Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısYaşam

Prof. Dr. David Khayat tütünde zarar azaltımının sigarayla mücadeledeki rolünü anlattı

Dünyaca ünlü Onkolog Prof. Dr. David Khayat, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – Lefkoşa’da düzenlenen Zarar Azaltma Toplantısı’nın açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Prof. Khayat, çeşitli branşlardan Kuzey Kıbrıslı hekimlere hitap ederek, zarar azaltmanın kanser oluşumundaki rolünü anlattı. Tütün kullanımı tüm dünyada kanser risk faktörleri arasında üst sıralarda yer almaya devam ederken Prof. Khayat ile tütünde zarar azaltımı ve zarar azaltımının sigarayla mücadeledeki rolü üzerine özel bir sohbet gerçekleştirdik.

 

Dünyaca tanınmış bir onkolog ve tütün karşıtı bir aktivist olarak sigarayla mücadelede tütünde zarar azaltımının rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Ben kendimi kanser karşıtı bir aktivist olarak görüyorum. Asıl önemli konunun tütün kullanımı ile kanser arasındaki bağlantı olduğunu düşünüyorum. Nikotin bağımlılığı sebebiyle insanlar, kansere yol açan kanserojen kimyasallar içeren sigara tüketimine yöneliyor. 35 yılı aşkın süredir hasta tedavi ediyorum. Onların sigara yüzünden çektiği acılara ve ölümlerine tanık oluyorum. Her ne kadar acı verici de olsa, bu durumu iyileştirmeye yönelik çabalarımızın başarısız olduğunu kabul etmemiz gerektiğine inanıyorum. Eski Fransa Cumhurbaşkanı ve Başbakanı Jacques Chirac’a danışmanlık yaptığım dönem, 5 yıl boyunca Fransa’nın kanserle mücadele politikasından sorumluydum. Danışmanlık görevim süresince sigara fiyatlarında artıştan, kamuya açık alanlarda sigara içme yasaklarına kadar birçok uygulamayı hayata geçirdik. İnsanların sigara içmesini engellemek veya sigarayı bırakmalarına yardımcı olmak için pek çok şey yaptık ama rakamlara baktığınızda net bir şekilde görüldüğü üzere başarısız olduk. Dünya Sağlık Örgütü’nün 1990’dan 2020’ye kadar olan resmi rakamları, tütün kullanımının küresel ölçekte kanserin en önde gelen nedeni olmaya devam ettiğini gösteriyor. Bu durum Türkiye’de de, dünyanın geri kalanında da, memleketim Fransa’da da böyle. 30 yıl sonra, 2020’de kanserin en önde gelen nedeni hala tütün kullanımıydı. Bu da tütün kullanımının bu sıralamada üst sıralardan aşağılara inmesi hedefimizde başarısız olduğumuz anlamına geliyor. Dünyada 1 milyar sigara tüketicisi var, %8’i kansere yakalanacak, bu insanların 64 milyonu sigara yüzünden hayatını kaybedecek, yani son derece ciddi rakamlardan bahsediyoruz. İnsanlara gerçekten yardım etmek için başka çözümler bulmamız gerektiğine inanıyorum. Sigara tüketicilerinin nikotin istemeleri ile ilgilenmiyorum ama kansere yakalanmamalarını istiyorum. Bu yüzden onlara sigarayı bıraktırmanın veya yardım etmenin yollarını bulmalıyız. Tütünde zarar azaltımı bir çözüm. Eğer yetişkin sigara tüketicilerinin nikotin ihtiyaçları devam ediyorsa, kansere yakalanmadan nikotin almalarına yardımcı olacak bir çözüm. Sigara içtiği için akciğer kanseri tanısı konulan hastaların yaklaşık %64’ünün ölene kadar sigara içmeye devam ettiğini bilmekte fayda var.

 

Tütünde zarar azaltımında nikotinin rolü nedir?

