Halkın Partisinin oluşumunda ‘’devre mülk’’ tatil sitesi misali iktidarda sırasını defaten savmış olan meclisteki partilerin sorumluluğu devredilemeyecek derecede büyüktür.
Bu yeni partinin sipariş üzerine Türkiye’nin siyaseti düzenleyecek ‘’mühendislik projesi’’ olduğunun iddia edilmesini farklı açılardan tespitler yaparak değerlendirmek lazım.
xxx
Türkiye’nin bölgedeki stratejik çıkarlarını koruması için adada anlaşma olsun olmasın ‘’uzun yol yürüyecek’’ lider arayışı artan bir ihtiyaç haline geldi.
AKP iktidarı nezdinde adada Kemalist düşüncenin arka bahçesi ve yetiştirme sahasının öncüsü olarak görülen Denktaş’ın düşünceleri değil ama onun donanım ve kapasitesinde birinin arayışı her geçen gün giderek arttı.
Bu birinci tespittir.
xxx
AKP iktidarı ve adadaki temsilcileri empati yapabilmekten yoksun ve iç siyasette tarafsız kalmaktan kendilerini alıkoyamadıkları için Türkiye’yi adada parasıyla rezil olan ülke konumuna düşürdü.
En son su konusu bunun artık hat noktaya çıktığının göstergesidir. Su konusundaki duruma adaya ilgi duyan yabancılar burada yazmanın uygun olmayacağı bir taraflarıyla şaşkınlıkla gülüyorlardır. Türkiye’nin bölgedeki ‘’caydırıcı gücünün’’ göstergesi bu mu diye de yorum yapmaktan geri kalmıyorlardır.
Bu da ikinci tespittir.
xxx
Bırakın Türkiye’nin adada çıkarlarını dış dünyaya karşı savunmadaki mahareti, Kuzeydeki iç siyasette de siyasetçileri iktidarda tutmak için devamlı başvurulan merci haline geldi Türkiye.
Her seçimde ona ihtiyaç duyacak siyasetçileri artık sırtında taşımaktan illallah edilmiştir. Yaptığı siyasi tercih ve söylemlerle Kıbrıs Türkü nezdinde kendini gereksiz yıpratmasının ötesinde adadaki genç nesil ile de iyice yabancılaştı Türkiye.
Bu da Türkiye tarafından Kıbrıs’a bakıldığında ileriye yönelik çıkarları açısından dikkate alınması gereken üçüncü tespittir.
xxx
Gelelim bu yeni partiye ‘’Türkiye’nin projesidir’’ diyenlere.
Meclisteki siyasi partiler kendilerini ‘’tesviye’’ etmezse, ya da bunu mahsustan deneyip başaramazsa sonlarının ‘’tasfiye’’ olacağını tahmin etmek siyasi bir kehanet olmasa gerek. Tabiatın kuralı olduğu gibi siyasetin de kuralı bu. Uzağa gitmeyin DSP, ANAP, DYP 15 sene önce neredeydi şimdi nerede diye düşünün.
Bu resmin tümünü görüp bunun doğuracağı sonuçlara yönelik kendine çekidüzen verip hiçbir siyaset üretmeyeceksin sonra da ‘’Türkiye var ha arkasında’’ deyip mağduru oynayan efe rolüne soyunacaksın.
Trajikomik olan durum budur. Kıbrıs Türkü bu numarayı bu sefer yiyip yiyemeyeceğini göreceğiz.
xxx
Bu resmi yazılmazsa eksik gösterecek bir başka parçası daha var.
AKP iktidarının adaya ekonomik sebeplerden dolayı ilgi duyan kesimi ve bunlara ayak uydurup kraldan kralcı davranan adadaki temsilcileri de ‘’mali disiplin’’ adı altında iktidara gelen her partiyi Kıbrıs Türkü nezdinde çaresizliğe bir adım daha yaklaştırmak için elinden gelen eylem ve küçük düşürücü söylemi ortaya koymaktan geri durmadı.
‘’Ağabeylik’’ değil çoğu zaman, neyin ezikliğini gidermek için olduğu meçhul, ‘’ağalık’’ yapmakta ısrar edildi.
Böylelikle çok kısa bir sürede kamuoyu önünde yaşananlar siyasi kurumlarımızın yıpranmasını sağlayacak bir fırsata bilinçli ya da bilinçsiz dönüştürülmüş oldu.
Bu yaklaşım hem Türkiye’yi yıprattı hem de kurulu siyasi partilerimizi umut olmaktan çıkarttı. Düşman bildiklerimiz planlasa bundan iyisini yapamazdılar.
xxx
Kısa ve uzun vadedeki bu toplam Kuzey Kıbrıs resmi karşısında Türk dış siyasetine yön veren çok daha gerçekçi ve sağduyulu düşünebilen bir ‘’üst akıl’’ Özersay’ı Türkiye’nin çıkarları açısından çıkış yolu olarak görebilir.
Kıbrıs Türkünün seçimlerdeki hassasiyetlerini bilip yalnızca gerekli olan yerlerde ‘’can suyu’’ verilmesini sağlayarak Özersay’ı cesaretlendirmiş de olabilir. Bunu dikkat edin yalnızca Türkiye değil Rum tarafındaki tüm dış misyonlar da yapmıştır. Emin olun Kıbrıs Türk kamuoyu önünde yeni partiyi ve Özersay’ı onore etmek için onlar da ‘’can suyu’’ vermeye devam edeceklerdir.
Bizim hoşumuza gitmese de siyasetin ve diplomasinin gereğidir bu. Buna sebep olan da bundan şimdi şikâyet edenlerdir.
xxx
Bugüne kadar Türkiye’nin gölgesinde kurulan diğer partilerin ömrü çok uzun olmadıydı ama bu yeni parti hem kuruluş, hem söylem, hem de kurucuları itibariyle diğerlerine pek benzemiyor.
Suyun kontrolünün geleceği yerden ‘’can suyu’’ esirgenmez. Maharet işi bu noktaya getirmemekti.
































