“SERDAR DENKTAŞ’I BİLİRİM”: Özgürgün: Serdar Denktaş’ı 20 yaşından beri bilirim, iktidara gelme, diğer sağ partiyi devlet olanakları ile sömürme ve sağın lideri olma hırsında. Ancak başarılı olamayacak. Halk 30 yıldır siyasette olan Serdar Denktaş’ı sağın lideri yapmadı, artık da yapmaz
AĞIR ELEŞTİRİ: Özgürgün: Demokrat Parti, böyle bir parti zaten. Daha önce de bunu yaptılar. Serdar Denktaş’ın siyasi profili bu, “Hükümete gelecek, hükümet olanaklarını kullanarak diğer sağ partiyi sömürecek, soyacak ve kendine çekecek” ama başaramayacak
ÖZGÜRGÜN KAPIYI AÇTI: UBP’den DP’ye gidenlere “geri dönerlerse kapımız açık” çağrısı yapan Özgürgün, “Giden milletvekilleri için UBP tüzüğü bellidir. Muhalefette bir UBP vardır. Şartsız, çıkarsız dönmek isteyenlere kapımız açık” dedi
“MALİ TABLO KÖTÜ”: Mali açıdan UBP’nin sıkıntılı bir tablo ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Özgürgün, partilerin gelişigüzel para harcamaması için sıkı bir denetim gerektiğini söyledi. Özgürgün, partilerin iktidar olma uğruna çok para harcadığını ve “İktidara gelince, nasıl olsa para bulurum” düşüncesinde olduğunu söyledi
İkinci defa UBP Genel Başkanlığı’na seçilen Hüseyin Özgürgün ile parti içinde ve üstelenecekleri ana muhalefet görevi içinde neler yapacağını Havadis’e anlattı.
UBP’nin hükümette bulunduğu sürede yaptığı bazı icraatların halk tarafından kabul görmemesi ve parti içi muhalefet nedeniyle bugün ana muhalefet görevini üstelendiklerini söyleyen Özgürgün, UBP’nin hızla tabanı ile kucaklaşarak, yeniden iktidara talip olacağını söyledi.
2009 yılında tek başına iktidardan son seçimde Ana Muhalefet görevini üstlenen UBP’ye ilişkin değerlendirmelerini paylaşan ve yapılan hatalara dikkat çeken Özgürgün, üsteleneceği rolün toparlayıcı ve birleştirici olacağını söyledi.
Özgürgün, UBP’nin “muhalefette ne yapacağına” yönelik soruyu, şu cümlelerle cevapladı:
“Aslında 4 aydır muhalefetteyiz. 4 ay öncesine kadar UBP iktidardaydı.
2009 seçimleri bir önceki hükümet, yani CTP-ÖRP hükümetinin her hangi bir sebep yokken erken genel seçim istemiyle gündeme geldi. Erken seçim talebinde bulundular. O dönemde UBP aslında ülkede ciddi sıkıntılar olduğu bir dönemde umut olarak % 45 oy alarak tek başına iktidara geldi. O umut, UBP’nin umut partisi olarak, herhangi bir sıkıntılı dönemden sonra iktidara gelmesi büyük beklentileri beraberinde getirdi.
O büyük beklentiler de iki yönden sekteye uğradı. Birisi ekonomik sıkıntıların büyük boyutlarda olması ve ciddi tedbirler almamız gerektiği konusu. O ciddi tedbirleri alırken de elinizi halkın cebine atmak durumunda kalmanız ve o durumda da bir tepki başladı.
Ardından parti içi bizim sıkıntılarımız başladı. Kurultay süreçleri sancılı, mahkeme süreçleri, parti içinde bölünmeler, ayrılmalar hepsi de seçime gelirken UBP’nin oylarına zarar verdi, UBP’nin yapısına da zarar verdi.
4 ay önce de hükümet düştü, muhalefette seçime girdik. Ana muhalefet partisi olarak seçime girerken, iktidar partisi gibi algılandı, gözden kaçtı, UBP seçime muhalefette girdi. Gelinen noktada CTP- DP hükümeti kuruldu, şimdi bize düşen görev ana muhalefet…”
“UBP için elimden geleni yaparım”
Başkanlık sonrası ilk demecini Havadis’e veren Özgürgün, partisinin başarısı için elinden geleni yapacağını söyledi.
