Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Beşparmak Dağları efsanesi

Çok eski zamanların birinde adamızın kuzey sahillerinde yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kızın gizli sevdalıları çokmuş. Gençler onunla birkaç dakika el ele tutuşmak için bile hayatlarını vermeye hazırmış. Ne var ki iki ünlü ailenin iki güzide çocuğu kızın gözüne girmekte diğerlerine göre fark atmış. Kız iki gence de “mavi boncuğum sende” der gibiymiş. Sonunda dayanamayıp bu kararsızlığını onlara da itiraf etmiş. Gençler ondan vazgeçecek gibi değilmiş. Kızın güzelliği kadar kararsızlığının da iki gencin yüreğinde açtığı yara iflah olmaz boyuttaymış. Hiçbiri sevdalandığı kızı diğerine bırakacak durumda değilmiş anlayacağınız…

Bu iki gençten biri çok iyi karaktere sahipmiş. Diğeri de bütün yaşamı boyunca kötülüklerle yatmış, kötülüklerle kalkmış. Bu iki ayrı özelliğe rağmen her nasılsa iyi arkadaşmışlar. Ne var ki kız konusu olunca defalarca konuşmalarına rağmen bir türlü anlaşamamışlar.
Netice olarak insanlık tarihi boyunca her anlaşmazlığın çaresinin bulunamadığında girilen yola girmişler. Bir gün oturup bir bataklık kenarında kılıçla ölümüne dövüşerek bu sorunu o şekilde çözmeye karar vermişler. Bir birlerinin elini son kez sıkıp “Ölen ölsün. Aramızdaki didişme bitsin, sağ kalan kızı alsın” demişler.
Dövüşmek için kararlaştırdıkları gün ve saat gelip çatmış. Her ikisi de kılıçlarını kuşanmışlar. Daha dövüş kurallarını konuşurken kötü yürekli delikanlı karşısındakinin boşta bulunduğu an bir hamle yapmış. Kılıcını sallarken den düşman bildiği rakibini yaralamış. Bu andan sonra kılıçlar karşılıklı şakırdamaya başlamış. Sonunda iyi karakterli olan kötü yürekli olanı bataklığın içine sürmüş. Bataklığa giren rakibini vura vura bataklığa gömmüş. Kötü kalpli delikanlıyı çamur yutmuş. Ancak iyi yürekli delikanlı da hasmını bataklığa sürerken farkında olmadan çamura girmiş, batağa saplanmış. Kan kaybettiğinden bataklıktan kurtulacak gücü kendinde bulamamış. Onu da çamur yutmaya başlamış. Kılıç tutan elini havaya kaldırmış. Önce kılıcı bırakmış. Sonunda başı da çamurun içine tam olarak gömülmüş. Yalnızca yukarıya uzattığı elinin beş parmağı dışarıda kalmış, işte tam o anda bataklık çamuru birden bire kurumuş. Bulundukları yerde yükseldikçe yükselmiş, dağ olmuş. Dağın tepesinde beş parmak da uzaktan bakıldığında bile görünür olmuş. Günümüz insanları Beşparmak dağına baktıklarında gördükleri beşparmak görünümünün öyküsü budur.

Hikaye budur ama iki gencin ölümüne ve Beşparmak Dağı’nın oluşumuna neden olan dünya güzelinin akıbeti hakkında en ufak bir emare yoktur. Muhtemelen, dünyanın entrika düzenine uygun olarak, ortada çok görünmeyen ve iki yakışıklı genci dövüşmek için kışkırtan bir üçüncü genç ile evlenip bir sürü çocuk yapmıştır.
Onun yüzlerce yıl sonra doğan torunlarından biri de taş ocağı işletmecisi olmuş dağda büyük ninelerinin vasiyetini gerçekleştirip, çamurun yuttuğu iki genci aramaya koyulmuştur.
Yoksa bu kadar acımasızca dağın yıkılmasına, tahrip olmasına kim ister kim razı olur Allah aşkına? Ne doğru dürüst bitki kaldı üstünde ne kuş ne de yaşayan bir hayvan. İntikam hezeyanı ile kazılıyor dağlar adeta.

Böyle giderse kısa zamanda dağlar, taş ocakları yüzünden barındırdığı tüm canlılarla birlikte tümden yok olacak.
Başta da bahsettiğim gibi… Sanki böylesine bitmemiş bir hikâye tamamlanmaya çalışılıyor Beşparmaklarda…
Ama ne olursa olsun dağlar bitmemeli, sadece efsanenin sonu gelmeli. Durmalı bu acımasız arayış!..
Ve bu hikâyenin güzel bitmesi için ciddi bir siyasi irade aranıyor artık.
Lütfen yani…

VE ŞİİR
Bu haftaki şiirimiz Aliye Ummanel’in KUYU adlı kitabından:

KOPUŞ
Benden öteye
Bir gemi süzülüyor
Süzülüyor ruhumdan
Demir atma ihtimali
Çapa yükseliyor
Kumdan
Göğe
Turkuaz tenime düşüyor
Düşüyorum
Diplere

ANLAYAMADIKLARIM
Bu Demirören’i hiç anlayamadım. “Şov asla durmamalı” sözünü bile dikkate almayan bir başkan bu adam. Yahu bu kadar zaman binlerce kişi siyasi terörden öldü. Siyaset ara verdi mi? Bir genç kızımız bindiği minibüs şoförü tarafından tecavüze uğradı ve öldürüldü diye insanlar minibüslere binmeye ara mı verdi. Kendi ülkesinde bile futbolun durmasına karar veren bu adamın, bizim ülkemizdeki futbolu kurtaracağını düşünenleri de anlayamam ya, neyse…