BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Cuellar önümüzdeki günlerde Kıbrıs’a gelip, iki toplum arasında görüşmeler yapacak
Cullar’ın ana stratejisi, her iki toplum lideri arasındaki ana bakış noktalarını yakınlaştırıp, TOPLUMLAR ARASI GÖRÜŞMELERİ başlatacak iyi bir iklim yaratmaktır.
Hristodulidis bir müddetten beri Kıbrıs Türklerine yönelik bir ÖNLEMLER PAKETİ açıklayacağını , bunu hazırlarken Kıbrıs Türk toplumu ile de görüş alışverişinde bulunduğunu açıkladı.
Hristodulidis bu hafta içerisinde yaptığı açıklamada bu paketin ÖNLEMLER PAKETİ olarak anılmasının yanlış olduğunu, bunun yerine Kıbrıs Türklerine yönelik bir açılım olacağını ifade etti.
Gerek Rum gerekse Türk yetkililerden bu dönemde, toplumlar arasındaki havayı yumuşatacak ve görüşmelere uygun bir iklim yaratacak söylemler beklemekteyiz.
Hristodulidis’in açıklamalarını ve Kıbrıs Türklerine yönelik yeni olumlu politikaların neler olacağını gerçekten merakla beklemekteyiz.
Acaba Hristodulidis 1963-74 döneminde Kıbrıs Türklerinin köylerine yapılan saldırılardan bahsedip, bu konuda yeni şeyler söyleyecek mi?
1964 Dillirga savaşlarında bölgeye saldıran , hükümete bağlı Rum kuvvetleri Mansura, Bozdağ, Piy, Selçuklu, Büyük Selçuklu, Alevka köylerini ele geçirmişlerdi.
Bu köylerin içinde ve çevresinde hala Rum askerleri bulunmaktadır.
Bir Kıbrıslı olarak Rum malları üzerinde oturmaktan rahatsız olduğumu, köyüm Mansura’nın işgalinden dolayı çok mağdur durumda olduğumuzu birçok kere ,Rum İçişleri Bakanlığı’na kadar ilettim.
Bize verilen cevapta, Kıbrıs Sorunu bitmeden,DİLLİRGA köylerinin işgalinden vazgeçmenin mümkün olmadığı söylendi.
1960 Cumhuriyetinden kaynaklanan Kıbrıs Parlamentosuna katılmak konusundaki Kıbrıs Türklerinin girişimi akıllardadır. Bu 77 Kıbrıslı Türkün ortak girişiminin dışında, ben de bireysel olarak bu hakkımı kullanmak istediğimi ifade ettiğimde, bunun bu şartlarda mümkün olamayacağı bildirildi.
Ailesinin bir bireyi Kıbrıs Türkü, diğeri ise başka ulustan olan Kıbrıslı Türklerin evlatlarına, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına aykırı bir politika ile hala vatandaşlık verilmiyor.
Kıbrıs Cumhuriyetinin resmi dillerinden biri olan Türkçe’nin de AB içerisinde resmi dil olarak kullanılması gönündeki taleplerde de Rum Yönetimi karşı çıktığı için, bir sonuca varılamadı.
Annan Planı sürecinde çözüm isteyen Kıbrıs’lı Türklerin EVET’inin yanında Kıbrıs Rumları da EVET demiş olsaydı, bugün farklı bir Kıbrıs’ta, farklı sorunlarla baş başa olacaktık.
Referandum’daki HAYIR’ın objektif bir değerlendirmesini aradan geçen 20 yıl da dikkate alınarak, daha hiçbir Rum yetkilinin ağzından duymadık.
Hristodulidis’ten beklediklerimiz, Türkleri de her alanda EŞİT HAKLARA SAHİP olarak gören ve bu alanda mücadele etmeyi gösterecek açıklamalardır.
Tek tek Kıbrıs Türklerine yönelik ticari ve kişisel kolaylıklar yerine, ana soruna parmak basacak ve daha iyi bir ortam yaratacak temel konularda açıklamalar bekliyoruz.
