Özgürgün şöyle devam etti:
“Buralarda kalmak oldukça zordur, ne yaparım diye sorarsanız, daha önce de bunu gösterdim, elimden geleni yaparım, ama olmadığını anladığım anda ise ısrar etmem.
Daha önce 2006’da bunun bir örneğini yaşadım. Ben tüm samimiyetim ve gücümle çalışırım, ama benim samimiyetimin de olmayacağını görürsem de ısrar etmem. Çünkü buraları çok göz önünde olan, başarı ya da başarısızlık da değil, başka şeylerin de arandığı yerlerdir. Başarı ya da başarısızlık sübjektiftir. Benim, siyasette edindiğim tecrübenin gösterdiği şey, halk istediği için buralardasınız. İstemediği gün de burada olamazsınız. Halkın ve kamuoyunun talepleri önemlidir.
Burada çok iyi çalışmak, özverili çalışmak ve aktif olmak, uyum içinde olmak gerekiyor. O eski siyasetçi profili artık yok. 1990’lardan sonra değişti, eski siyasetçi modeli uzun süreli liderler profiliydi, 20 yıl 30 yıl… Dünyada ve ülkemizde daha kısa süren, daha aktif ve faydalı çalışan önemli işleri yapabilmek önemli. Benim felsefem de budur; başarı ya da başarısızlıktan çok bu bilinç içinde, en iyi şekilde yapmak hedefindeyim.”
“Kutuplaşma ve aşırı hırs, siyasette bir şey kazandırmıyor”
2009 yılında tek başına iktidar rolünden bugün ana muhalefet görevini alan UBP’nin bu süreçteki hatalarından bahseden Hüseyin Özgürgün, şu saptamalarda bulundu:
“Halk sandıkta bir mesaj verdi. Bu mesaj açıktır, UBP neredeyse 3’üncü parti çıkıyordu. Burada almamız gereken mesaj, kutuplaşma, kamplaşma ve aşırı hırs siyasette bir şey getirmiyor. Bu mesajı almak lazım.
Birlik ve beraberlik içinde olmak şart, bütünlüğü korumak lazım. Bazı şeylerin olması gerekir. Bu bazı şeyler sizin başarılı ya da başarısız olmanızın temelini oluşturur. Bu temel olmazsa bina çöker.
Birçok yerde hata yapıldı. Bunları ayrıntıya girerek anlatırsam benim üstlendiğim misyona da ters düşer. Şu anda birlik ve bütünlüğü savunuyoruz ve kimin nerede hata yaptığını da halk belirledi. Sandıktan çıkan sonuca bakarsanız, bu görülür.”
“UBP tarihinde bir ilk…”
Hüseyin Özgürgün, son genel seçimde parti genel başkanı, genel sekreter ve bakanların halk tarafından seçilmemesinin hem Kıbrıs Türk siyasetinde, hem de UBP içinde bir ilk olduğuna dikkat çekti.
Halkın bu noktada net bir mesaj verdiğinin altını çizen Özgürgün, “Mesaj burada açık, sandık bunu göstermiş, benim burada yorum yapmam doğru olmadığı gibi, çıkan sonuç da yorumlandığı için fazla yorum yapmam. UBP çıkan sonucu aldı, tabanı ve tavanı ile… Biz bunun yeniden şekillenmesi için çalışmalarımızı yapacağız. Sandıktan çıkan sonuç için üzerimize düşeni yapacağız, çalışacağız” dedi.
“Yüksek Mahkeme partileri denetlemeli”
Partinin mali durumuna ilişkin ortaya çıkan tabloyu da yorumlayan Özgürgün, bu konuda Yüksek Mahkeme’nin bir denetiminin söz konusu olması gerektiğine dikkat çekiyor.
Özgürgün, partilerin seçimleri kazanmak uğruna ciddi harcamalar yaptığına değinirken, genel algının bunun, iktidarda olunması ile aşılabileceği yönünde olduğa vurgu yaptı.
Özgürgün şöyle devam etti:
“Seçimler çok ciddi harcamaların yapıldığı dönemler. Mali açıdan partilerin kontrol edilemediği bir süreç olur ve bu her parti için böyledir.
Çok para harcanıyor, bunların birçoğu da o kargaşa içinde seçim atmosferi içinde kayboluyor. Bunu her parti yaşıyor. Seçim öyle bir şey ki arkası yok, o gün hedefiniz seçimi kazanmak oluyor. Arkasından ne geleceğini kimse düşünmüyor. O seçimde başarılı olmak veya o seçimde alınacak sonuç orada bitecektir, orada bitecek diye herkes ne varsa ortaya döküyor.
