Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Bir çocuğun ağzından çocuk hakları

Çocuk haklarının evrensel bir kavram olduğunu vurgulayan SOS Çocukköyü Derneği, dünya üzerindeki tüm çocukların beslenme, barınma, sağlık, eğitim, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma hakkı bulunduğunu; erişkinlerden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri bulunan çocukların bakımının annelerin, babaların, devletin ve toplumun sorunu olduğunu kaydetti.

Dernek, “19 Kasım Dünya Çocuk İstismarını Önleme” ve “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü” nedeniyle yayımladığı mesajda, çocukların farklı özelliklerine değinilerek, çocukların bakımının toplumsal bir sorun olduğu, bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği belirtilerek “Çünkü gündelik hayatımızda bilmeden de olsa çocukların haklarını ihlal ediyoruz. Onların insan haklarından ayrı olarak kendi hakları vardır” denildi.

20 Kasım’ın, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin, Birleşmiş Milletler’de 193 ülke tarafından onaylanmasının 24. yıl dönümü olduğu hatırlatılan mesajda, bu günün 1989’dan beri “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlandığı kaydedildi.

Bu sözleşmenin, cinsiyet, din, dil, ırk ve sosyal statüye bakılmaksızın çocukların güvenli ve sağlıklı koşullarda barınması ilkeleri üzerine kurulan sözleşme, en fazla sayıda ülke tarafından imzalanan ve en kısa zamanda yürürlüğe giren uluslararası belge olma özelliği taşıdığı belirtilen mesajda, SOS Çocukköyü Derneği’nin “her çocuk için sevgi dolu bir yuva” felsefesiyle sadece hizmet verdiği çocuklar için değil, toplumda yaşayan tüm çocuklar için hak savunuculuğu yaptığı anlatıldı.

BİR ÇOCUĞUN AĞZINDAN ÇOCUK HAKLARI… “BEN ADA.. 6 YAŞINDAYIM VE TAM 60 BİN KARDEŞİM VAR”

SOS Çocukköyü Derneği’nin 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü mesajında, “İstedik ki doğal kabul ettiğimiz, aslında gündelik hayatın içinde ihlal ettiğimizi bile fark etmediğimiz çocuk haklarını size bir çocuğun ağzıyla anlatalım ve bunun önemini bir kez daha hatırlatalım” denilerek şu yazı paylaşıldı:

“Ben Ada… Altı yaşındayım ve tam altmış bin kardeşim var. Kuzey Kıbrıs’ta, aynı ülkede yaşıyor ama aynı evde kalmıyoruz hepimiz… Bazılarımızın evi küçücük, bazılarımızın evi kocaman; içine büyük ve mutlu gülücükler koymak istediğimiz. Kardeşlerimle benim hayat hikayemi anlatmak istedim size. Oynadığımız oyunları, sizleri taklit ettiğimiz, öğrendiğimiz ve siz olduğumuz hayatımızı…

Oyun oynamayı çok severiz. Bazılarımızın yeni ayakkabıları vardır parklarda koştuğu. Bazılarımızın topraklanmış çorapları… Sürekli büyürüz, farklıdır ihtiyaçlarımız; ama hepimizin onların parçası olduğumuz bir annemiz ve bir babamız vardır. Tek başımıza gelemeyiz ki biz bu dünyaya…

Tüm kardeşlerimin arasında Bilge bir ablam var, anlatmayı çok seven. “Yaşama hakkı, en temel haktır” der. Nasıl ki insanların hakları varsa, biz çocukların da hakları varmış oysa!

Anlattı kardeşim Bilge abla… Sağlıklı büyümek, mutlu bir insan olmak için gerekliymiş haklar. Ama yalnız değillermiş; sorumluluklar haklarla kardeşmiş. Nasıl yani? Anlamadım dedim.

“Bak Ada”, dedi Bilge abla. “Hata yapma hakkın varsa; hata yapmamayı da öğrenme sorumluluğun vardır. Okula gitmeye hakkın varsa, öğrenebildiğin kadar öğrenmeye ve diğer arkadaşlarının öğrenmesine de yardım etme sorumluluğun vardır. Ayrılmaz yani haklar ve sorumluluklar. Nerede bir hak varsa, orada bir sorumluluk vardır”. Anlamadım… Ne demek bu? Hak nasıl bir şeydi ki?

“Annemle babamın da hakları var mı” diye sordum. Evet dedi Bilge abla. “Anne ve babaların nasıl çocuk sahibi olma, sizinle yaşama hakkı varsa, size en iyi şekilde bakma sorumluluğu da vardır”.

“Gözleriyle mi bakarlar” diye sordum Bilge ablaya. Güldü.

“Evet” dedi, “Gözleriyle bakarlar ama gözleriyle bakmak yetmez” dedi. “Senin neye ihtiyaç duyduğunu bilmesi gerekir. Hasta olduğunda iyileşmen için gerekenleri yapmayı, seni sağlıklı ve güçlü yapacak yiyeceklerle beslenmeni sağlamayı, eğitim almanı, oyun oynamanı, dinlenmeni ve tabii ki senin ve tüm kardeşlerinin şiddet ve ihmalden korunmanı sağlamalıdır tüm anne ve babalar”.

“Benim annem ve babam beni çok sever, ama ben çok yaramazlık yapınca bazen döver” dedim Bilge ablama. Üzüldü… Derin bir iç çekti Bilge ablam. Dedi ki;

“Sevgili Ada, bilirsin balıklar yüzer, kuşlar uçar, çocuklar oyun oynar. Çocuk olmak, oynamak, öğrenmek ama eğlenmek demek. Anne babalar bazen bilmez ki, yaramazlık da oyunun bir parçasıdır. Bilmezler çocuğa atılan her tokat, her bağırma, her çığlık; çocukların oyunlarını yarım bırakır.  Onların hem haklarını elinden alır, hem de sorumluluklarını. İşte o zaman o çocuklar yarım kalır, sağlıklı büyüyüp, mutlu bir yetişkin olamaz hayatı boyunca.”

Sustum. Anlamıştım anlamasına da annemle babam anlamaz mıydı bunları? Bilmez miydi bu ülkede yaşayan tüm anne babalar, çocuk yetiştirmek, geleceği yetiştirmekti. Bilmezler miydi?”

ÇOCUKLAR FARKINDAKLIK İÇİN GİRNE KAPISI’NDAN DEREBOYUNA YÜRÜYECEK

Öte yandan “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları” günü nedeniyle SOS Çocukköyü’nde yetişmiş çocuklar, gençler ve personel, bugün saat 14.00’te Lefkoşa’da Girne Kapısı’ndan Dereboyu’na, Golden Tulip Otel civarında tamamlanacak bir yürüyüş düzenliyor.

Çocuk istismarını önleme ve çocuk hakları konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan yürüyüş boyunca pankartlar taşınacak ve bildiriler dağıtılacak.