DİNOZOR POLEMİĞİ: “Dinozorlar” denilerek aşağılanmaya çalışıldıklarını belirten Ferdi Sabit Soyer, parti içine yönelik bir mesaj verdi ve “Jurassic Park filmini unutmayın. Rahat bırakılmayan ve yumurtadan çıkan dinozorların önünde ordu da duramamıştı. Bizi rahat bıraksınlar. CTP’nin değerlerini biliyoruz ve buna uygun çalışıyoruz” ifadesini kullandı
NEDEN SIZDI: Soyer: CTP evrakına sahip çıkamadı. Bu bizim sorunumuzdur. Bu raporda arkadaşlarımın bana yönelik eleştirilerine karşı bir kinim olmadı. Raporda yazılanları okuduğum zaman, kendi öz eleştirimi yaptım. Herkes ile yüz yüzeyim. Ama tartışma zeminini berhava etmemeliyiz. Raporun sızması ile amaçlanan budur
“BIYIKLI” POLEMİĞİ: Ferdi Sabit Soyer, “bıyıklı” polemiğinin kendilerini itibarsızlaştırmaya yönelik olduğunu söyledi. Soyer, “Sunat Atun akaryakıtta iki tekel şirkete pompa oyunu ile servet bağışladı, buna karşı çıktım. Bıyıklı polemiği böyle başladı. Sermaye düşmanı, eski kafa denmeye çalışıldı ama halkın cebinden de milyonlar gitti” dedi
Radyo Havadis’te yayınlanan “Hüseyin Ekmekçi ile Gün Ortası” programının dünkü konuğu Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler Gazimağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer oldu.
Soyer, programda CTP-BG ile ilgili basına sızan raporu, bıyıklı ve dinozor polemiğini değerlendirdi.
Raporun bu şekilde dışarı sızdırılmasının yanlışların en büyüğü olduğunu kaydeden Soyer, partinin parti içindeki bir meseleyi gönül rahatlığı ile kendi içinde tartışacak bir atmosferde olması gerektiğini savundu. Soyer şu şekilde konuştu:
“Havadis Gazetesi bu raporu yayın olarak vereceği zaman kendimi kahrolmuş bir halde hissettim. Bazı insanları okudum bunun içeriğini tartışmadan basına nasıl sızdı onu tartıştıklarını hissettim. Esas olan budur zaten. Parti kendine ait bir meseleyi kendi mekanizmaları içerisinde gönül rahatlığı ile tartışacak bir atmosfere sahip olması lazımdır. Çeşitli şikayetleri olan birbirinden, birbirinin davranışlarından şu yahut bu etkiler altında kalarak sıfatlar ya da tanımlamalar yapan insanlar yüz yüze bu meseleleri konuşabilme noktasına ulaşmalıdır. Şimdi bu zemin orta yerden kalkmıştır. Beni kahreden esas nokta budur. Dolayısı ile bunun dışarıya çıkması doğru bir hadise değildir. Bazısı Havadis’e kızdı. Ben sorarım böyle bir raporu hangi gazete bulsa yayınlamayacak. Ama bunun dışarı bu tarzda çıkarılması yanlışların en büyüğüdür. Hataların en büyüğüdür.”
“1985’te de benzeri sorunlar yaşandı ancak dışarı sızmadı”
CTP içerisinde 1985 yılında da benzer olayların yaşandığını ancak bu belgelerin dışarı sızmadığını kaydeden Soyer şu ifadeleri konuştu:
“1985 seçimlerinde de CTP’nin benzer sıkıntıları oldu. Bununla ilgili CTP Parti Meclisi bir komite kurdu. Bu komite 50’yi aşkın kişiden bilgi ve ifade aldı. Bu komite Zeki Erkut’un başkanlığında kurulmuştu. Bu komite oturdu bir rapor hazırladı. Bu rapor bu bilgiler Parti Meclisi’ne okundu. Parti Meclisi bu çerçevede disiplin işlemi başlattı. Disiplin kurulu oturdu bir kısımda kararlar aldı. O hadise ne dışarı çıktı, ne de ondan sonra konuşuldu.”
