Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MAALESEF İŞİMİZ ZOR

 

Yarım asırdır Türkiye ‘de ekonomi politikası tümüyle yanlış yollardan gitti. Çoğu kez siyasi amaçlara kurban edilen ve ekonomi politikası para ve kur politikasında da yanlış yollarda gitmeye devam ediyor. Bunun en bariz hatası enflasyon ve faiz politikasının yanlış uygulanmasıdır. Şimdi bu yanlış politikadan dönmek istense de bu erken zamanda sonuç verecek bir durumda değil. Geçen hafta TCMB Başkanı’nın enflasyon raporundan anlaşılacağı üzere enflasyon sarmalı daha bir kaç yıl bizimle birlikte olmaya devam edecek. Bunun en basit anlaşılır tarafı kur artışlarının enflasyon üzerindeki etkisinin birkaç yıl sonra gözükmesidir. Bu da şu demektir ki enflasyon en az 3 yıl daha bizimle olmaya devam edecek tabi ki eğer ekonomi politikaları doğru uygulanırsa kurlardaki artış panik yaratarak bankalar aracılığıyla piyasaya döviz satarak kurları baskılamaya çalıştıkça döviz rezerveleri bitti, fakat kurlar düşürülmedi.

Sermaye hareketlerinin serbest olduğu ekonomilerde faiz ve kuru aynı anda kontrol altında tutamazsınız. Türkiye bunu yapmaya çalıştı fakat başaramadı.

Türkiye sadece para ve kur politikasında yanlış yapmadı maliye politikasında da yanlış yaptı. Bu yanlışların sonucunda pahalılık ve yüksek enflasyon sarmalına girilerek satın alma güce git gide düştü ve fakirleşme daha da üst boyutlara çıktı.

Yeni dönemde Türkiye’de Ekonomi Bakanı ve TCMB başkanı değişti. Şu ana kadar herhangi bir farklı politika görmüş değiliz. Beklentilerimiz halen olumsuz.

Geleceğe dair beklentiler olumsuz ise toplumda da bu olumsuzluk olumsuz şekillenir ve oda enflasyonu artırır. Satıcıları olumsuz beklentileri satış fiyatlarının üzerine mevcut enflasyonun ötesinde fiyat eklemesine neden olur. Beklenti olmadığı için gerçekleşmeler hep kötü olur. Ahlaki bozulmalar da kendini gösterir.

Bütün bu yanlışlar ve olumsuz beklentiler KKTC’de de uygulanır politikaların sonucunda bize de yansımış ve Türkiye paralel değişik gemi içinde olsak da gemilerin su alma potansiyelleri aynı olmuş.

Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet olarak kendi ekonomi politikamızı oluşturamadık.  Bizler Türkiye’nin bize göstermiş olduğu yoldan gittik ve aynı arabayı kullandık. Bu arabanın bizi taşıyamayacağını ve bu yoldan gitmenin bize ters olduğunu görmedik ve/veya göremedik. Görmekte istemedik aslında çünkü bu politikaları uygulamak işimize geldi. Başarısız olunduğu zamanda ’Ee ne yapalım Anavatan Politikası‘ dedik ve geçtik fakat bu politika ağır bir tablo çıkardı karşımıza. Geleceğe ilişkin olumlu beklentiler oluşmasını da engelliyor bu tablo.

Maalesef işimiz çok zor ne Kıbrıs meselesi umut veriyor ne Türkiye’nin AB ile müzakereleri yürüyor ne de düzgün bir ekonomi politikası var.