Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eğitimin niteliği!

Milli Eğitim Bakanlığı, Genel Ortaöğretim Dairesi ve Mesleki Teknik Öğretim Dairesi’ne bağlı okulların akademik yönden desteklenmesi amacıyla KKTC’de faaliyet gösteren 6 üniversite ile “Eğitime Destek Protokolü” imzalamış.

İlk bakıştı güzel ve anlamlı görünüyor. Peki gerekçesi neymiş bu protokolün?  Genel Ortaöğretim Dairesi ve Mesleki Teknik Öğretim Dairesi’ne bağlı okullarda, öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimine, eğitim hizmetlerinin niteliğinin artırılmasına ve eğitim paydaşlarının sosyal, kültürel ve mesleki gelişimlerine destek olunacakmış.

Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda bir açıklama yapmış ama detayları olmadığı için bazı soruları sormak gerekiyor. Örneğin eğitim hizmetlerinin niteliğinin artırılmasına nasıl bir katkı konulacak? Ne yapılacak da eğitimimizin niteliği artacak?

Üniversiteler öğrencilerin akademik olarak gelişimine katkı sağlayacakmış. Açıkçası bunları detaylandırmak ve kamuoyu ile paylaşmak gerekiyor. Umarım bu protokol kağıt üstünde kalmaz.

Hade! Ben bir öneri sunayım. Bu altı üniversitenin de Eğitim Fakültesi var. Bu protokolün amacı öğrencilerin akademik gelişmesine katkı koymaksa ve eğitim hizmetlerinin niteliğinin artırılması ise gelin işe kolej sınavında başlayalım. “İlköğretimden ortaöğretime geçiş nasıl olmalıdır?” sorusuna cevap arasın bu üniversitelerimizin Eğitim Fakülteleri… En azından toplum da der ki “bak işte akademisyenler böyle karar verdi”.

Bugün ortaöğretim kademesinde istediğimiz insanı yetiştirebiliyor muyuz? Dünyadaki yaşıtları ile rekabet edebilen, mezun olduktan sonra yeterli donanıma sahip gençler yetiştirebiliyor muyuz?

Bu soruların cevaplarını bulmak ve eğitim sistemimiz yeniden organize etmemiz gerekiyor. Yani bu protokol bunlara hizmet edecekse başımızın üstünde yeri var. Ha yoksa iş ola yapılmışsa birbirimizi kandırmaya gerek yoktur çünkü eğitimde çok ciddi sorunlarımız vardır. Bunlarla uğraşmak çok daha yararlı olacaktır.

Eğitimde niteliğin artırılması konusu açılmışken geçtiğimiz gün ülkedeki meslek liselerinin birinde görevli bir öğretmen arkadaş ile sosyal medya üzerinden konuşuyoruz. İnşaat Teknolojisi ve Yapı Ressamlığı alanlarında öğretmenlik yapıyor. Diyor ki “okulda kullandığımız bilgisayarlar 2005-2006 yıllarında alındı, ülkede internet başlı başına bir sorun, 20 yıl öncenin bilgisayarları ile mimari çizimler yapmaya çalışıyoruz. Tabii ki bu koşullarda ne kadar yapabilirsek”.

Hade gelin de bu konuda eğitimin niteliğini artırın? Öğretmene veya öğrenciye istediğiniz akademik katkıyı sağlayınız, okuldaki teknolojik gelişimi tamamlayamazsanız eğitimin niteliği artmaz.

Eğitim Bakanlığı’nın 2023 bütçesindeki yatırıma ayrılan pay binde on iki. Hal böyle iken hangi nitelikten bahsedebiliriz. İşte imkansızlıklar içinde öğretmen uğraşsın, birkaç bilgisayar bulunsun diye müdürler dilenciye dönsün, biz de eğitim yaptığımızı düşünelim.

Artık silkinip kendimize gelmenin zamanı geldi. Böylesi bir ortamda “Tam gün eğitime geçelim” söylemleri cebinde parası olmayan adamın “ben markete gidiyorum alışveriş yapayım” demesi gibi bir şeydir.

Tam gün eğitim konusunda yapılabilecek şeyler var mı? Elbette vardır. Planlı programlı gidilirse olabilir. İşe ilk önce büyük şehirler veya büyük okullardan başlamak sorun yaratabilir. Taşımacılığın olmadığı, çocukların eve gidip yemek yiyip okula geri gelebileceği köy okullarından başlamak en doğrusudur.

Bu konuda başlangıçta büyük adımlar yerine küçük adımlar bizi daha doğruya götürecektir.