“Bu belgeler hala sızmadı”
Partinin belli belgelerinin 1986 yılından beri belli kişiler tarafından saklandığını kaydeden Soyer ancak bu belgelerin hala dışarı sızmadığına vurgu yaptı. Soyer şu ifadeleri kullandı:
“1986 rahmetli Naci Talat Özker Özgür, İsmail Bozkurt, Ergün Vehbi, Alpay Durduran Güney Kıbrıs’a geçmişlerdi ve memlekette yer yerinden oynadı. Meclis’in etrafını tel örgülerle kestiler, insanları Meclis’e saldırttılar. Bu günkü şehitler abidesinin üstünden de güya insanları yatıştırmak adına sayın rahmetli Rauf Raif Denktaş ve Sayın Eroğlu halka konuşmalar yaptı. Meclis’in gancellilerine kadar gelerek lanet olsun size Rumlara gidin diye hakaretler ve ağır ifadeleri yapıp CTP’nin kurumsal varlığının TKP’nin varlığının ciddi tehdit altına girdiği bu aşamada parti bir karar aldı. Partideki bir kısım dokümanların ne olur ne olmaz emniyetinin sağlanması kararını aldı. Bunun için bir kısım Parti Meclisi tutanakları bir kısım bu tür çalışmalar emniyetli yerde saklama kararı alındı. Ben merkez yönetim kurulu üyesiydim. Buna bağlı olarak Naci Talat ve Özker hoca çeşitli insanlardan şu şu şu belgelerin nerede saklanacağına dair onlara söyleyecek emniyetli yer neresidir. Onlar kendileri karar verecek ve bir miktar parti dokümanı onlara verilecek. Bende söyledim bir iki yer ve bana 5 tane belge verdi. Bir tanesi de soruşturma dosyası ile ilgilidir. Bunları kimse bilmedi. Bu noktada böyle bir geleneği var bu partinin. Şimdi sen parti içinde bir soruşturma yapıyorsun bunu gözetmiyorsun. Burada insanlar zan altında kalıyor. Tutun genel başkandan tutun Merkez Yönetim Kurulu üyelerine kadar bu soruşturma komitesinin tüm üyeleri zan altındadır. Herkes bununla ilgili bir yorum yapıyor. Kimsenin bunu yapmaya hakkı yoktur. Kimseyi kimsenin bu noktaya getirmeye hakkı yoktur. Bu bizim yaşamımızda yaşanmış kötü bir olay olsun ve bundan ders çıksın bunu bekliyorum.”
“Farklı boyutları var”
Ulusal Birlik Partisi’nde de Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler’de de yaratılmaya çalışılan ortamın siyasetçileri itibarsızlaştırmaya çalışan bir amaç güttüğünü kaydeden Soyer şu şekilde konuştu:
“Sürecin sağlıklı bir şekilde tartışılmasını büyük ölçüde yaralıyor deşifre. Bunu sızdırmak isteyenlerin bunu başka sonuçlara varmak içinde araç olarak kullanma niyeti var. Ama partinin sağduyusunun buna fırsat vereceğini sanmıyorum. Burada soğuk anlılıkla buna gitmemiz gerekir. Ama bu bütünün önüne geçmemelidir. Olayın bir başka boyutu daha vardır. Bunu da Kıbrıs Türk halkı düşünmek zorundadır. Siz şu siyasetçiyi beğenmeyebilirsiniz. Şu partiyi de beğenmeyebilirsiniz ya da partilinin herhangi birini de beğenmeyebilirsiniz bu sizin bir görüşünüzdür. Ancak eğer burada Kıbrıs Türk halkının varlığını ciddi şekilde düşünen bir bireyseniz kendi ülkenizin kurullarının, kurumlarının itibarsızlaştırılmasını bütün prestijinin sarsılmasını, sıfırla çarpılmasını sağlayamazsınız. Esas olan noktalardan biride bu dur. Bu toplumda son zamanlarda UBP içinde kötü bir süreç yaşandı. Bu süreç UBP’ye zarar vermedi. Tüm topluma zarar verdi. Toplumun tüm kurumları bu kurumların en başında gelenleri de siyasal kurumsallaşmak ister. Bu siyasal kurumsallaşma da itibarsızlaştı. Evrensel olarak birtakım büyük devletlerin savaş metotlarından bir tanesi de bir toplumu çökertmek için bir başka sonuca geçmek için onun siyasal kurumlarını ve onun sivil kurumlarını itibarsızlaştırmayı kendilerine bir metot olarak seçiyorlar. Eleştirmek farklı bir şeydir. UBP için yapılan hareketin sonrasında CTP’nin de itibarsızlaştırılması hareket yapılıyor. TDP’de de kendi içinde bir tartışma süreci yaşanıyor. DP-UG’de de ayni süreç var. Tüm siyasal yapılar ister Meclis içi ister dışı itibarsız bir noktaya getirmek için çaba var. Bunun adı siyasetten ve siyasetçiden nefret noktasıydı bütünleşen. Ama özünde siyasi kurumsallaşmayı topyekun itibarsız hale getiren bir çabanın kendisi içindeler. Unutmamak gerekir Türkiye’de yaşanan askeri darbelerin tümü onun öncesinde yaşanan olayları da sistematik bir şekilde ele alan bir kampanya ile siyaset kurulunun tamamen itibarsızlaştırılması üzerine dayanan bir noktadan hep askeri darbeler gündeme gelir.”
