Geçtiğimiz günlerde Casino sektörüyle ilgili Meclise gönderilen ancak daha sonra geri çekilen 3 tasarıyla ilgili sosyal medya paylaşımlarını görünce, “öcü saklandığı yerden yine çıktı” demiştim. Bu yazıyı bu nedenle hazırladım.
Siyasiler kendi kendilerini korkutan bir “öcü” yarattı. Bu “öcü” birbirlerine karşı silah olarak kullanılmakta. Öcü: KKTC vatandaşlarının Kumarhanelere girişiyle ilgili herhangi bir söylem, düşünce, girişim vs. gündeme gelir gelmez devreye sokulur.
Kapılar arkasında siyasiler Kumarhaneye giriş yasağının anlamsız, saçma, çağ dışı ve işe yaramaz olduğunun farkında olduklarını dile getirmelerine rağmen, kamusal alanda bunu dile getiremezler. Getirdikleri takdirde öcünün kendilerini yiyeceğini bilirler.
Öcü bir gün UBP’nin oyuncağı bir başka gün ise CTP’nin oyuncağıdır.
KKTC’de devlet yönetenler insan merkezli ve/veya sektör merkezli düşünmezler. Politikaların merkezinde kamu maliyesi yer alır. Muhalefette olanın merkezinde ise “öcüler” yer alır. Bu klasik bir durumdur KKTC siyaset arenasında.
Halbuki özellikle kumar sektöründe önde gelen hassasiyet oynayıcıyı korumak, yani insan merkezli politika geliştirmek ve sonra da sektör gelişimine katkı koyacak düzenlemeler yapmak olmalıdır.
KKTC vatandaşlarının kumarhanelere girişinin yasak olmasıyla ilgili olarak siyasilerin arkasına sığındığı büyük yalan ise “vatandaşı korumaktır”. Bu büyük yalana sarılan siyasiler maalesef kumar bağımlılığının en yüksek olduğu iki alanda KKTC vatandaşlarının kumar oynamalarına sessiz kalmaktadır. Bu alanlardan biri bet ofisler diğeri ise sanal kumar alanlarıdır.
Tabii ki argüman şu olmamalıdır: Oralara girerler bağımlı olurlar buralara da girsinler bağımlı mı olsunlar? Tipik KKTC siyasetçisi yanıtı olur bu.
Tam tersi, devlet çeşitli düzenlemelerle kumar bağımlılığına karşı ulusal politika geliştirmeli ve bunu kumarın tüm alanlarında uygulamaya koymalıdır. Bunun ilk adımı ise şeffaflıktan geçer. Yani kimin ne oranda, hangi tür kumar oynadığını bilmekten.
Devleti yönetenlerin tercihi ise bilmemek ve sorunu yok farz etmek şeklindedir. Deve kuşu misali. Baş kumda, kıç açıkta, sorun yok.
Esasında devlet bir şekilde kumar bağımlılığını artırmakta, vatandaşlarını kumar oynamaya kendisi teşvik etmektedir. Kumar bağımlılığını önleme politikasının olmayışı nedeniyle Devlet Piyangoları “Dünyada en fazla kazanma şansı olan Piyango” şeklinde reklam yapabilmektedir.
Bu tam anlamıyla bir ikiyüzlülüktür nedeni de özelde Sorumlu Oyun Politikalarının olmayışından genelde ise kumar olgusuyla ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
KKTC dışında kendi vatandaşlarının kumarhanelere girişini yasaklayan bir bölge ve bir ülke kalmıştır dünyada: Bunlardan biri Hindistan’ın Goa eyaleti diğeri is Nepal ülkesidir. Onlar mı KKTC’yi örnek aldılar yoksa KKTC onları mı örnek aldı bilmiyorum.
Güneyde kumarhanelere girişin denetimi vatandaşlık bazında değildir. Başka kriterler vardır. Yarın Güneydeki kumarhane Lefkoşa şubesini açınca, güneye geçebilen KKTC vatandaşları isterlerse oraya gidip kumar oynayabileceklerdir. Ayni şey Mağusa’da yaşayan vatandaşlarımız için de geçerli olacaktır yakında. Devletin umurunda mı olacak? Sanmam deve kuşu politikasına devam edilir bu kafayla
Kafa değişmeli mi? Evet hem de acil olarak.
2019 yılında yani tam da bugünden 3 yıl önce 23-24 Ekim arasında Brüksel’de RIG 2019 -Responsibility in Gambling- konferansındaydım. Türkçe açılımı “Kumarda Sorumluluk”.