Bu, her parti içinde yaşanıyor. Bu sistemden kaynaklandı. Bırakmasanız suçlanıyorsunuz, bıraktığınızda da partilerin boyunu ciddi şekilde aşan mali sorunlarla karşılaşıyorsunuz.
Lefkoşa Türk Belediyesi seçimi sanki bir genel seçimmiş gibi geçti ve tüm partiler mali olanaklarının hepsini oraya harcadı. Bu genel seçim baskın geldi, eminim ki şu anda hiçbir partinin mali yapısı iyi değildir.
İktidarda olan partiler, iktidar olanaklarını kullanarak bunu daha kolay kapatabileceğini düşünür, muhalefette olanlar çok daha fazla zorlanır, TDP ile biz çok zorlanacağız herhalde.
Siyasette böyle bir algı vardır. İktidarda iken de mali sıkıntı çekersiniz, şart değildir iktidar… Önemli olan burada sistemi ellemektir.
Partilerin denetiminin Yüksek Mahkeme tarafından yapılması gibi öneriler var, Siyasi Partiler Yasası bunu öngörmelidir.
Biraz zorlayıcı olması lazım, bu kadar hovardaca harcanmaması için Yüksek Mahkeme denetimi getirilmesi gibi bir düşünce vardır. Belki bu dönem bunu yaparız.
Anayasa diyor ki, demokratik hayatın vazgeçilmezleri siyasi partilerdir… Siyasi partiler bu kadar çok borç ile işi götürürse, o zaman siyasi partiler de boynuna pranga vurulmuş bir mahkûma dönüşür. Çünkü mali bağımsızlık ve güç olmazsa, siz istediğiniz kadar bir şeyler yapın, sıkıntıları aşamazsınız. Daha önceki Genel Başkanlık ve Genel sekreterlik görevimde bunu yaşadım, o nedenle bu kadar açık konuşuyorum. Siyasi partiler yasasının bu açıdan değerlendirilmesi gerekiyor. Seçim sonrası her parti o süreç yaşıyor, biz de yaşıyoruz. Bu önümüzde duran en önemli konulardan biridir.”
“Son kurultay, parti içi yarışı aştı, parti içi demokrasiyi aştı…”
Parti içi muhalefet ile şekillenen yeni sürece ilişkin durumu da değerlendiren UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, bu konuda yaşananları şu cümlelerle vurguladı:
“UBP birçok kurultaya tanık oldu. Geçmişte de böyle problemli kurultaylar yaşadık. Kurultaylar parti içi demokrasidir. Adaylı kurultaylar partiyi güçlendirir, yoğun katılımlar olur. Ama bu son kurultay farklı oldu, parti içi demokrasiyi aştı. Parti içi yarışı aştık, başka yerlere gittik. Bir nevi ‘Başbakanı devirme operasyonundayız’ dedi bir taraf…
Partinin tek başına iktidarda olduğu bir dönemde Başbakanı ve parti başkanını devirmek de bir ilk olacaktı. Kendi Başbakan ve parti başkanınızı devirmeye çalışmak ve bunu anlatmak muhalefetin sizi düşürmesinden daha zordur. Bu süreç için doğru yanlış birçok mazeret üretildi. Kendi parti başkanınız, Başbakanınızı alaşağı ettiğinizde ne diyeceksiniz.
Bir taraf Başbakanı devirmek peşindeydi. Diğer taraf ise hem parti içinde hem de hükümette belli bir gücü ele geçirmiş, o gücü elinden bırakmamak için karşı tarafa direnç gösteriyor. Burada çok ciddi bir ilk var.
Biz bu arkadaşlara dedik ki ‘partiden ayrılacaksınız, başka bir parti olarak muhalefet edeceksiniz, ya da gücünüz varsa, çıkacaksınız onu alaşağı edeceksiniz’…Sonuçta parti ikiye bölündü. Bir taraf bölündü, gitti. O notaya geleceği belliydi zaten.”
