
Ali Atamer: Okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?
V.M.: 1938 Pınarbaşı (Kırnı) doğumluyum. Babam öldükten sonra dedem baktı bize. Onların yanında büyüdük. Davarı vardı dedemin. Gider Ganlıköy’den saman getirirdik te bura gadar. Çınarın suları şarıl şarıl akardı. Ne arar oğlum şimdi öyle su. Orak zamanı orağa giderdik, süt zamanı hellim, tarhana yapardık. Aslında gençlikte o gadar işledik eyi oldu. Çünkü bak ne gadar iş öğrendik şimdi.
M.S.M: Ben da 1937 bura doğumluyum. Bubamın bir tanesi olduğum için çok çalışmadım. 6 sene okula gittim. Ondan sonra polis yazıldım. Durmazdık bir tarafa. Tüfek elimde avlardım. Gendim yapardım tüfekleri. Arabada yok o zaman. Gideceğimiz yere velesbitinan giderdik. Gençlik yahu. Şimdi da herkesin altında birer araba gezerler. Bakma sen 73 yaşındayım ama hala daha avda kimse gelemez yanıma.
Ali Atamer: 1960’larda sosyal imkanların kısıtlı olduğunu düşünürsek meşguliyetiniz neydi?
V.M: Çokluk bir yere toplanmazdın. Gördüğünde arkadaşlarını “napan-napayım” derdin o gadar. Onun yerine gece gara lambaynan tentecik işlerdik. Yatakların içindeki pataniyalara gadar hep gendim işledim. Tığda işledim. Hep annemden öğrendim. Goyun yününden fanella örerim. Gerçi deden geymez afakan bulur gendini.
M.S.M: Girne’ye giderdik. Rum tarafında ne arardı öyle güzellik.
Ali Atamer: Eskiden kızları ve oğlanları tanıştıran, evlendiren aracılar varmış.
V.M: Yok oğlum bizim öyle olmadı. Dedenle akrabaydık. Aynı yerde büyüdük zaten.
M.S.M: Ben bir tane başka yerden gız isterdim. Ama dedem bırakmadı. Akrabam olmasına rağmen gene da kalbim küt küt atardı neneni gördüğümde. Hiç ateşinan pamuk bir yerde durur mu? Durmaz! Sevdalanın birbirine.
V.M: Ben da hiç itiraz etmedim. İkimiz anlaşdıydık. Örf-adetlere göre dünürcülük oldu. Haberim vardı ama olumsuz bişey düşünmedim.
Ali Atamer: Nikahı nerde kıydınız?
V.M: Nikahımızı resmi bir şeklide köyde gıydık. Ne arar şimdi eski gelenekler. Hep unuttuk kültürümüzü adetlerimizi. Hamam dönmeleri, kına geceleri yüz yastığı için yarışmalar. Şimdi bunlar yok Ali’m.
M.S.M: Nikah günü da babam goyun kesti. Yeme içme oldu. Tüfekçi Ömer Usta vardı rahmetlik. O da çümbüş çalardı. Biz da yukarda tebrik yapardık.
V.M: 3-4 ay bekledik nikahı yapalım. Çeyizlerimizi küçükten anneminan yapardık. Ben da annemden gördüm gızıma yaptım.
Ali Atamer: Mehmet Salih dayıcığım nikahlılık döneminde birbirinizle neler paylaştınız?
M.S.M: Girne kapısında bayramlarda bayram yeri gurulurdu. Sinemalara giderdik. Zafer Sineması’na giderdik. Girne’ye giderdik. Hepeyi gezdik.
V.M: Görümceminan beraberdik. Var ma da öperdim dedeni diye yolladılardı onu yanımıza. Napsan cicim ayı. İsterdin nikahlının elini tutasın bir busecik gondurasın değil mi?
Ali Atamer: Düğün öncesi bir takım hazırlıklar yapılırmış. Bunları bizlere anlatır mısın neneciğim?
V.M: Bizim zaten nikah gıyılırken başladıydı çalgılar. Zeybekler Arabiyeler Karşılamalar. Oyun havaları çalarkan tebrik olurdu evin yukarısında.
M.S.M: Eyi para topladıydık ha. 40ar lira topladık. O zaman güzel paraydı. O paraynan evimize eşya aldık.
V.M: Dövme yaparlardı kocaman gazanlarda. Tarhana küreyiynan herseleri garışdırırdık. Gazan ocağında bişerdi. Ekmek fırınına badadez gorlardı. Eski düğünler çok daha güzel. Şimdi da 2 saat dambada dambada o müziklerde başın şişer. Eskileri özlen vallahi.
M.S.M: Erkek-gadın beraber eğlendik. O zaman büyüklere hürmet vardı diye damat gelin oynamazdı. Zurnacı Halil vardı. Çok meşhurdu.
V.M: Meşhur Cemaliya Hanım vardı. O gelin ettiydi beni.
M.S.M: Nenen gelinliğin içinde kukla peri gibiydi.
Ali Atamer: 1958 ve 63 olaylarında sıkıntı yaşadınız mı peki?
V.M: Şimdi oturduğumuz evde hellimi yaparkan yanıma bomba düştü. Galdım öyle. Allahtan çocuklarım yukarda dağdaki mağaralardaydı. Gurşun başıma car car yağardı. Dağda nöbet bekleyen mücahitlere kenar kenar gider yemek su götürürdüm. Hem da davara bakardım. Gadın olmak zordu.
M.S.M: 1963’denöbet tutmaya başladım dağda. Bire bir çatışma yaşadık Rumlarınan. Gençlikte sadece vatanı düşünürdük. Çocukmuş hanımmış aklına gelmezdi.
Ali Atamer: 53 yıldır aynı yastığa baş koyuyorsunuz, kısaca neler söylemek istersiniz evliliğinize dair?
V.M: Çok muhabbetliydik biz. 3 tane büyük gavgamız vardı. En büyük gavgamız davar yüzündendi. Davara gitmezdi bu deden beni yollardı. E derdim hep ben mi gidecem? Başka bişey için kavga etmedik. Ben işlerdim deden gezerdi. Zaten gavga etmeye fırsat yoktu çünkü gezerdi dedeniz. Ama o zaman duyardım çapkındı. Ama benden önce yaptıklarına bişey demem ama beni aldıktan sonra yaptıysa bilemem.
M.S.V: Çok kıskançtı neneniz. Köyün da yakışıklısıydım. Olur öyle şeyler oğlum.
V.M: Çok yaptım ben. Her şeyi hazır bulurdu dedeniz. Yemeği da her şeyi da.
M.S.M: Çok güzel el magarınası yapar. Et, Keklik bulli da gordu içine. Nenen tam madalya dakılacak gadındır. Çok memnunum Vildan hanımdan.
V.M: Geçenler, yaşananlar unutulur oğlum. Te bugünlere gelelim golaydır zanneden. Söylerim dedene bizim için her şey bitti. Yaptık yapacağımızı.
































