Bu yazıyı Facebook’ta yayınladığım bir fotoğrafa gelen yorumlar üzerine yazıyorum. Girne dağlarından çekilmiş bir resimdi o fotoğraf ve karşıda Akdeniz’in ardında Toroslar görüntülenmişti. Fotoğrafı yayınlar yayınlamaz öyle yorumlar gelmeye başladı ki anlatamam. Yani güzel bir fotoğraf çekmiştim ama milletin güzellik umurunda değildi. O güzel fotoğrafın üstünden siyaset yapma eğilimine girdi ahali. Geç kaldım. Canım sıkıldı ama sosyal ortamın tartışmaya açık olması gerektiğine inanan bir kişi olarak ses çıkarmadım. Sadece düşündüm. “Ne hâllere geldik biz?” diye. Sonra dedim ki: “İtirazım var.”
Biliyorum ama yine de itirazımı dillendirmekte fayda var. Etraftan bizlere dayatılan birkaç şeye ciddi itirazım var.
Örneğin, Türk olarak dünya üzerinde en barbar ırk olduğumuzu yazıp çizenlere, ulusal kahramanlarımızı küçümseyenlerimize, toplumsal direnişimizin haksız olduğunu söyleyenlere ve hatta Mehter Marşı dinlemeyi faşistlik sayanlara itirazım var…
Yunan ve Rum ulusunun bizim ebedi düşmanımız olduğunu, bunların hele de Kıbrıs’ta ortam bulsa bizi bir kaşık suda boğmak için fırsat aradığını, kısacası “Domuzdan post, Rum’dan dost olmayacağını” ve de “Türk’ün Türk’ten başka dostu olamayacağını” söyleyenlere de itirazım var.
Kazandığımız zaferlerin küçümsenmesine, kaybettiğimiz savaşlarda ise karşı tarafın “Kahpece!” hile yalan yaparak bizi yendiğini ifade edenlere de bilhassa itirazım var.
Aman bu sözlerden kimse yanılgıya düşmesin, aslında benim esas savaşa itirazım var.
Elli beş yaşın getirdiği rahatlık ve olgunlukla açıkça söylüyorum işte: En çok da “Benimkinden başka bir dine ya da mezhebe mensup olanlar Allah katında makbul değildir” diyenlere çok güçlü itirazım var.
İtirazım var bunlara. Bu nedenle artık ister faşist deyin ister başka bir şey Mehter Marşlarını alenen dinleyeceğim. Milli kahramanlarımıza laf sokuşturanlara cevap vereceğim. Direnişin meşruluğunu rahatlıkla savunacağım. Bu arada barış ve çözüm olsun diye de çalışacağım. Rum dostlarımla kafa çekmeye gideceğim. İlişkilerimi olanaklar el verdiğince geliştireceğim. Tanrı ile kimse arama girmesin zaten. Ben bildiğim dilde ve şekilde ibadet edeceğim.
İç siyasette yaşananlara uzun zamandır itirazım var. Bu konularda yazı yazmıyorsun diye sitem eden okurlarım beni bağışlasın. Yazan bir İnsan inanmadığı konuda yazamıyor. Kendine ayrılan sütünü inanmadığı bir olaya açamıyor. Açsa da itirazını söylemeye açıyor ki, bunu sıkça yaparsa okuyucu sıkılıyor. Seçim siyaseti üstüne kurulu bir düzende ne yazabilirsiniz ki zaten.
Bunları da yazdım diye şimdi bazıları bana vizyonsuz, doktrinsiz diyecek, desin vallahi. Görmüş geçirmiş bir insan olarak, zaten onları da bu saatten sonra dikkate alacak değilim. Sol’un sağ olduğu, Sağ’ın ise ne olduğunu kendinin bile anlayamadığı bu ortamda bana böyle bir yakıştırma yapılmasına kesinlikle itirazım yok. Aslına bakarsanız onlara ihtiyacım hiç yok.
Bu da böyle biline… Oh be!
Bir kitap: TANİOS KAYASI
Bugün sizlere Amin Maalouf’un “TANİOS KAYASI” adlı romanını tanıtacağım. Bu roman, dünyaca ünlü yazarın 1995 yılında yayımladığı üçüncü eseri oluyor. Benim okuduğum 33. Baskısı olup 2012 yılında Yapı Kredi Yayını olarak yayımlanmıştır. Çeviri Işık Ergüden’e aittir. Yabancı kitapların çevirisinin bazen o kitabın akıcı okunmasında çok önemli olduğunu bilen bir okur olarak Sayın Ergüden’i kutlamak isterim.
Mehmet Ali Paşa’nın Osmanlı’ya Mısır’dan başkaldırdığı dönemde geçen hikâye, devrin feodal yapısı yanı sıra, İngiltere Fransa ve Rusya’nın Ortadoğu üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için uyguladıkları sinsi planları irdelemektedir. Lübnan’da bir dağ köyünde, yöre şeyhinin kadın düşkünlüğü sonucu doğan bir çocukla başlayan öykü, bir patriğin cinayete uğraması ile devam etmektedir. Hikâyenin bir kısmının Mağusa’da geçmiş olması bize özel ayrı bir sürpriz oluyor. Akıcı bir dilin mükemmel tercümesi ile bir şaheser TANİOS KAYASI. Roman meraklılarının 250 sayfalık bu kitabı mutlaka okuması gerek diyorum.
ANLAYAMADIKLARIM
İskoçlar beş yüz yıllık rüyalarına “Hayır” dediler. Anlamadım şimdi. Biz “Brave Heart” filminde İskoçlar için boşuna mı üzüldük? İngiliz Poundu üzerinde Kraliçe resmi bu kadar mı etkili yani?
VE ŞİİR
Bu hafta değerli meslektaşım Dr. Ahmet Fikri Körceğiz’in “Ilık Bir Mavi” isimli şiirini sizlerle paylaşıyorum
ILIK BİR MAVİ
Ilık bir mavi olsun gökyüzü
Sarsın bakışlarının kızıllığını
Teninin dürtüsü haram gecelerde işvelensin
Ayak bileklerin olsun dünya
Yasemin kokulu sokaklarda buluşalım seninle
Bulutlar yol göstersin bize
Ilık bir mavi olsun deniz
Dolgun memesinde hayatın
Şarap kokusu iliklerimize işlesin
Nadasa bırakılmış bakire ovalarda
Toprağın yağmurla gevşemesisin
Ilık bir mavi olsun yeryüzü
Çıldırsın sevişmekten
YORUMSUZ
.jpg)
***
OBJEKTİFİMDEN- TOROSLAR
.jpg)
