“UBP’de coşku yeniden hakim”
“Ben kendi adıma divan başkanı olarak tarafları çağırdım, mahkeme süreci öncesinde de uyardım. Mahkeme süreci de çok ciddi zararlar verdi. Bu konuda uyarılar yaptım, ama iki taraf tarafından kabul görmedi. İrsen Bey’e çok telkinde bulunduk, belki bir uzlaşı sağlayıp bu arkadaşların gitmesini engelleyecek ama olmadı.
Benim azınlıkta olduğum bir gruptu bu uzlaşmayı sağlamaya çalışan. Bizim engelleyebileceğimiz bir süreç oldu. Bugünlere gelmek kaçınılmazdı ve gelindi. Bugün sular duruldu, UBP’de çok olumlu bir hava var.
Olağanüstü kurultay beklediğimin de ötesinde coşkulu geçti. Birçok küskün ve kırgın kişinin kurultaya geldiğini gördüm. Umarım ki bu süreci toparlayacağız. Bundan sonra böyle bir şeye izin vermeyiz.”
“Serdar Denktaş başaramayacak”
Demokrat Parti’nin, iktidar gücünü de kullanarak UBP tabanı, belediye başkanı ve milletvekillerinin üzerine gitme olasılığını değerlendiren Özgürgün, “Zaten DP böyle bir parti. Devlet olanaklarını da kullanarak büyümeyi deneyecektir. Ancak Serdar Denktaş bu kez başarılı olamayacak” dedi.
Özgürgün şöyle devam etti:
“Böyle bir olasılık var. Demokrat Parti, böyle bir parti zaten… Daha önce de bunu yaptılar. Ben Genel Başkan iken, yapılanları biliyorum. Serdar Denktaş’ın siyasi profili bu; ‘Hükümete gelecek, hükümet olanaklarını kullanarak diğer sağ partiyi sömürecek, soyacak ve kendine çekecek.’
Onun 20 yaşından beri düşündüğü budur. Bu, düşünerek olmaz, bunu düşünerek yapamazsınız. Burada Halkın buna eğilimi olup olmaması önemli. Sizi sağın lideri yapacaksa yapar. Bu yönde bir halk eğilimi olmadığını gördük. Serdar Denktaş, 30 senedir siyasettedir, bu kadar senedir olmadığını gördük, bundan sonra da olmaz. Ama kendisinin bu niyette olduğunu biliyoruz.
Serdar Denktaş, iktidar olanaklarını kullanarak, Belediye Başkanlarımızı, milletvekillerimizi kendine çekmeye çalışacak, altımızı boşaltmaya çalışacak, ama sökmeyecek. Daha önce de muhalefette olduğumuz dönemler oldu, aynı denemeler hep oldu. Ama UBP daha büyük bir kitle ve oy oranı ile seçimlerden çıktı. Bunu yapacak biliyorum, daha önce de yaptı ama başarılı olamayacak.”
Dönmek isteyene açık kapı
UBP’nin çiçeği burnunda genel başkanı Hüseyin Özgürgün, UBP’den farklı nedenlerle ayrılan herkese açık kapı bıraktı. Özgürgün, “Gelmek isteyene UBP kapısı açık” dedi.
UBP’den koparak DP-UG’ye katılan kişilerin tekrar UBP’ye dönme ihtimallerini de yorumlayan Hüseyin Özgürgün, “bizim kapımız herkese açıktır” mesajını verdi.
Özgürgün, muhalefette bir UBP’ye gelmek isteyenlere çağrı yaptı ve şunları söyledi:
“Bir tarafta bizim tabandan da çekmeye çalışma var, bu ise bunun tam tersi. Muhalefette iken bu kişiler size döner mi bilmiyorum. Bizim kapımız herkese açıktır. Bu mesajı verdik. Şartsız ‘ben UBP’ye katılmak istiyorum’ diyen herkese kapımız açıktır.
Ama şimdi belli şartlar vardır, giden bir milletvekili ve belediye başkanı ise Genel Yönetim Kurulu kararı ile dönebilir. Ama onun dışındakiler İlçe Yönetim Kurullarının kararı ile dönebilir. Ben dönmek isterim diyen herkese kapımız açıktır, yetkili kurullarımız bunları değerlendirir.”
“Yeteri kadar üzüldük”
“Sayın Cumhurbaşkanı ile benim sorunum olmaz. Zaten olmadı da. Benim kimse ile sorunum olmaz. UBP’de biz bu kavgaların ve sıkıntıların bir faydası olmadığını gördük. Sayın Cumhurbaşkanı ile bu konuda hiçbir sıkıntım olmaz.
