“Umut fakirin ekmeği” diye bir söz vardır. Kişinin durumunun belirli bir süre sonra olumlu anlamda değişeceğine inanmasını anlatır. Elbette bizim de eğitim adına 2024’ten beklentilerimiz vardır. Olur olmaz bilemem ancak biz yine de umut edelim. Hem da öyle gözümüz çok yükseklerde değil… 2024’de “eğitimimiz Finlandiya’ya benzesin” da demiyoruz.
Makul isteklerimiz olacak. Yani kullanılmayan okul binalarımızın ya da kullanılıp da güçlendirilmeyi bekleyen okullarımızın normale dönmesini istersek çok mu bir şey istemiş oluruz?
Belki bu 2024’te bizlere depremi ve savaş dönemlerini hatırlatan konteyner ve prefabrik sınıflardan kurtuluruz diye umut ediyorum. Umut fakirin ekmeği dedik ya en başında…
Son 3-5 yılda yeni okullar yapılmış olmasına rağmen bazı okullarda hala sınıfların 40 kişilik olduklarını duyuyorum. Keşke sınıflardaki öğrenci sayımız dünya standartlarında olsa da 25 öğrencinin altına düşse diye de umut ediyorum.
Tam bunu umut ederken yılın son günlerinde basına yansıya Bilgi Teknolojileri Haberleşme Kurumu’nun raporuna göre ülkedeki toplam mobil telefon abone sayısı 996 bin 401, aktif mobil telefon abone sayısı ise 811 bin 183 olduğunu öğreniyoruz. Bu rakamlar bize Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan insan sayısını da işaret ediyor. Tam olmasa da bizlere bir fikir veriyor.
Böylesi bir nüfusa ne okul binaları yeter ne de hastaneler. İnsanın en temel hakkı olan sağlık ve eğitim hakkından tam anlamda yararlanamamasının nedenlerinden biri de ülkedeki kontrolsüz nüfus artışı olduğunu da dillendirmekte yarar vardır.
Ülkede yapımına devam edilen veya yapılması için sözleşmeler imzalanan çok sayıda okul var. Ancak emin olun ki ülkede kontrolsüz nüfus artışı devam ettiği sürece bu yeni yapılacak olan okullar da yeterli olmayacaktır.
Tabii ki 2024’te de bu tam gün eğitim meselesi yine konuşulmaya devam edecek. Keşke çağdaş ülkelerde olduğu gibi olsa da bir yararını görsek… Yani şimdi haftada iki gün öğleden sonra okula gidiliyor deniliyor, gerçekten gidiliyor mu? Bu uygulamadan verim alınıyor mu?
Bu tam güm eğitim tartışmaları sırasında aklıma şu geldi. Yani şu anda okullarda yüz civarında konteyner veya prefabrik sınıflar mevcut. Acaba bunları ileride yemekhane veya kantin olarak kullanabilir miyiz? Doğrusu bunu düşünmek lazım… Gerçi içimde kötü bir his var. Bunlar kalıcı sınıf olarak kullanılmaya devam edilecek.
Unutmadan söylemekten yarar var. Bizim bir de hiçbir şeyden etkilenmeyen bir de sınavımız var; Kolej Sınavı… Tüm dünya covid-19 salgınından etkilendi, KKTC dünyada en uzun süre okul kapatan ülke oldu ama Kolej Sınavı’nın yapmaktan geri kalmadık.
İngiltere GCSE sınavlarını covid-19 döneminde iki yıl boyunca başka bir yöntemle yaparken biz hiç taviz vermedik. Bildiğimiz merkezi bir sınavla, çoktan seçmeli 100 soru ile kolejlere öğrenci seçtik.
Umarım 2024’te kolejlere öğrenci seçerken çok daha çağdaş, çok daha adil, daha eşitlikçi bir yöntem buluruz demiyorum. Umarım bulmak için düşünmeye başlarız.
Gördüğünüz gibi 2024’ten beklentimiz, hepsi makul istekler. Umarım 2024 eğitim adına güzel, çocukların daha mutlu olacağı bir yıl olur.
































