Amerika’nın, Kıbrıs görüşmelerinde inisiyatif yüklenerek, çözüm yönünde hem Rum ve hem de Türkleri sıkıştırması, dünya üzerindeki güç paylaşım savaşlarının sonuçlarından biridir.
