Kendisi uzun yıllar UBP genel başkanlığı yaptı ve UBP’den Cumhurbaşkanı oldu. Siyasetin duayenidir. Benim UBP’ye bundan önce de hizmet etmiş olan kişilerle bir sıkıntım olmaz. Birçok kişi ile çok iyi diyalogum var, partinin gençleri ile de geçmişinde yer alan kişilerle de bunu yapabiliyorum.
Burada kavga en son duymak istediğimiz şeydir. Sayın Cumhurbaşkanı da burada devletin başıdır. Biz de Ana muhalefet olarak bu devletin bir parçası olarak Cumhurbaşkanı ile iyi ilişkiler içinde olacağız.”
“Geçmişte çok üzüldük artık üzülmek istemiyoruz”
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun eski bir UBP Genel Başkanı olarak, parti içinde yaşanan kurultay sürecinde taraf olmasının ve kopan milletvekillerinin DP-UG’ye geçmesine olanak sağladığı iddialarını da değerlendiren Hüseyin Özgürgün şunları söyledi.
“Geçmiş dönemdeki birçok olay bizi üzdü. Dolayısıyla biz artık üzülmek istemiyoruz. Üzüntüleri geride bıraktık Önümüzdeki dönemde mutlu olması gereken bir parti UBP… Mutlu bir UBP ve sonrasında da ülkenin refahı, halkın mutluluğu için çalışmak hedefimizdir.”
“Türkiye CTP-DP’ye de destek verir”
CTP-DP koalisyon hükümetini ve Türkiye Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın “UBP’li bir koalisyon modeli” telkinini de değerlendiren Özgürgün, şunları söyledi:
“Böyle bir telkin olduğunu düşünmüyorum. Niye olsun ki? Eğer iktidara gelenler ülkeyi iyi yönetirse ve bu yönde iyi iş yaparsa ben Türkiye’nin buna destek vereceğini düşünüyorum.
Çünkü Türkiye’nin duruşu zaten hep bu yönde oldu. 2008’i hatırlıyorum CTP-ÖRP Hükümetine yoğun destek verildi. O yoğun desteğe rağmen götüremediler. Bırakıp gittiler. Neden bu hükümete destek vermesin?
Bir başka nokta daha var, UBP kendi iç tartışmalarını yaşamasaydı bu kadar bölüp parçalamasaydı, aldığı ekonomik tedbirlerin yavaş yavaş rahatlığa dönüşeceği bir döneme giriyorduk. Tedbirler artık can yakmış, acıtmış daha sonra da bollaşacağı bir döneme geliyordu.
Memurdan, işçiye her kesime rahatlatıcı kararlar alacağımız bir dönemden geldi seçim. Dolayısıyla Türkiye’nin bu anlamda iyi kararlar alıp düzelten bir yapıya tamam derse bu hükümete desteği olacak.”
“CTP minareyi çalmadan kılıf hazırladı”
Beşir Atalay’ın CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu ile yaptığı ve DP ile hükümet kurmaması yönünde yapıldığı iddia edilen konuşmaya ilişkin Hüseyin Özgürgün, “Bu söylentiler üzerinden bir şey diyemem. CTP, DP ile görüştü, anlaştı. Bunu götürememek noktasında bir şey söylenmesini ben kabul etmiyorum. Sen bunu kurduysan götür, bunlar daha minareyi çalmadan kılıfını çalmaya başladı” dedi.
Özgürgün sözlerini şöyle noktaladı:
“Türkiye istemedi’ diye gitmeyi düşünecekler. Sen iktidara gelmeye talep isen bırak o aramış bu aramış, bunlar beni çok kızdırıyor. Türkiye doğru yaparsan destek olur. Yapmazsan da halk sandıkta cevap verir.
Bu hükümetin ölü doğmuş olduğunu düşünüyorum, çünkü bunlar şimdiden başarısızlığı kabul etti. Başlamadan bin bir türlü mazeret ile başladılar. Onlar zaten birbirlerini sevmiyor ki ben biliyorum ne kadar didiştiler, her gün kavga ettiler ayrıldılar, 15 günde 10 defa kavga ettiler. İnşallah koalisyon dönemleri de böyle olmaz. Uzun bir hükümet olarak görmüyorum. İyi yaparlarsa destek vereceğiz.”
































