Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MİLLİYETÇİLİK  ÜZERİNE

Her insanın milliyetçiliğe yaklaşımı farklıdır. Ancak doğruya en yakın tanımını VİKİPEDİ’den aktarmaya çalışalım.

“Modern milliyetçi düşünce 1789-1799 FRANSIZ DEVRİMİ  ‘nin fikirlerinden doğmuştur.

Avrupa tarihindeki ilk milliyetçi hareketlere,  I. Napolyon istilası (1804-1815) altındaki  Almanya’da rastlanır. Aynı yıllarda, Rus işgalindeki  Polonya’da güçlü bir milliyetçi akım doğdu. 1821’de  Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan Yunanistan, Avrupa’nın milliyetçi çevrelerinde çok heyecanlı destek buldu. 1848’de Avusturya İmparatorluğu’na karşı ayaklanan Macarlar, daha sonra Çekler ve  Sırplar, milliyetçilik akımını Orta Avrupa’ya taşıdılar.

1860-1870 yılları arasında gerçekleşen İtalya birliği, devrimci milliyetçiliğin en büyük zaferlerinden biri olarak algılandı. 1870’lerde Rusya’da doğan Pan-Slavizm akımı, yayılmacı milliyetçiliğin ilk örneklerinden biri idi.

Milliyetçiliğe yol açan en önemli etken, daha önce hükümdar ve sülale zemininde tanımlanan siyasi aidiyet duygusunu, hükümdardan bağımsız olarak, “halk”a maletme gereğiydi. Siyasi aidiyet ve itaat, “halk”ın ortak iradesine dayandırılmalıydı. Bu nedenle 19. yüzyılda milliyetçilik, radikal, devrimci, anti-monarşist, yerleşik düzene zıt bir siyasi düşünce olarak değerlendirildi.”

Yunanistan’da gelişen milliyetçi dalga,İngiliz, Fransız ve İtalyanların desteğiyle ,eskiden Bizans’a ait olan toprakları ele geçirmek için,1920lerde Osmanlı  kontrolündeki topraklara askeri saldırıya ön ayak oldu.

Anadoluda gelişen Türk milliyetçiliği ile Yunan milliyetçiliğinin çatışmasında her iki ulusta derin travmalar yaratıldı.

Kıbrıs’ta da, Rumların Yunanistan’a bağlanma hayaline dönüşen milliyetçilik, Türkleri de hiç dikkate almadığı için, birlikte yaşayan her iki ulus çok acılar çekti.

Son Türkiye depreminde Yunanlıların, arama kurtarma çalışmalarına katılması, milliyetçilik akımını zayıflatan iyi bir ortam oluşturdu.Yunan halkı, daha önce kendi ülkelerindeki deprem felaketine yardıma koşan Türkiye halkı gibi, bu kez kendi Türkiye’deki deprem felaketindeki arama kurtarma çalışmalarına katıldı.Elinden geldiğince toplanan yardımlar Türkiye halkına gönderilmeye çalışıldı.

Bu olumlu adımlar atılırken, özellikle Kuzey Kıbrıs’taki şöven kesimlerin, Rum halkının yardım göndermesine karşı çıkması hiç de iyi bir görüntü oluşturmadı.

Şimdi Rum tarafındaki yardımlar BM aracılığıyla Anadolu halkına iletilmeye başlandı.

Çarşamba günü de Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye ve Suriye depreminden etkilenenlere 500 bin Euro luk yardım yapma kararı aldı.

Kıbrıs gibi küçük bir ülkede aşırı fanatik milliyetçilerin her iki toplumda yarattığı tahribatlar unutulmadan, işbirliği için gerekli dersler çıkartılmalıdır.

Komşu ülkelerde meydana gelen depremlerin Kıbrıs’a ne zaman uğrayacağı belli değildir.Böyle bir felaket, milliyet ayırımı yapmadan herkesi derinden etkileyecektir.

Bölünmüş Kıbrıs, acıların devam etmesinden başka hiçbir sonuç vermeyen , kanayan bir yaradır. Bu yara da ancak fanatik milliyetçiliğin her iki toplum içerisindeki etkilerine karşı savaşarak iyileştirilebilir.