Bir satranç oyuncusu için, hamleleri analiz etmek en önemli görevdir. Uluslar arası politika da gerçekte satranç oyununa benzer.
Rakibin ilk açılış hamlesinde, dikkatli bir oyuncu, arkadan hangi hamlelerin geleceğini bilir.Ona göre ilk hamlesini yapar.
Politikacılar da gerçekte, insanların duygularını dikkate alarak, sıkıştıkları anda yeni çıkış yolları bulmak için, hiç umulmadık hamlelere girişirler.
Hamas’ın saldırıları ve arkasından gelen İsrail şiddeti ilginç bir satranç oyunu olarak tarihe geçmeye adaydır.
Son Hamas-İsrail çatışmasını dinamik bir analiz içerisine sığdıramazsak, kesinlikle yanlış sonuçlara varırız.
Herkesin bildiği basit bir prensip vardır. Savaşlar genellikle politikaların farklı araçlarla ortaya konmasından başka bir şey değildir.
Öncelikle, Hamas’ın bu saldırısından esas faydalanın Netanyahu olduğunu görmeliyiz.
İsrail Başbakanı özellikle yargı alanında yaptığı gerici atılımlarla, anayasayı değiştirerek, yargıyı kendi kontrolüne almak istiyordu..
İsrail halkının büyük bir çoğunluğu bu değişikliği onaylamıyor ve parlamento dışında aktif bir mücadele çizgisi izliyordu.
Parlamentodaki Milliyetçi Cephenin, içte karşılaştıkları eleştirileri dışarıya taşıyacakları bir araca ihtiyaçları vardı.Bu araç da Hamas’ın son saldırıları oldu.
Hamas’ın son saldırılarını, ezilenlerin baş kaldırışı olarak yorumlamak kolaycı bir anlayıştır.
Kaldı ki, dünyanın en güçlü örgütlerinden biri olan MOSSAD’ın bu saldırıdan haberdar olmayacağını düşünmek, kabul edilebilecek bir yaklaşım değildir.
İsrail bu saldırıda, kendisini mağdur olarak gösterme şansına erişti. Bunun yanı sıra Gazze’yi de yerle bir edip, gelecekteki muhtelif ayaklanma nüvelerine öldürücü darbe vurma şansını elde etti.
Hamas, İsrail sivillerini ve askerlerini öldürürken, sadece Netanyahu’nun değirmenine su taşımaktadır. Tüm İsrail halkı, dıştan gelebilecek bir saldırı tehlikesi altında olduklarını hissederek, bir müddet daha sağ koalisyonu eleştirmekten uzaklaşacaklardır.
Havadan, karadan ve denizden israil’e karşı bu genişlikte bir saldırı planlanacak ve MOSSAD bu konuda hiçbir veri elde edemiyecek.Buna kargalar bile güler.
Netanyahu, kirli emellerine ulaşmak için, İsrail askerlerinden bir miktarının ölümünü engellemekten kaçınarak, Hamas’ın saldırılarına fırsat vermiştir. Olay bu kadar basittir.
Zaman geçtikçe sis bulutları dağılacak ve tablo daha açık bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Bu felaket, Kıbrıs halklarına da bir uyarıdır. Büyük devletler, bitmemiş milliyet sorunlarını daima bir köşede tutmakta ve gerektiğinde bu unsurlar arasından kışkırtıcılar yaratarak, istedikleri bölgeyi kan gölüne çevirebilmektedirler.
Kıbrıs Sorunu devam ettiği müddetçe, büyük devletler burada, basit bir kışkırtma operasyonu ile, istedikleri karışıklığı çıkartabilirler. Unutulmamalı ki, Kıbrıs’ta sadece ATEŞKES hüküm sürmektedir.
