Kumarın yasal olduğu birçok ülkede yıllar önce kabul edilen, ilgili yasaların temelinde bulunan “Sorumlu Oyun Politikalarının geliştirilmesiyle“ ilgiliydi konferans.
Yapay zekadan tutun da “oyun” adı altında çocuklara kadar ulaşan gerek tabletler gerekse telefonlar üzerinden erişilebilen kumar türlerinin bağımlılık yaratmasını önlemekle ilgiliydi sunumlar. Özetle çevremizde çok yakınlarımızda konuyla ilgili çok geniş ve de derin bilgi kaynakları mevcuttur.
Ancak bunlara kim nasıl ulaşacaktır?
Maliye Bakanlığı KKTC’de Şans Oyunları Salonlarından sorumlu Bakanlıktır. Ancak bu büyük sektörü ne denetleyebilecek ne de ona yön verebilecek ne bir yapıya ne de vizyona sahiptir. Olamaz da zaten.
Şans Oyunları Salonlarının bağlı olduğu Devlet Emlak Malzeme Ofisinden ne bir vizyon oluşturmasını, ne dünyayı takip etmesini, ne de etkin bir denetim mekanizması sağlamasını bekleyemezsiniz.
Ancak daha da vahim bir durum, kimsenin bunun farkında olmayışı, daha daha da vahimi ise devletin bu vahametin varlığından haberdar olacak örgütlenme modeline sahip olmayışıdır.
Devlet Emlak Malzeme Dairesinin, hızlı değişim içerisinde olan sektörün ne kendi içerisindeki değişimlerden, ne teknolojik gelişmelerden, ne diğer ülkelerdeki yeni yasal düzenlemelerden, ne suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesiyle ilgili gelişmelerden, ne sanal kumarın şans oyunları salonları üzerinde oluşturduğu baskıdan, ne sorumlu oyun politikalarıyla ilgili gelişmelerden, ne de sanal ortam ve mobil cihazlar aracılığıyla çocuk yaşlara kadar “oyun” adı altında ulaşmış olan kumarın farkında olmasını bekleyemezsiniz. Tabii yapay zekanın kumarda hangi alanlarda kullanılmaya başlandığından bahsetmeme gerek bile yok.
Özetle, devletin kumarla ilgili Bakanlığının yapısı bu sektörle ilgili diğer ülkelerdeki gelişmeleri takip edecek mekanizmalara sahip değildir.
Bunları söylerken hedefimde hiçbir kişi ve/veya kurum yok bu nedenle kimse de alınmasın. Tam aksine daire içerisinde gerçekten canla başla çalışanlar vardır ve ülkemizde bulunan Şans Oyunu Salonlarıyla ilgili ciddi bir bilgi birikimine de ulaşmışlardır. Yani sorun çalışanlar değildir.
Sorunlardan bir tanesi bu özveriyle çalışan insanların dünyadaki gelişmeleri takip edebilecekleri yapının olmayışındadır. Tam tersine var olan yapı bu çalışanların uzmanlaşmasına engel teşkil etmektedir. Kumar sektörü ise bilgisizlikle yönetilemeyecek kadar risklidir.
Bu alanda yapılması gereken çok iş var esasında. Madde madde belki de sayfalarca yazabilirim. Ancak öncelikle iş devlete düşer.
Devletin gelir olarak bel bağladığı, turizm sektörünün ana girdi sağlayıcısı bu sektörü böylesine atıl, vatandaşlarını da korumasız bırakması kabul edilebilecek bir durum değildir.
Her şeyden önce Meclis’te tüm partilerin temsil edileceği; vatandaşını koruyacak Sorumlu Oyun Politikalarını da içerecek, sektörün gelişimine katkı koyacak “Ulusal Kumar Politikasının” geliştirilmesi için özel komisyonun kurulması gerektiğine inanmaktayım. Öcüsüz bir siyasi tartışma ve politika geliştirme alanı yaratılmalı bu konuda.
Diğer türlü, yani bilinmezliğin karanlıklarında öcü ne zaman nereden çıkacak korkusuyla zaman tüketiriz. Statüko devam eder kaybeden kaybeder kazanan kazanır. Deve Kuşu yeryüzündeki en büyük kuş türüdür. Başını kuma sokması bir şehir efsanesi olsa da KKTC gerçeğine uygun bir deyimdir kıçının hep açıkta kalması…
