“Kimseye öfkem yok”
Soyer, kendisi aleyhinde birçok kez haksız yere yazı yazıldığını ifade ederek bu rağmen kimseye öfke duymadığını belirtti. Önemli olanın fikir ve çalışmalarla memlekete katkıda bulunmak olduğunu kaydeden Soyer şu şekilde konuştu:
“Benim hakkımda çok insan haksız yere yazı yazdı. Tanımlama yaptı. Ben kimseye öfke duymadım. Asla cevap vermeye de tenezzül etmedim. Önemli olan siz kendi fikriniz ve çalışmalarınızla memlekete ne katarsanız. Bunun kıymetini bilen bilecek. Söylediğiniz fikri ayırmak lazım. Bunu sizden farklı düşünenler olacak. Yazdığım bir makalede hükümet oluşumundan sonra bütün bunlara işaret ettim dedim ki partiyi yönetenler eleştirileri boğmamalıdır. Eleştiren insanlarda herhangi bir nedenle vur da öldür gibi bir metotla eleştiri yapmamalıdır. Bunun öne çıkması gerektiğine inanıyorum.”
“Jurassic Park filmini unutmayın”
Dinozorlar” denilerek aşağılanmaya çalışıldıklarını belirten Ferdi Sabit Soyer, parti içine yönelik bir mesaj verdi ve “Jurassic Park filmini unutmayın. Rahat bırakılmayan ve yumurtadan çıkan dinozorların önünde ordu da duramamıştı. Bizi rahat bıraksınlar. CTP’nin değerlerini biliyoruz ve buna uygun çalışıyoruz” ifadesini kullandı
***
“Bütün elektrik yatırımları bizim dönemimizde yapıldı”
Ülkedeki elektrikle ilgili yatırımların 1994’ten beri hep CTP döneminde yapıldığını kaydeden Soyer, “Hiçbir şeyden çekmedim elektrikten çektiğim adar” dedi. Soyer şu şekilde konuştu:
“Hiçbir şeyden çekmedim elektrikten çektiğim kadar. 1994’ten beri ne olduysa bu ülkede hep bizim dönemimizde oldu. Bütün yatırımlar bizim dönemimizde yapıldı. Ancak belanın da en büyüğünü biz çektik. Elektrik santrali oluştuktan sonra fiyat düzenlemeleri yapıldı ve otomatik fiyat sistemine geçildi. 2009 yılında Sayın Eroğlu seçim propagandası döneminde hükümet olursak fiyatları düşüreceklerini söyledi. Hükümette oldular. Ancak Sayın Eroğlu’nun kendi atadığı bakan olan Sunat Atun güvenoyu aldıktan kısa bir süre sonra demeç vererek sessizce elektrik fiyatlarını düşürmenin mümkün olmadığını söyledi. Bu hiç sorgulanmadı. Burada kamuoyuna bir açıklama borçları var. Bunun akabinde petrol fiyatlarındaki ciddi gelişmeye rağmen elektrik fiyat tarifesinde bir değişiklik olmadı. Şimdi Erkan Bey’in söz ettiği gibi bütün maliyetler toplansa dahi elektriğin maliyetini karşılayamayacak duruma geldi. Otomatik fiyatları UBP orta yerden kaldırdı ve elektrik kurumun borcuna sürekli olarak faiz geldi. Şu anda ki 365 milyon TL’lik borun yüzde 15 yüzde 16’sını faiz yüküdür.”
“Özel sektöre de verilse fiyatlar düşmeyecek”
Elektrik zammının gündeme gelmesinin ardından özelleştirilmesini savunan kişilerin oluştuğunu kaydeden Soyer, “Kurum özelleşse dahi daha ucuza elektrik satılmayacak” dedi. Bunun örneğini petrollerde ve Kıbrıs Türk Hava Yolları’nda yaşadığımızı örnek gösteren Soyer: “Sunat Atun akaryakıtta iki tekel şirkete pompa oyunu ile servet bağışladı, buna karşı çıktım. Bıyıklı polemiği böyle başladı. Sermaye düşmanı, eski kafa denmeye çalışıldı ama halkın cebinden de milyonlar gitti. Bunları dile getirdiğimiz için, dinozor dediler. Ayrıca bunun diğer bir örneğini KTHY’de de yaşadık. Fiyatlar düşmek yerine arttı.”
