 

Sigaranın zararlarını en aza indirmenin en iyi yolu sigarayı bırakmak, mümkünse hiç başlamamak. Dünya Sağlık Örgütü, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) gibi uluslararası sağlık ve bilim otoriteleri de dahil olmak üzere bu konuda çalışan dünyadaki tüm bilim insanları nikotinin kansere yol açmadığını resmi olarak beyan etmiş durumda. Risksiz olmamakla birlikte, nikotin sigaraya bağlı hastalıkların birincil nedeni değil. Nikotin, insanların neden sigara içtiğini açıklayan, bağımlılık yapan bir madde. İnsanlar nikotin istedikleri için sigara içerler ve sigara içtikleri için ölürler. Ama her ne kadar bağımlılıklarının sebebi nikotin olsa da nikotin kansere neden olmuyor. 40 yıldan beri, sigarayı bırakmaya çalışan insanlar reçetesiz bir şekilde dahi nikotin bantları veya nikotin sakızları formunda nikotine ulaşabiliyor. Çünkü nikotin kansere neden olmaz ve bağımlılık yaptığı için sigaradan uzaklaşma sürecinde kişi nikotine ihtiyaç duyar. Zarar azaltma perspektifini özetle, insanların istediği nikotini yanma ve kanserojen maddeler olmadan sağlama şeklinde açıklayabiliriz.

 

Isıtılan tütün ürünleri Kuzey Kıbrıs’ta altı yılı aşkın bir süredir bulunuyor. Bu ürünler zararı nasıl azaltır?

 

Tütünü yaktığınızda ve 350 derecenin üzerine çıktığınızda ortaya çıkan sigara dumanının içinde 6 bine yakın kimyasal madde ve ultra ince parçacık oluşmaya başlar. Nefes verme işleminde çıkan dumanın üzerine bir filtre koyarsanız, filtrenin siyah veya kahverengi olacağını görürsünüz. Bu 6 bin kimyasalın 80 kadarı kansere neden oluyor, yani kanserojen maddeler. Bu bileşikler, yani 80 kanserojen, tütünü 350 derecenin üzerindeki sıcaklıkta yaktığınızda dumanın içinde görülmeye başlar. Bu sıcaklığın altında tütünün yanmaz, ısınır.  Tütünü ısıttığınızda kabaca iki şey elde edersiniz: Biri su/aerosol, ikincisi ise nikotin. Nikotin tütün yapraklarından çok düşük ısıda ortaya çıkar, böylece nikotini alabilirsiniz. Ancak yanma ile karşılaştırıldığında daha yüksek sıcaklıklarda oluşan kanserojenlerin neredeyse çoğu oluşmaz veya çok az miktarda oluşur.

 

Uluslararası uzmanlığınıza istinaden sizin değerlendirmenize göre, tütünde zarar azaltımı halk sağlığının iyileştirilmesi açısından şu ana kadar başarılı oldu mu?

 

Isıtılan tütün ürünlerinin pazara sunulduğu ilk ülkelerden biri Japonya’ydı ve bu dokuz yıl önceydi. Japonya örneğine baktığımızda, ısıtılan tütün ürünleri yaygınlaştıkça sigara satışlarının da eş zamanlı olarak düştüğünü görebiliyoruz. Sigara satışlarının azalması, Japonya’da yetişkin sigara tüketicilerinin sigaradan uzaklaşarak bu ürüne geçtiğini gösteriyor.

 

Prof. Dr. David Khayat kimdir?

Tıp Profesörü, Paris Bizet Kliniğinde Tıbbi Onkolog. 28 yıl boyunca Fransa Pitié-Salpêtrière Hastanesi’nde Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı olarak görev yaptı. Aynı zamanda Fransız Ulusal Kanser Enstitüsü’nün başkanıydı. Profesör Khayat, her ikisi de UNESCO’da olan 2000 ve 2001 Dünya Kansere Karşı Zirvesi’nin (World Summit Against Cancer) ve 2000 Paris Kansere Karşı Tüzüğü’nün organizatörlerinden biriydi. Çeşitli yayın kurullarının üyesidir ve Journal of Clinical Oncology’nin yardımcı editörüdür.