Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İkinci “oxi bayramı” mı?

Yazımızın başında olurda okuyan bilmez diye bir bilgi notu ile başlayalım. “OXI” okunuşu “OHİ” olur, Yunancada “HAYIR” demektir. Ve Yunanlılar için son derece milli bir kelimedir. O kadar ki 28 Ekim’i “OXI bayramı” olarak kutlarlar.
Bu bayramın tabii ki tarihi bir olaya dayandığı malumdur. İzninizle bunu da hatırlatalım. İkinci Dünya Savaşı başında Nazi ülkeleri güçsüz ama stratejik değere sahip Yunan topraklarına göz diktiler. Mussolini’nin Faşist ordusu Arnavutluk’u işgal etmiş Yunanistan’a ise resmen teslim olması direktifini vermişti. Aslında kuvvet dengelerine bakıldığında Yunanlıların Faşist ordular karşısında direnmesi mümkün değildi. Bu durum ülkenin “masada telim olması” tezini kuvvetli kılıyordu.
Ne var ki, Yunanistan’ın askeri diktatörü Giannis Metaksis 28 Ekim 1940 tarihinde bu ültimatomu kesin bir dille reddetti. Bir yerde “OXI” yani “HAYIR” diyerek İtalyan işgalini reddetti. O günden beridir de 28 Ekim, Yunanistan’ın “OXI” bayramı oldu.
Tarihi bilenler bilir. İtalyanlar bu “hayır”ı pek dinlemeyip Yunanistan’ı işgal etmeye kalktılar. Ancak ciddi bir direnişle karşılaşıp ağır kayıplar verdiler. Bu durumda Hitler orduları da İtalyanlar lehine devreye girince Naziler yirmi dört saat içinde işgali gerçekleştirdiler. Üç yıl süren işgal boyunca Yunan toprakları insanlık onurunun en çok çiğnendiği yer oldu. Yunan halkı kedi köpek yiyerek beslenmek zorunda dahi bırakıldı. Çok sayıda savaş suçu işlendi. Yunan halkı adeta köle muamelesi gördü.
İşgalden sonra ise Yunanistan çektiklerinin bedelini Ege ve Adriyatik Denizi’ndeki İtalyanlara ait birçok adayı kendisine bağlayarak çıkardı.
Pazar günü Yunan halkı ikinci kez “OXI” dedi. Bu kez Avrupa Birliği’nin ekonomik işgaline karşı bir “hayır” deyiş idi bu. İşin ilginci ise perde arkasında yine Almanlar var.
Almanlar, sanki de 1940 yılındaki “HAYIR”ın rövanşı peşinde gibi bir durum görünüyor. Israrla Küçük Yunanistan’ı ve Yunan halkını Avrupa Birliği aracılığıyla yutmak istiyor. Bunun için de diğer Avrupa ülkelerinden farklı, bir başka türlü söylem veriyor. Aslında Almanya 2. Dünya Savaşı’nın rövanşını Balkan ülkelerinden almaya yıllar öncesi başlamıştı. Doğu cephesinde kendilerine zaman ve güç kaybettiren “YUGOSLAVYA” sinsice dağıtılmıştı. Bu dağılmayı Almanya adeta körüklemiş, Hırvatistan ve Slovenya’yı adeta çekim alanı içine almıştı. Şimdi sıra Yunanistan’daydı.
Hakikaten de 1940’ta silahların yüklendiği rolü bu kez siyaset yüklenmiş görünüyor.
Ben ekonomist değilim. Ekonomik tahlil yapacak bilgi ve deneyimim de yok. Bu nedenle o olur, bu olur diye ukalalık yapacak durumum da olamaz. Ama tarih bir tekerrürden ibarettir. Geçmişte bağımsızlığı için her türlü hakareti sineye çekip mücadele eden bir ulus, aynı kararlılığı tekrar koyabilir. Ve inanın bu kararlılığı koyacaksa da sonucunda etrafta ne olup biteceği konusunda çok da umuru olmaz.
ANLAYAMADIKLARIM
Bu Avrupa Birliği yoksa gerçekten 5-6 yıl içinde çökecek mi? Önce Anayasa krizi yaşandı şimdi de Euro Zone çatırdıyor. Anlayamadım yani biz çok mu abarttık bu Avrupalılığı ne?

VE ŞİİR.
Bu haftaki şiirimiz de geçen hafta olduğu gibi Dervişe Güneyyeli’ye ait:

YENİ-DEN
Kopardım kendimi
Süzüldüm
Kirden lire uzaklaşan bir uçurtma misali
Tellerime yeni notalar diktim.

Tanrıların tenlerini yırttım
Kaçtım bir densiz gibi.

Parçalanamayan yerinden kardım atomları
Tohumla eğirdim
Manayla derdim.

Kendimi
Tenime
Yeniden
Doğurdum.