Sol ideoloji sömürünün nedenlerini ve emekçi sınıfların daha rahat koşullarda çalışmasının koşullarını halka anlatmaya çalışırken, alım gücü düşük olanlar da oylarını sağ cepheye vermeye devam ediyorlar.
Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en yoksul ve feodal bağların güçlü olduğu bölgelerde Tayyip Erdoğan’a verilen oylar genellikle çoğunluktaydı.
Şehirleşmenin arttığı, insanların kapitalist ilişkiler içerisinde bulunduğu bölgelerde ise Kılıçdaroğlu daha fazla oy alabildi.
Fakirleşme sanılanın aksine sol’a değil, sağ’a oy taşımaktadır. İnsanlar çaresiz ve gelir getirici bir işe sahip olmadığı zaman, siyasilerden gelecek rüşvetlere ve maaşlara bel bağlamaktadırlar.
Türkiyede yapılan bir araştırmadan çıkan sonuçlar , AKP’ye oy verenlerin yapısını ortaya koymaktadır.
Sosyolog Sevinç Doğan’ın Mahalledeki AKP / Parti İşleyişi, Taban Mobilizasyonu ve Siyasal Yabancılaşma (İletişim yay,2016) başlığını taşıyan İstanbul Kağıthane’de gerçekleştirdiği derinlikli saha çalışması, bize bu partinin ‘’tılsımı’’ hakkında 5 anlamlı ipucu veriyor:
1-Bu partinin organizasyonu aşağıdan yukarıya doğru işliyor ve öyle çalışıyor.
2-AKP’de ekonomik ve kültürel sermaye birlikte çok etkili olarak kullanılıyor.
3-Sınıfsal kaynaşma bu partinin işleyiş şekli oluyor.
4-İnsanlar (toplumsal aktörler) geleceklerini parti üstünden şekillendiriyor.
5-Alanın parti olarak varlığı, her şeyin garantisi. Bu sadece seçim dönemlerinde değil, tüm zamanlarda ve sürekli olarak çalışıyor. Genel politikalar ile yerel pratikler birbirini tamamlıyor.
Türkiye’de 15,3 milyon insan çeşitli adlar altında parasal destek alıyor. Bu insanların her birini, bir haneye eşdeğer olarak kabul edebiliriz. Ülkenin toplam hane sayısı 25,3 milyon. Hesapça, toplam hanelerinin % 60’ının parasal destek üstüne kurulu bir yaşam pratiği var.
Unutmamak gerek: Cumhur İttifakı adaylarının 1.geldiği 52 ilin Türkiye ulusal hasılasına katkı oranı sadece % 33
Ülkede 12,1 milyon insan iktidar partisine kayıtlı, bu da resmin tamamlayıcısı. (KENAN Mortan’ın makalesinden)
Görüldüğü gibi sağ iktadarlar, devletin kaynaklarını kullanarak kendilerine büyük bir oy deposu yaratmışlardır.
Kuzey Kıbrıs’ta da benzeri bir süreç yaşanmaktadır.
Sağ Cephe, Rum tarlalarını, evlerini kendi yandaşlarına vermekte ve kendilerine bağımlı bir yapı oluşturmaktadırlar. Bu yapıda yer alanlar,Rum tarlalarını satarak, emek harcamadan, sınıf değiştirdiklerini sanmakta ve sağ cepheye bağımlı bir çizgi izlemektedirler.
Kuzey Kıbrıs’ın en fakir bölgelerinin sağ cepheyi desteklemesi bir tesadüf değildir.
Sol’un demokrasi, eşitlik ve ekonomik özgürlük sloganları bu fakir kesim için hiç de anlamlı gelmemektedir.
Sorun nasıl çözülebilir?
Öncelikle bu tür düzenlerde kısa vadede rüşveti alanlar, bir müddet sonra bu rüşvetin eridiğini görmekle karşı karşıya kalacaklardır.
Popülizm uğruna kitlelere verilen rüşvetler, toplumun kaynaklarının erimesine ve fakirleşmenin daha da derinleşmesine sebep olmaktadır.
Sendikalar kendi gruplarsına ekonomik çıkarlar sağlamak için eylem yaptıkça, bu durum sağ partilere yaramaktadır.
Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde harcanan paraların bedeli, bugün TL nin yıkılmasını doğurmuştur.
Çarşamba günündeki fiatlara göre 1 dolar 23 TL yi, 1 Euro 25 TL yi ve 1 Sterlin 29 TL yi geçmiştir.
Siyasiler atı alıp, Üsküdarı geçmiştir.Garibana EŞEK bile kalmayacaktır.
































